Izgın Steli
Güncelleme: 26 Ekim 2026
Izgın Steli Kayseri, Malatya ve Maraş arasında kalan bölgede Helenistik öncesi döneme ait bulunan ilk yazılı eserdir. 1882 yılında Elbistan’ın 9 km batısındaki Izgın Köyünde bir mezar başında bulunduktan kısa bir süre sonra İstanbul’a taşınmış ve şehrimizden götürülen diğer eserlerle birlikte İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlanmıştır.
Izgın Steli’nin Keşfi ve İstanbul’a Nakli
Izgın stelini ilk olarak Maraş Amerikan İlahiyat Seminerinde görev yapan, Maraş’tan birçok eseri kendisiyle birlikte Amerika’ya götüren Profesör Henry Marden farkeder. 1882 yılında bölgeye yaptığı bir ziyarette stelin Izgın’da bir mezarlıkta mezar taşı olarak kullanıldığını görür ve yakınlardaki bir evde muhafaza edilmesini sağlar. Henry Marden stelin özelliklerini Amerika Şarkiyat Topluluğu ve British Müzesi’ne bildirir.
Küçük Asya’da Epigrafik Bir Yolculuk isimli 1888 yılında yayınlanan eserinde, Amerikalı arkeolog Sterrett, 1884 Ağustos ayında bölgeyi ziyaret ettiğini, Izgın mezarlığında Roma dönemine ait iki adet mil taşı bulduğunu ve kayıt altına aldığını anlatır. Izgın stelini duymuştur ama hastalık nedeniyle göremez.
“Henry Marden’in raporladığı aynı yerde bulunan yazılı Hitit stelini, ciddi şekilde ateşlenip günün büyük bölümünü Izgın’da bir odada dayanılmaz ağrılar içinde geçirdiğim için göremedim.”
1891 yılında bölgede gerçekleştirdikleri seyahatlerini daha önce yayınladığım D. G. Hogarth, Izgın Steli’ni arkeoloji camiasında yayınlayan ilk isim olur. Ramsay ile ortak hazırladıkları “Kapadokya’nın Helen Öncesi Anıtları” başlıklı seri makalenin 1893’de yayınlanan dördüncü bölümünde “Izgın Steli’nin 25 cm x 48 cm genişliğinde yaklaşık 2.74 m yüksekliğinde dikdörtgen prizma formunda olduğunu, yarma kireçtaşı stelin 4 yüzünde de hiyeroglif yazıtlar bulunduğunu” belirtir. Stelin Izgın’dan İstanbul’a devam eden yolculuğuna ilişkin çok kıymetli bilgiler sunar.

“Izgın’a vardığımızda köylüler bizden kısa bir süre önce bir Frenk’in yazılı taşı satın almak istediğini ancak bu isteği reddettiklerini söylediler. Bu söylenti Elbistan’a ulaşır ulaşmaz yetkililer yazılı taşı İstanbul’a nakledilmek üzere Elbistan Hükümet Konağı’nda geçici olarak korumaya almışlar. Elbistan’a vardık. 8 Temmuz’da mucizevi bir şekilde düşük rütbeli yetkililerden izin alarak avluda stelin fotoğrafını çekip kopya çizimlerini alabildik. Kaymakamın her an konutundan çıkıp gelerek izni iptal edeceği korkusuyla hareket ettik. İngiltere’ye dönüp negatifler üstünde çalışırken stelin bir yüzünün fotoğrafını almadığımızı fark ettik.”
Ayrı bir yazı olacak kadar ilginç bu öyküyü ek kısa sürede burada yayınlayacağım. Meraklı okurlar takibi bırakmasınlar.

Sir Charles Wilson, 1895 yılında yayınladığı “Küçük Asya’da Seyahat Edenler İçin El Kitabı” isimli çalışmasında, “Izgın’da bulunan dört yüzü hiyeroglif yazıtlı dikkate değer bir Hitit eserinin 1891’de Elbistan’a nakledildiğini, oradan da kısa bir süre sonra İstanbul’a gönderildiğini” belirtir.
Alman Oryantalist F.E. Peiser, kendi kurduğu ve uzun süre editörlüğünü yaptığı, Almanca aylık yayın yapan Oryantalist Gazete‘nin 1898 Ocak ayında yayınlanan ilk sayısında “1897 yılında Izgın Steli’ni, Maraş Aslanı ve Maraş Steli ile birlikte İstanbul’da bulunan Osmanlı İmparatorluk Müzesi’nde gördüğünü” belirtir.

Yazıtın Çözülmesi
Stelin dört yüzünde Luwi Hiyeroglifleri yer alır. Metinlerin yatay ve dikey yerleşimlerinden A-B-C yüzlerinde bir yazıtın, D yüzünde ise bir başka yazıtın yer aldığı anlaşılmaktadır. D yüzündeki yazıt diğer yazıtın devamı olabilir ancak büyük oranda tahrip olduğundan bağlam olarak bu yargıyı kesinleştirecek yeterli delil bulunmamaktadır. Her halükarda bu ikinci metnin stele sonradan ilave edildiği açıktır.
Stelin üstündeki metnin çözümlenmesi birçok benzer eski dilli yazıtlarda olduğu gibi hala devam eden uzun bir süreçtir. İlk olarak Hititçe’yi ilk çözümleyen dilbilimci olarak da bilinen Bedrich Hrozny tarafından 1936’da metne kısmen bir öneri sunulmuştur. Sonraki süreçte Pierro Meriggi, Emmanuel Laroche, Anna Elbina Morpurgo Davies ve Frank Starke gibi birçok dilbilimci metne önemli katkı ve düzeltmeler sunmuşlardır. Metnin günümüzdeki en kapsamlı çevirisi 2000 yılında İngiliz Hititolog John David Hawkins tarafından ortaya konulmuştur. Dört yüzünde Luvi hiyeroglifleri bulunan stelin A, B ve C yüzlerindeki Izgın-1 olarak isimlendirilen yazıtta: stelin Taita(?) adında bir yerleşke kuran Taras(?) adındaki Malizi (Malatya) hükümdarı tarafından dikildiği belirtilir, Taita’nın sınırlarının genişletildiğinden bahsedilir.
Izgın-1
ben Malizi’nin Efendisi Kahraman Taras(?)
babamın tahtına oturduğumda
Tarhunzas yanımdaydı
büyükbabamın ülkesinde, sınırlara sınırlar
nehir geçen topraklara nehir geçen topraklar ekledim
Taita(?) şehrini kurdum
ve Malizi(lileri) yerleştirdim.
YALIYASA- kasabalarına … nehir (halkını) yerleştirdim.
ve tahakkümüme göre PITHOS.GRYLLUS şehri …
… …
… ekledim(?)
ve Arnuwantis adına kendim …
… tanrılar …
… bir WALI hükümdarı göreceğiz.
ve hepsiyle birden … … … … sınırlarım …
hükmümüzle … o/onlar …dı/dılar
ve ona hadım(?) bir hizmetkar olarak Azamis’i verdim
dokuz tanrı onu/onları sürekli yüceltti
ve geyik için …
D yüzündeki Izgın-2 olarak isimlendirilen yazıtta da ülke sınırlarının genişlediği coğrafyalardan bahsedilmektedir.
Izgın-2
…
ve onları YALIYASA kasabalarına yerleştirdi
bir yandan … *286 şehrinin sınırlarını ekledi
diğer yandan Hiliki(?) şehrinin sınırlarını ekledi
ve ona …
ve PITHOS.GRYLLUS şehri …
…
onun adı (veya/ve) sureti efendisinin huzuruna çıkarılacak
Azamis bile efendisi için ritüeller gerçekleştirsin.
Ancak bunu silen (o) …
fırtına tanrısı onun için …
Izgın Steli Elbistan’a Getirilmeli
Milattan önce 11-10. yy.’a tarihlenen stel, keşfedildiği ilk yıllardan itibaren İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Eski Şark Eserleri Müzesi’nin Anadolu eserleri salonunda Maraş’ta bulunan diğer Geç Hitit dönemi eserleri ile birlikte sergilenmektedir.

Elbistan kent merkezinde cumhuriyetin ilk yıllarında hükümet konağı olarak inşa edilen, sonraki dönemlerde kütüphane, karakol, polis evi gibi kurumlara ev sahipliği yapan taş yapı 2021 yılında restore edilerek Elbistan’ın arkeolojik ve etnografik ögelerinin sergileneceği kent müzesine dönüştürüldü. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen Karahüyük Steli bu mzueye taşındı. Müzelerde bulunan Arkeolojik eserler, entografik eserlerden daha çok ilgi görüyor. Umarım Izgın steli bir gün, bulunduğu topraklara getirilir Elbistan Kent Müzesi’nin en nadide eserleri arasında yerini alır.
