Maravuz’da Sıradışı Öyküsüyle Üç Roma Yazıtı

Son Güncelleme:

John Robert Stlington Sterrett (1851 – 1914)

Amerikalı klasik çağ uzmanı ve arkeolog. 1901 yılından itibaren Cornell Üniversitesi’nde Yunan Profesörü olarak görev yapmıştır. 1880-1890 yılları arasında Atina Amerikan Klasik Araştırmalar Okulu‘nda öğrenci iken Anadolu, Suriye, Irak ve Yunanistan’da yaptığı yolculuklarıyla bilinir. Bu yolculukları sırasında Roma dönemine tarihlenen pek çok yazıtı keşfeden, transkript edip günümüze çeviren Sterrett, yolculuklarının hemen ardından tüm bilgileri hızlı bir şekilde kitaba dönüştürmesiyle de takdire şayan bir bilim insanıdır.

Berber Prof. Sterrett’i tıraş ederken. Konum bilinmiyor.

John Henry Haynes (1849 – 1910)

Amerikalı seyyah, arkeolog ve fotoğrafçı. Amerika Arkeoloji Enstitüsü‘nde başladığı arkeoloji kariyeri, Atina Amerikan Klasik Araştırmalar Okulu’nda tanıştığı fotoğraf sanatı ile sıradışı bir noktaya ulaşmıştır. Arkeoloji fotoğrafçılığının öncülerinden bir tanesidir. Sterret ile birlikte 19.yy sonlarında Anadolu’da çıktığı keşif turlarında çektiği fotoğrafların pek çoğu çekildiği bölgenin en eski fotoğraflarıdır. Bu fotoğraflarda kadrajına eşsiz güzellikleriyle yansıyan eserlerin bir kısmının günümüze ulaşmamış olması, Haynes’in çalışmalarını günümüz bilim ve sanat dünyası için çok daha önemli bir konuma oturtmuştur.

John Henry Haynes

Anadolu’da Epigrafik Bir Yolculuk

1881 Yılında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından, Antik Yunan Medeniyeti üzerine araştırmalar yapmak üzerine kurulan Atina Amerikan Klasik Araştırmalar Okulu, kurulduğu yıldan itibaren zengin içeriğe sahip eserler yayınlamaya başlamıştır. Okulun 1883-1884 yıllarını kapsayan çalışmalarının yer aldığı eser, 1884 Yazında Küçük Asya’da Epiğrafik Bir Yolculuk uzun başlığıyla Sterrett’in kaleminden 1888 yılında yayınlanmıştır.

Eser, Sterrett’in 1884 yazında Haynes ile birlikte çıktığı yolculukta, Niğde’den Malatya’ya kadar uzanan hatta, epiğrafların (eski yazıtlar) peşinde süren keşif yolculuğunu ve bulunan eserlerin içeriklerini anlatmaktadır.

Maraş’tan geçen seyyahlar dizisi için yaklaşık dört yıldır listemde bekletmekteydim bu eseri. İçeriğinin, çoğunlukla ileri düzeyde arkeolojik bulgulardan oluşması, eski yazıtların sadece transkriptini içermesi ve günümüz tercümesini vermemesi dolayısıyla ilgi çekmeyeceğini düşünerek bekletiyordum bu eserin çevirisini.

Göksun, Elbistan, Afşin bölgesine de bu yolculukta uğrayan Sterrett, eserinde bu ilçelerimizde pek çok Hitit ve Roma kitabesi bulduğunu anlatıyordu. Izgın Steli‘nden de bahsediyordu. Hurman Kalesi yazımı hazırlarken, henüz telifi devam ettiği için tam olarak çevirisini yapmadığım Hugo Grothe‘nin 1906-1907 tarihli seyahat notlarında, Sterrett’in Hurman Kalesi taraflarında önemli araştırmalar yaptığını öğrendim. Sterrett’in bugüne kadar önümde duran eserinde o dönemler arkeoloji dünyasında ilgi uyandıran, bölgedeki antik yerleşimler ve topoğrafya hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı üç ayrı Roma yazıtı olduğunu bu şekilde öğrendim. Dahası Sterrett, kitabındaki yaklaşık dört yüz kitabeden sadece bu üç tanesinin çevirisini okuyucu ile paylaşmıştı. Bu durum kitabelerin ne kadar önemli olduğunu da gösteriyordu aynı zamanda.

Sterrett'in 1884 Yazındaki Rotası, Harita Kiepert tarafından çizilmiştir.
Sterrett’in güzergahını gösteren, Kiepert tarafından çizilmiş harita.

At sırtında, geceleri arazide kamp atarak yola devam eden Sterrett’in izlediği yol güzergahından bahsetmek de isterim. Kayseri tarafından 1884 Temmuz ortasında yola koyulan arkeolog Temmuz sonunda Göksun’a ulaşır. Göksun‘da, Keklikoluk‘ta, Kanlıkavak’ta çok sayıda eski yazıtı kayda alır. Oradan Afşin’e geçer. Roma döneminin önemli şehirlerinden olan Arabissos’taki pek çok yazıtı inceler. Civar merkezlere keşif turlarına çıkar. Hurman Kalesi etrafında bulunduğunu duyduğunu yazıtları görmek üzere yola koyulur ama ilk denemesinde başarısız olur. Sonrasında yolculuğu Elbistan ve Malatya’ya doğru devam eder. Malatya’dan sonra Darende, Yeniköy, Büyüktatlar, Koçovası ve Kerevin’i (Dokuztay) takip ederek 20 Ağustos 1884’de tekrar Hurman Kalesi ve Maravuz’a (Dağlıca) ulaşır. Bu yolculuktaki güzergahı gösteren yukarıdaki harita, Sterrett’in anlatımları üzerine gelmiş geçmiş en önemli kartoğraflar arasında yer alan Kiepert tarafından hazırlanmış ve kitaba eklenmiştir.

Maravuz Yazıtlarının Öyküsü

Sterrett tarafından İngilizce kaleme alınan metni aslına sadık kalarak meraklıları için Türkçe’ye çevirdim. Sterrett bu yazıtlardan ilk olarak 1885’te yayınlanan ön raporunda da kısaca bahsediyordu. Metnin çok küçük bir kısmı da ön rapordan alınmıştır.

Metindeki yazıtların transkriptini kendim buraya yazmakta zorlandım. O nedenle yayından ilgili sayfanın resmini ekledim. Eski yazıtlarla uğraşan meraklılar varsa, kayalara büyük Grek harfleriyle işlenen metnin küçük harfli versiyonu Packard İnsanlık Enstitüsü’ne ait Eski Yunan Yazıtları arşivinde yer almaktadır.

Aşağıdaki metin Sterret’in kitabında Dağlıca’daki birbiriyle ilişkili bu üç Roma Yazıtını anlattığı bölümlerinin birebir çevirisini içermektedir. Keyifli okumalar dilerim.

20 Ağustos 1884 – Büyük Tatlar’dan Örtülü’ye – 6 saat 14 dakika

Büyük Tatlar ile Kerevinköy (Dokuztay) arasındaki arazi engebeli ve dağlık. Kerevinköy’den sonra Hurman Suyu‘nun yatağını takip ederek Hurman Kalesi’ne ulaştık. Muhtemelen erken dönem bir Türk eseri olan görkemli kale, Maragos (MaravuzDağlıca) Çayı ile Hurman Suyu’nun birleştiği yerde bir kayalık üstünde yer alıyor.

Hurman Kalesi ile Maravuz arasında yükselen üç ayrı kayalıkta birbiriyle bağlantılı üç yazıt bulunuyor. Birlikte değerlendirdiğinde, bu yazıtlar benim bildiğim o dönemlere ait en ilginç topoğrafik belgelerdir.

Sekiz satırlık birinci yazıtta bir kahramanlık beyti yer alıyor. İkinci ve üçüncü yazıtlarda da ise aynı konuda ikişer satır metin yer alıyor. İkinci ve üçüncü yazıtlara, Türkiye’de her yerde bulmanın kolay olmadığı dış yardım almadan çıkmak mümkün değildi. Bu ikisinin fotoğrafını çektik. Birinci yazıta ölüm ve sakatlanma riski altında ulaşmak mümkündü. Harfler çok büyüktü, metnin tamamı geniş bir yüzeyi kaplıyordu. Bu düz kayalıkta tırmandıktan sonra yatay olarak hareket etmek mümkün olmadığından sürekli farklı bir bölümüne tırmanıp inerek her seferinde ancak birkaç harf kayıt altına alınabilecekti. Ayakkabılarımı çıkarıp, baş parmaklarımla kendimi destekleyerek kayaya tırmandım. Her seferinde önce kayalıktaki yosunu temizledim ardından harfleri kopyaladım. Metnin tamamını kayıt altına aldıktan sonra doğrulamayı da yaptık.

Dağlıca Yazıtları - 1884 Tarihli Transkripsiyonu - Sterrett
Dağlıca Yazıtları Transkripsiyonu – 1884

Bu metinleri şu şekilde tercüme edebiliriz:

A
Alexander’ın oğlu Acilius Chirisophus’un,
Nam-ı diğer Philippius’un Sözleridir.


Bir zamanlar, ölümsüzler konseyinin yardımıyla bir kız, bu azametli kayalıklardan aşağıya koşarak bir ayı saldırısından kurtulmuştu.
Philippius ve Arsinous’un iki köyüne kadar uzanan bu meşhur Prion, huzursuz edilmeyecek bir bölgedir.
Arsinous’un yurdu Sarromaena, Philippius’unki ise iki nehrin kesiştiği yerde bulunan Sobagena’dır. Onlar sadık dostlardı. Bu kaya onların ölümsüz arkadaşlığını gelecek çağlara duyursun.

B
Aynı Chirisophus’a aittir.

Sobagena’nın Korax Nehri’nin kıyısında bulunan pınarları, bu kayadan dokuz stadyum uzakta bulunur.

C
Aynı Chirisophus’a aittir.

Çok yakında Sobagena’nın berrak temiz banyoları var. Biraz acele ederseniz yorgunluğunuzu bu banyolarda giderebilirsiniz.

Yazıtlar görüldüğü üzere bu bölgenin topoğrafyası hakkında çok önemli bilgiler içeriyor.

Ayının kovaladığı bir kız, neredeyse dik açıyla 450 metre yükselen bu kayalığın üstüne kaçar ve mucizevi bir şekilde bu saldırıdan yara almadan kurtulur. Bu olayın anısını ölümsüzleştirmek adına iki sıkı arkadaş olan Philippius ve Arsinous, ki biri muhtemelen kızın babası, bu beyitleri kayalara yazdırırlar. Bu yazıtlardan açık şekilde şunları öğreniyoruz.

  1. Hurman Kalesi Maravuz Çayı ile Hurman Suyu’nun birleştiği yerde bulunan Philippius’un köyünde, Sobagena’da yer alır.
  2. Hurman Suyu’nun antik dönemde ismi Korax imiş.
  3. Arsinous’un köyü Sarromaena, şimdiki Maravuz’un olduğu yerdeymiş, ki Maravuz ismi dahi Sarromaena’nın fonetik olarak bozulmuş halidir.
  4. Bölgedeki dağın ismi antik dönemde Prion imiş.
  5. Hurman Kalesi’nde antik dönemde bir pınar varmış. Şu anda biz göremedik. Kurumuş olmalı. Belki de yazıtta pınar diye bahsedilen Hurman Suyu’nun kendisidir. Sonuç olarak bu metinlerden bölgedeki iki köyün, bir nehrin ve bir dağın antik isimlerini öğreniyoruz.

Bu yazıtları arkamızda bırakarak Maravuz Çayı’nın küçük yatağını yukarıya doğru takip ediyoruz. Maravuz’u ve Topak Taş‘ı geçtikten sonra vadiden çıkıp kocaman bir dağı tırmanıyor ve yüksek bir platoya ulaşıyoruz. Burada pek misafirperver olmayan Kürtler yaşıyor.

Çeviri metin burada bitmiştir.

Yazıtın Şu Anki Durumu

Yaklaşık yüz elli yıl önce arkeoloji dünyasının ilgisi çeken bu yazıtı dönemin önemli arkeologları eserlerinde işlemişlerdir. Ramsay’in 1890 tarihli Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası ile Hugo Grothe’nin 1911 tarihli Küçük Asya Keşiflerim eserlerden sadece ikisi.

Sterrett’in ve diğer birincil kaynakların anlatımlarını okuduktan sonra eserlerin bizde yankısı ne olmuş diye kendi kendime sordum. Bu yazıtlardan bahseden yakın ve uzak tarihli hiçbir Türkçe bilimsel rapor ve yerel tarih araştırmasına erişemedim. Sorduğum pek çok ilgili tarafın da bu yazıtların varlığından haberdar olmadığını görünce şaşırdım doğrusu. Zira çevirisini yaptığım ve yukarıda bahsettiğim eserler arkeoloji alanında bilinen önemli ve birincil veri içeren kaynaklardı.

Sterrett'in keşfettiği 3 numaralı Dağlıca Yazıtı Günümüz hali
Üç numaralı yazıtta defineci izleri – 2019

Araştırmalarımı müze tarafında yoğunlaştırınca, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 26.02.2010 tarih ve 5813 sayılı kararı ile bölgede bir kayalıkta yer alan beş satırdan oluşan Grekçe bir yazıtın korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiğini öğrendim. Bu durum daha da şaşırttı beni. Zira Sterrett’in gördüğü yazıtların hiçbiri beş satır değildi. Başlıkları dahi eklesek burada anlattığımız yazıtların hiçbiri beş satıra denk gelmiyordu. Koruma kurulu sadece tescil işlemini gerçekleştirmiş olup, yazıtın içeriği hakkında inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle Sterrett tarafından keşfedilen üç yazıtla ilgisi olup olmadığını bilemiyoruz şu aşamada.

Sterrett'in keşfettiği 1 numaralı Dağlıca Yazıtı
Bir numaralı yazıt yosun tutmuş, tahrip edilmiş. – 2019

Bölge sakinleriyle temasa geçtiğimde yazıtların bilindiğini, pek çoğunun defineciler tarafından tahrip edildiğini ve günümüze ulaşmadığını söyleyenler oldu. İlk başta bu söylentilere inandım. Çünkü yazıtlar hakkında en küçük bir bilgiye ulaşamıyordum. Son olarak Dağlıca Mahallesi Muhtarı Hacı Karatut ile iletişime geçtim ve yazıtların tahribata uğramış olsa da günümüze büyük oranda ulaştığı müjdesini kendisinden aldım. Konuya son derece olumlu yaklaşan ve bu yazıtların korunması gerektiğini ifade eden Hacı Bey, talebim üzerine bölgeye giderek yazıtların yukarıdaki bölümlerde yer alan güncel fotoğraflarını çekerek bana ulaştırdı. Sonraki süreçte bölgeye yaptığımız ziyaretlerde bize eşlik etti, sofrasını açtı.

Yazımı yayınladıktan sonra yerel araştırmacılardan da bilgiler akmaya başlamıştı. En ilgi çekici olanı Elbistanlı koleksiyoner Safi Arığ’ın aktardıkları idi. Buna göre 1970’lerin başında bölgeye Oxford Üniversitesi’nden bir tanesinin ismi Joe Pennybacker olan iki arkeolog gelerek inceleme yapmışlar. Kendilerine Kahramanmaraş Müzesi’nin yönlendirmesiyle Safi Bey eşlik etmiş. Yerel halkın gösterdiği su içinde iki farklı kayada yer alan iki ayrı yazıtı inceleyen arkeologlar sonrasında bu konuda herhangi bir yayın çıkarmamışa benziyorlar. Ama araştırma devam ediyorum. Burada anlattıklarımdan farklı olarak şu içinde bulunan bu yazıtlar da belki Aynı Chirisophus’a aittir.

Aynı bölgede bir yazıt daha. 2006 – Arif Bilgin Arşivi

Yazımı yayınladıktan sonra ulaştığım bir diğer faydalı bilgi de Afşin’den Haşim Kalender ve Elbistan’dan Arif Bilgin’in 2006 tarihinde bölgeye yaptıkları inceleme gezilerinde çektikleri fotoğraflar sayesinde oldu. Bu fotoğraflarda Sterrett’in incelediği ve benim gördüğüm 3 yazıttan başka 2 ayrı yazıt daha yer alıyordu. Dahası bu yazıtlar 1970’lerde ingiliz arkeologların gördüğü gibi su içindeki kayalarda değillerdi. Ayrıca bir tanesi ilk satırından anlaşıldığı üzere Aynı Chirisophus’a aitti.

Maravuz’da aynı Chirisophus’a ait dördüncü yazıt. 2006 – Arif Bilgin Arşivi

Sterrett iki ve üç numaralı yazıtların fotoğraflarını çektiğini söylüyordu. Kitabında hiçbir fotoğrafa yer vermeyen Sterrett’in vefatının ardından kızı tarafından Amerika’da bir kütüphaneye bağışlanan büyük kısmı Haynes tarafından çekilen fotoğraf arşivine eriştim. Orada da bu yazıtların fotoğrafları yer almıyordu. Arşiv yetkilileri ile yaptığım görüşmede dijitalleştirme süreçlerinin devam ettiği, tüm fotoğrafların henüz tam olarak veritabanına aktarılmadığını öğrendim. Belki de yakın zamanda bu yazıtların o dönemki fotoğraflarına da erişebilirim. Şimdilik bu arşivde bulduğum 1884 tarihli Hurman Kalesi’nin en eski fotoğrafını da aşağıya bırakıyorum.

Hruman Kalesi’nin 1884 tarihli en eski fotoğrafı. John Henry Haynes

Yazıtları Koruma Zamanı

Yazıtlar 1884’de bir İngiliz tarafından okunmuş olsasına rağmen, bizde bu yazıtlarda ne yazdığını bugüne kadar kültür eşkıyaları dışında merak eden olmamıştı. Onlar da her üç yazıtta ortak olan başlığı “Bende değil onda…” diye tam bir define sevdasıyla yorumlamışlar. Bu tabir bölge sakinlerinin zihnine de yerleşmiş zamanla.

Bu yazıyı hazırladıktan hemen sonra konu hakkında Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü’ne dilekçe ile müracaat ederek tüm bu yazıtların koruma altına alınmasını ve okunmamış diğer yazıtlarla ilgisinin araştırılmasını talep ettim.

Maraş Avucumda ilgi çekici bir öykünün anlatıldığı, bölgenin antik dönemdeki önemini ortaya koyan, Hurman Kalesi’ne ve Arabissos’a anlam katan, belki de bölgenin kültür turizmi potansiyelini harekete geçirecek bu yazıtlarla ilgili üzerine düşeni yaptı. Sıra yetkili kurumlarda, bölge sakinlerinde, tarih ve kültür meraklılarında…

Definenin aslında yazıların ve tarihin ta kendisi olduğunu anladığımız günlere ulaşmak dileğiyle.

Bize Destek Olun

Uzun araştırmalar ve ilk kaynakların çevirisi ile ortaya konmuş bu yazı, kaynak gösterilse dahi tamamen başka her türlü dijital ve basılı ortamda kullanılamaz. Yazının kısa bir bölümü ve özeti kullanılıp devamı için dijital ortamlarda buraya tıklanabilir bir bağlantı verilerek basılı ortamlarda da marasavucumda.com internet sitesine atıfta bulunularak kullanılması uygundur.

Tamamen kişisel çabamla oluşturduğum, sponsorsuz yürüyen sayfamın maliyetlerine destek olmak adına bu yazıda veya diğer yazılarda yer alan eski fotoğrafların çok daha yüksek çözünürlüklü hallerini basılı ortamda satın alarak da bana destek olabilirsiniz. Bunun için iletişim formundan bana ulaşmanız yeterlidir.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir