Louvre Müzesi’nde Bir Maraş Eseri: Tarhunpiyas Steli

Tarhunpiyas Steli: Louvre Müzesi’nde Bir Maraşlı

Yanlış okumadınız. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi Louvre’da bir Maraş eseri var. Tarhunpiyas Steli, üzerindeki resimlerle döneminin sosyal yapısına ve aile ilişkilerine ışık tutan nadide bir Geç Hitit eseridir.

Louvre Müzesi’nde yer alan bir diğer Maraş eseri Terazili Tüccar Steli‘ni burada yazdım. Dünya’nın diğer ünlü müzelerinde yer alan Maraş eserlerinin uzun araştırmalarım neticesinde hazırladığım ve sürekli güncellediğim listesini görmek için de bu yazıya göz atabilirsiniz.

MüzeLouvre Müzesi / Paris
DönemGeç Hitit (M.Ö 8. yy)
Edinme Tarihi1936
Edinme ŞekliAntika pazarından satın alınmıştır
Yöre Anadolu, Maraş
MalzemeBazalt
BoyutlarY: 74.50 cm ; G: 28,30 cm ; K: 15,50 cm
TürüMezar Steli (Yazılı)
GaleriYakın Doğu Eski Eserleri Sergi Salonunda gösterimde
Envanter 1936 AO 19222
Annesinin kucağındaki Tarhunpiyas

M.Ö. 8. yy’da Maraş, zengin Geç Hitit Krallıklarından olan Gurgum’un başkenti idi. Maraş aynı zamanda hiyeroglif kullanımı ile Hitit geleneklerini büyük ölçüde yansıtan taş stellerin üretildiği bir merkezdi.

Bu stelde genç Tarhunpiyas annesinin dizleri üzerinde dururken resmedilmiştir. Sandalyede oturmakta olan annesi Tarhunpiyas’ı bacaklarından tutmaktadır. Boşlukta bir yazı tableti ve Tarhupiyas’ın sağ elinde bir taş kalemi bulunmaktadır. Bir şahin iple bağlıdır. İpin ucu Tarhunpiyas’ın sol elindedir. Tüm bunlar Tarhunpiyas’ın zengin bir sınıfa ait olduğunu göstermektedir.

Anne ve Oğlu

Yapılış tarzı ve üzerinde bulunan figür bu stelin antik Gurgum Krallığı’nın başkenti Maraş’ta bulunan diğer stellerle bağını güçlendirmektedir. Bu tarz oyulmuş bazalt kaya parçaları genellikle işlenmemiş alt bölümlerinden toprağa gömülen mezar anıtlarıdır. Bir kişiyi, çifti ya da anne ve oğulu temsil ederler.  Hafifçe oyulmuş ön yüzünde motifler düz zemin üzerinde yükselirler.

Burada büyük bir çocuk annesinin dizleri üstünde dinelirken resmedilmiştir. Her iki figürde kısa kollu kenarları örülü uzun entari giymektedir.  Kadının başında sıkı bir bürgü bulunmaktadır. Tombul yanakları ve ağır çeneleri yuvarlak gözlerle canlandırılmıştır. Annenin çocukla olan ilişkisi, çocuğun duruş şekli ve yaşı göz önünde bulundurulduğunda bu tarz stellerde daha sık karşılaşılan emzirme süreciyle ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Her ikisi de iyi giyimlidir. Bu tarz stellerde pek rastlanmayan bir mobilya olan dikey çıtalı tabure kişilerin çok yüksek bir sınıfa ait olduğunun göstergesidir. Perge Gordion’da keşfedilen benzer tarihteki metal kaplamalı tahta taburelerle ilişkili olabilir.

Ayrıcalıklı Kişiler

Çocukla ilgili nesneler de pek rastlanan cinsten değildir. Tablet ve taş kalemi iyi eğitim aldığını, şahin ise prenslere yakışan keyfe sahip olduğunu göstermektedir. Çocuk sol elinde kuşun ayaklarına bağlı bir ip tutmaktadır. Kuş muhtemelen bir doğan değil, Türkiye ve Hindistan arasında yaygın bulunan atmaca olmalı. Atmaca ile avlanma antik doğuda kullanılan en değerli avlanma yöntemlerinden biriydi. Maraş’ta bulunan Tarhunpiyas Steli, yırtıcı kuşlarla avlanmanın resmedildiği en eski görsellerden bir tanesini barındırmaktadır.

Bir diğer nesne ise çocuğun sağ elinde tuttuğu taş kalemi ile daha da belirginleşen yazı tabletidirr. Fildişi ya da ağaçtan yapılan bu tarz tabletler Asurların başkenti Nemrud’da ve Arami topraklarında bulunmuştur.İki yapraktan oluşan tabletler menteşe yardımıyla birbiri üstüne kapanabilmektedir. Yazının daha dayanıklı bir malzemeye aktarılmadan önce mürekkeple ya da macun içine oyularak yazılmasına olanak sağlamaktadır. Aramiler ve Asurlular stelin yapıldığı dönemde bu tarz tabletleri kullanmaya başlamışlardı. Bu tabletler kendilerinden önce kullanılan levhaların yerini almış ve çivi yazısından alfabetik yazıya aşamalı geçişin işaretçileri olmuşlardır.

Luvi Hiyeroglifleri

Sahnenin üstündeki boşlukta hiyeroglif karakterlerle vefat etmiş çocuğun ismi, Tarhunpiyas yazmaktadır. Bu yazı her iki kişi hakkında bize çok az bilgi vermektedir. Vefat eden çocuğun adının stelde yer alması muhtemelen politik bir karardı. Hititlerin devam ettiğinin göstergesi ya da antik bir soya ait olduğunun belirtilmesi gibi…

Hiyeroglifte kullanılan dil Hitit değil Anadolu’da kullanılan Hint-Avrupa dillerinden biri olan Luvi dilidir. Bu dil Anadolu’da M.Ö. ikinci bin yılın ortalarından Kuzey Suriye’deki Geç Hitit devletlerinde M.Ö. 7. yy’a kadar Hitit rönesansının bir göstergesi olarak kullanılmıştır. Kuzey Suriye’de bu hiyeroglifler zamanla unutulmuş, Pers İmparatorluğu vasıtasıyla tüm Ortadoğu’ya yayılacak olan daha esnek alfabeye sahip Aramice kullanılmaya başlanmıştır.

Kaynaklar

Bu yazıyı Dünya’nın en çok ziyaret edilen müzesi olan Louvre Müzesi kayıtlarını kullanarak oluşturdum.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir