Dünya’nın En Ünlü Müzelerinde Maraş Eserleri

Osmanlı’nın son dönemlerinde batılı devletler azınlıklara yönelik faaliyetlerini yürütürken Anadolu’yu karış karış gezip birçok alanda çalışmalar yapmışlar, raporlar düzenlemişler. Bu çalışmaların başında tarih araştırmaları geliyor. Özellikle haklarında, bıraktıkları tarihi eserler dışında o güne kadar pek fazla bilgi bulunmayan kayıp medeniyet Hititler’in Anadolu’nun her yerine yayılan tarihi mirası batılıları cezbediyordu. 18. yy da başlayıp giderek artan sayıda oryantalist seyyah Anadolu’yu gezip, eski Anadolu medeniyetlerinin izlerini sürmüş, tarihi eserlerini kayıt altına almış, yerlerini işaretlemiş, resmi izinlerle arkeolojik kazılar yürütmüşler, resmi ya da gayriresmi yollarla yurtdışına tarihi eserleri çıkarmışlardır.

Maraş’ta bu konuda batılı arkeologların ilgisini ziyadesiyle çekmiştir. Kahramanmaraş Anadolu’da müzecilik tarihinde önemli bir yere sahiptir. Dulkadiroğulları, 16.yy başlarında Maraş kalesini bölgede buldukları tarihi eserlerle bir açık hava müzesine dönüştürmüşlerdi. Bu nedenle arkeolojik araştırma için Maraş’a gelen oryantalistler Maraş’ta detaylı bir kazı çalışması yapma ihtiyacı da duymamışlar, birçok Hitit stel ve rölyeflerini kalede ve şehrin sokaklarında kendilerini hazır beklerken bulmuşlar, birçoğunu satın alarak veya kaçak yollarla yurtdışına çıkarmışlardır.

Bu yazıda Maraş’tan götürülüp yurtdışında sergilenen tarihi eserleri okuyacaksınız. Yazıyı yeni eserler buldukça güncelleyeceğim. Yurtdışında bu müzeleri ziyaret ettiğinizde Maraş eserlerine göz atmayı, yurtdışında sergilenen başka Maraş eserlerini biliyorsanız yazının altında bulunan yorum bölümünden bize iletmeyi unutmayın.

Maraş hakkında bilgi çoğalsın diye uzun süren araştırmalar ile bu eserleri sizlere sunuyoruz. Beğendiğiniz yazıları paylaşarak, içerik hakkında bildiklerinizi yazının altındaki yorum bölümünden ekleyerek ve Maraş Avucumda’yı sosyal medyada takip ederek destek olabilirsiniz. Yazılarımız giriş kısmı ya da kısa özeti alınıp, tamamı için bu sayfaya bağlantı verilerek kullanılabilir. Yazının tamamının başka sitelerde kullanılması hem bizim yeni eserler ortaya koyma şevkimizi kıracak hem de fikri haklarımızı ihlal edecektir.

Eserler
Laramas Steli - New York Metropolitan Müzesi
Tarhunpiyas Steli - Louvre Müzesi
Terazili Tüccar Steli - Louvre Müzesi
Stel Parçası - Berlin Müzesi
Pota Kulpu - British Müzesi
Rölyef Parçası - New York Metropolitan Müzesi
Stel Parçası - Gürcistan Simon Janashia Müzesi
Stel Parçası - Boston Güzel Sanatlar Müzesi

 

Laramas Steli – New York Metropolitan Müzesi¹

Dönem    : Geç Hitit (M.Ö 10. yy)
Edinme   : 1890
Yöre     : Anadolu, Maraş
Malzeme  : Bazalt
Boyutlar : Y: 114,30 cm ; G: 58,42 cm ; K: 7,92 cm ; A: 93 kg
Türü     : Yazılı Taş Rölyef
Kaynak   : Henry Marden anısına eşi tarafından 1890 yılında hediye edilmiştir.
Galeri   : 400 numaralı galeride gösterimde.
Envanter : 90.21


Keşfi

İlk olarak 1882 yılında Alman Arkeolog Otto Puchstein tarafından Adana yolu üzerinde bulunan bir mezarlıkta görülmüştür. Maraş Amerikan İlahiyat Seminerinde görev yapan Profesör Henry Marden aynı yıl bu steli özel koleksiyonuna dahil etmiştir. 1890’da Henry Marden anısına eşi tarafından New York Metropolitan Müzesi’ne hediye edilmiştir.

Figür

Stelde sağ tarafına bakan sakallı bir erkek resmedilmiştir. Figür, püsküllü entarisi, sağ elinde tuttuğu asası, yuvarlak şapkası ve ensesinde toplanmış saç şekliyle dönemin yönetici sınıfının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Stelin aşınmış olan yüzeyi nedeniyle detaylar günümüzde net değildir. Stelin ayak bölümü kırık olsa da figürün yukarı bakan ayakkabı uçları görülmektedir.

Yazıt

Stelin yüzeyinde 7 satıra bölünmüş Luvi dilinin kullanıldığı hafif oyma yazı bulunmaktadır. Luvi dili Geç Hitit Krallıklarında M.Ö. 1000’li yılların başında kullanılan bir çeşit hiyerogliftir. Bölgede hüküm süren bu krallıklar, M.Ö. 1600-1200 yılları arasında Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’de  hüküm süren güçlü Hitit ve Mitanni İmparatorlukları’nın geç bronz çağı sonrasında yıkılmasının ardından Suriye-Arap bozkırlarından kuzeye göçenler ve yerel küçük topluluklar tarafından kurulmuştu. Bu küçük krallıklar kendilerinden önceki Hitit ve Mitanni İmparatorluklarından izler taşıyan çok sayıda stel (kendi başına ayakta durabilen oyma taş eser) ve ortostat (binaların iç ya da dış duvarını kaplamak için kullanılan taş oyma eser) üretmişlerdi.

Bu stelde bulunan yazı M.Ö. 1000 ve 950 yılları arasında hüküm sürmüş Gurgum Kralı Laramas’ı tanımamıza yardımcı oluyor. Yazıda Laramas’ın soyundan, başarılarından bahsediliyor. Tam olarak anlaşılmassı zor olsa da Laramas’ın iyi bir yönetici olduğunu göstermesi açısından o dönemki bağ ve tahıl ambarlarının bolluğundan bahsedilmektedir. Yazı Laramas’ın ismini silecek kişiye lanetle sonlanmaktadır. Yazıda okunabildiği kadarıyla şunlar yazmaktadır.²

  1. Ben Laramas, Astuvaramanzas’ın torunu, Muvattali’nin oğlu.
  2. Nehir-diyarındaki ev(ler)im (…) kül olduğunda.
  3. Ve (…) Nehir-diyarını Gurgum’u harap olmuş buldum. PİHA(?)’nın (…) dünyadan göçmesine sebeb oldum. Ve ben (…)dum.
  4. (…) bağlar yetiştirdiğim şehir için (?). Ambar üstüne (?) ambar doldurdum. Ve burada malları nehir üstüne (…)dum. ve (…)dum.
  5. HWIRUHATAZA’yı (…)dum. Bu kapıda (…) Benim ismimi silecek kişi.
  6. Eğer kralsa krallığını kuşatın. Bir toprak ağası ise gücünü kuşatın.
  7. Kellesini, evini, eşini ve çocuklarını da.
Dipnotlar

¹Bu yazıyı, Newyork Metropolitan Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

²John David Hawkins‘in 2000 yılında yayınladığı Inscriptions of the Iron Age isimli kitabında yer alan İngilizce metinden çevirdim.

Tarhunpiyas Steli – Louvre Müzesi¹

Dönem    : Geç Hitit (M.Ö 8. yy)
Edinme   : 1936
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Bazalt 
Boyutlar : Y: 74.50 cm ; G: 28,30 cm ; K: 15,50 cm
Türü     : Mezar Steli 
Galeri   : Yakın Doğu Eski Eserleri Sergi Salonunda gösterimde 
Envanter : 1936 AO 19222

M.Ö. 8. yy’da Maraş zengin Geç Hitit Krallıklarından olan Gurgum’un başkenti idi. Maraş aynı zamanda hiyeroglif kullanımı ile Hitit gelenekleri büyük ölçüde yansıtan taş stellerin üretildiği bir merkezdi.

Bu stelde genç Tarhunpiyas annesinin dizleri üzerinde dururken resmedilmiştir. Sandalyede oturmakta olan annesi Tarhunpiyas’ı bacaklarından tutmaktadır. Boşlukta bir yazı tableti ve Tarhupiyas’ın sağ elinde bir taş kalemi bulunmaktadır. Bir şahin iple bağlıdır. İpin ucu Tarhunpiyas’ın sol elindedir. Tüm bunlar Tarhunpiyas’ın zengin bir sınıfa ait olduğunu göstermektedir.

Anne ve Oğlu

Yapılış tarzı ve üzerinde bulunan figür bu stelin antik Gurgum Krallığı’nın başkenti Maraş’ta bulunan diğer stellerle bağını güçlendirmektedir. Bu tarz oyulmuş bazalt kaya parçaları genellikle işlenmemiş alt bölümlerinden toprağa gömülen mezar anıtlarıdır. Bir kişiyi, çifti ya da anne ve oğulu temsil ederler.  Hafifçe oyulmuş ön yüzünde motifler düz zemin üzerinde yükselirler.

Burada büyük bir çocuk annesinin dizleri üstünde dinelirken resmedilmiştir. Her iki figürde kısa kollu kenarları örülü uzun entari giymektedir.  Kadının başında sıkı bir bürgü bulunmaktadır. Tombul yanakları ve ağır çeneleri yuvarlak gözlerle canlandırılmıştır. Annenin çocukla olan ilişkisi, çocuğun duruş şekli ve yaşı göz önünde bulundurulduğunda bu tarz stellerde daha sık karşılaşılan emzirme süreciyle ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Her ikisi de iyi giyimlidir. Bu tarz stellerde pek rastlanmayan bir mobilya olan dikey çıtalı tabure kişilerin çok yüksek bir sınıfa ait olduğunun göstergesidir. Perge Gordion’da keşfedilen benzer tarihteki metal kaplamalı tahta taburelerle ilişkili olabilir.

Ayrıcalıklı Kişiler

Çocukla ilgili nesneler de pek rastlanan cinsten değildir. Tablet ve taş kalemi iyi eğitim aldığını, şahin ise prenslere yakışan keyfe sahip olduğunu göstermektedir. Çocuk sol elinde kuşun ayaklarına bağlı bir ip tutmaktadır. Kuş muhtemelen bir doğan değil, Türkiye ve Hindistan arasında yagın bulunan atmaca olmalı. Atmaca ile avlanma antik doğuda kullanılan en değerli avlanma yöntemlerinden biriydi. Maraş’ta bulunan bu stel yırtıcı kuşlarla avlanmanın resmedildiği en eski görsellerden bir tanesini barındırmaktadır.

Bir diğer nesne ise çocuğun sağ elinde tuttuğu taş kalemi ile daha da belirginleşen yazı tabletidirr. Fildişi ya da ağaçtan yapılan bu tarz tabletler Asurların başkenti Nemrud’da ve Arami topraklarında bulunmuştur.İki yapraktan oluşan tabletler menteşe yardımıyla birbiri üstüne kapanabilmektedir. Yazının daha dayanıklı bir malzemeye aktarılmadan önce mürekkeple ya da macun içine oyularak yazılmasına olanak sağlamaktadır. Aramiler ve Asurlular stelin yapıldığı dönemde bu tarz tabletleri kullanmaya başlamışlardı. Bu tabletler kendilerinden önce kullanılan levhaların yerini almış ve çivi yazısından alfabetik yazıya aşamalı geçişin işaretçileri olmuşlardır.

Hitit Hiyeroglifleri

Sahnenin üstündeki boşlukta hiyeroglif karakterlerle vefat etmiş çocuğun ismi, Tarhunpiyas yazmaktadır. Bu yazı her iki kişi hakkında bize çok az bilgi vermektedir. Vefat eden çocuğun adının stelde yer alması muhtemelen politik bir karardı. Hititlerin devam ettiğinin göstergesi ya da antik bir soya ait olduğunun belirtilmesi gibi…

Hiyeroglifte kuulanılan dil Hitit değil Anadolu’da kullanılan Hint-Avrupa dillerinden biri olan Luvi dilidir. Bu dil Anadolu’da M.Ö. ikinci binyılın ortalarından Kuzey suriye’deki Geç Hitit devletlerinde M.Ö. 7. yy’a kadar Hitit rönesansının bir göstergesi olarak kullanılmıştır.Kuzey Suriye’de Hitit hiyeroglifleri zamanla unutulmuş, daha esnek alfabetik yazıya sahip, Pers İmparatorluğu vasıtasıyla tüm Ortadoğu’ya yayılacak olan Aramice kullanılmaya başlanmıştır.

Dipnotlar

¹Bu yazıyı Dünya’nın en çok ziyaret edilen müzesi olan Louvre Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

Terazili Tüccar Steli – Louvre Müzesi¹

Dönem    : Geç Hitit (M.Ö 8. yy) 
Edinme   : 1936 
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Bazalt 
Boyutlar : Y: 49 cm ; G: 31,50 cm
Türü     : Mezar Steli 
Galeri   : Yakın Doğu Eski Eserleri Sergi Salonunda gösterimde 
Envanter : 1936 AO 19221

Her iki elinde metal tartmak için terazi bulunan bir tüccarın resmedildiği bu mezar steli M.Ö. 8. yy’a aittir. Gurgum krallığının başkenti Maraş’ta bulunmuştur. 1936 yılında Louvre Müzesi koleksiyonuna dahil olmuştur.

Dipnotlar

¹Bu yazıyı Dünya’nın en çok ziyaret edilen müzesi olan Louvre Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

Stel Parçası – Berlin Müzesi

Dönem    : Geç Hitit (M.Ö 8. yy) 
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Bazalt 
Türü     : Mezar Steli 
Envanter : VA15208

M.Ö. 8. yy’a ait bu stel parçasında oturan bir kadın, elinde orak olan bir çocuk ve at üstünde bir adam resmedilmiştir. Berlin Bergama Müzesinde bulunmaktadır.

 

Pota Kulpu – British Müzesi¹

Dönem    : Pers İmparatorluğu/Hakamanaiş dönemi (M.Ö 5. yy) 
Edinme   : 1923
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Gümüş
Boyutlar : Y: 18 cm ; G: 5,50 cm ; A: 216 gr
Türü     : Kepçe, kulp 
Kaynak   : İngiliz Arkeolog Sir Charles Leonard Woolley
Galeri   : Pers İmparatorluğu sergi salonu. Şu anda sergilenmemektedir.
Envanter : 126411

Uçlarında dağ keçisi başı motifi bulunan iki adet gümüş pota tutma kepçesi. 1923 yılında Arkeolog Charles Leonard Woolley’den satın alınarak British Müzesi koleksiyonuna dahil edilmiştir.

Dipnotlar

¹Bu yazıyı Dünya’nın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan British Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

Rölyef Parçası – Newyork Metropolitan Müzesi¹

Dönem    : Geç Hitit (M.Ö 10. yy)
Edinme   : 1891 
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Bazalt 
Boyutlar : Y: 93,98 cm ; G: 45,72 cm ; K: 7,62 cm ; A: 42 kg 
Türü     : Taş Rölyef 
Kaynak   : Henry Marden, William Hayes Ward 
Galeri   : 400 numaralı galeride gösterimde. 
Envanter : 91.34.3

Maraş Amerikan İlahiyat Seminerinde görev yapan Profesör Henry Marden 1883 yılında özel koleksiyonuna dahil etmiştir. 1891’de Metropolitan Müzesi Steli William Hayes Ward’dan satın almıştır.

Dikey olarak kırılan ve sol tarafı büyük ölçüde kayıp olan rölyefte üç insan figürü bulunmaktadır. Kırık olan bölümde sadece bacakları görülen en büyük figürün oturduğu, uzun entari ve ayakkabı giydiği anlaşılmaktadır. Sağda büyük figüre bakan daha küçük bir figür bulunuyor. Sağ elinde karşısındakine sunulan bir kadeh sol elinde palmiye yaprağı ya da tüy bulunan bu figürün sakalsız olmasından ve giyiminden erkek olduğu anlaşılıyor. Kısa kollu gömlek, süslü kemer, hareket kolaylığı sağlayan kısa etek ve ayak bileği hizasına gelen ayakkabı giymiş. omuzlarına kadar uzanan kıvırcık saçlarını düz bir kafa bandı ile arkada toplamış.

İki figür arasında çapraz ayaklı bir masa var. Masanın üstünde istif edilmiş tabaklar ve boynu arkasına çevrili bir ördek bulunuyor. Sahne solda oturur vaziyette bulunan Tanrı’ya yapılan sunağı resmediyor olmalı. Kırık olan rölyeften tam olarak kesitirlmesi zor olsa da üstte muhtemeen soldaki figürle ilişkili olan iple bağlı bir direk bulunuyor.

Her iki figürün ortasında altta küçük bir figür bulunuyor. Sol elinde bir mızrak sağ elinde ise önünde duran atın dizginlerini tutuyor. Rölyefin bu bölümü ciddi şekilde tahrip olsa da atın kaslı yapısı ve gözleri belirgin. Bir volkaniz kayaç olan bazalttan yapılmış olsa da rölyefin sağlam kalan kısımlarından ustaca oyulduğu anlaşılmaktadır. Sanatçı neredeyse rölyefte hiç boş yer bırakmamış ve mekansal bakış açışı kaygısına düşmeden eserini ortaya koymuş. Tıknaz ve kuvvetli figürler kalabalık sahneyle birlikle hareketli bir kompozisyon oluşturmuş.

İşlenen konu, kullanılan malzeme ve oyma tarzı göz önünde bulundurulduğunda stelin Geç-Hitit Krallıkları dönemine ait olduğu söylenebilir. Bu krallıklar, M.Ö. 1600-1200 yılları arasında Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’de hüküm süren güçlü Hitit ve Mitanni İmparatorlukları’nın geç bronz çağı sonrasında yıkılmasının ardından Suriye-Arap bozkırlarından kuzeye göçenler ve yerel küçük topluluklar tarafından kurulmuştu. Bu küçük krallıklar kendilerinden önceki Hitit ve Mitanni İmparatorluklarından izler taşıyan çok sayıda stel (kendi başına ayakta durabilen oyma taş eser) ve ortostat (binaların iç ya da dış duvarını kaplamak için kullanılan taş oyma eser) üretmişlerdi.

Dipnotlar

¹Bu yazıyı Newyork Metropolitan Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

 

Stel Parçası – Gürcistan Simon Janashia Müzesi¹

Simon Janashia Museum of Georgia
Dönem    : Geç Hitit 
Edinme   : 1880 
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Bazalt 
Boyutlar : Y: 24 cm ; G: 42 cm 
Türü     : Stel

1880 yılında Maraş’a yaptığı gezide Amerikan Misyonlarının önünde Hitit stellerinden birkaç tanesini Halep Rus konsolosluğu ataşesi Albay Lundqvist, halkla görüşerek dört tane stel bulur ve satın alır. Bu stellerin iki tanesini Gürcistan’a nakleder. Bu steller halen Tiflis’te Simon Janashia Gürcistan Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bazalt taşa işlenmiş stel parçasında sol tarafta kısmen gözüken sakallı bir erkek, sol elinde bir kap sağ elinde bir asa ile oturur vaziyettedir. Bu kişinin önünde genç bir erkek bulunmaktadır. Genç erkeğin omuzunu saran el, stelin kırık olan sağ tarafında bulunan oturmuş vaziyette başka bir kişiye ait olmalıdır.

Dipnotlar

¹Bu eseri şu güzel sayfadan öğrendim.

 

Stel Parçası – Boston Güzel Sanatlar Müzesi¹

Boston Güzel Sanatlar MüzesiDönem    : Geç Hitit (M.Ö 10. - 9. yy)
Edinme   : 1960 
Yöre     : Anadolu, Maraş 
Malzeme  : Andesit 
Boyutlar : Y: 46 cm ; G: 28 cm 
Türü     : Taş Rölyef 
Kaynak   : Horace L. Mayer ve Helen&Alice Colburn Fonu hediyesidir. 
Galeri   : Antik Yakın Doğu (110) 
Envanter : 60.1156

Daha önce Fransa’da özel koleksiyonerlerde bulunan bu eser, 1960 yılında J. J. Keljman tarafından 1960’da satın alınarak New York’a getirilmiştir. Çok kısa bir süre sonra 21 Eylül 1960’da Boston Güzel Sanatlar Müzesi’ne hediye edilmiştir.

Sol tarafı kayıp olan stelde bir yemek sahnesi betimlenmiştir. Kısmen kenarı görünen masanın yanında taburede bir kadın oturmaktadır. Kadının giyindiği kenarı işlemeli tek parça kumaş, omuzunu açık bırakacak şekilde, baştan ayağa kadar uzanmaktadır. Kadının elinde muhtemelen bir kadeh bulunmaktadır.

Eserin kesin olarak nerede bulunduğu bilinmemekle birlikte içeriği itibariyle Maraş’a ait olduğu değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

¹Bu yazıyı Boston Güzel Sanatlar Müzesi kayıtlarını kullanarak çevirdim.

Facebook Yorumları
Bilgi paylaştıkça güzel...

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal'in babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir