10 Ocak 1972 – Maraş İli Adının Kahraman Maraş Olarak Değiştirilmesi Kanun Teklifinin Millet Meclisinde Kabulü

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Son Güncelleme:

Aşağıdaki metin, 10 Ocak 1972 tarihli TBMM oturum tutanaklarından tarafımca metne aktarılmış olup, Maraş Milletvekilleri M. Zekeriya Kürşad ve İbrahim Öztürk’ün, 1969 yılında ayrı ayrı verdikleri Maraş ilinin adının Kahraman Maraş olarak değiştirilmesine dair kanun tekliflerinin Millet Meclisi’nde görüşülerek kabul edilmesini ve o dönem çift meclisli yapı nedeniyle Kanunun kesin onayı için Cumhuriyet Senatosu’na sevkini içermektedir.

26’ıncı Birleşim

10 Ocak 1972, Pazartesi

ZEKERÎYA KÜRŞAD (Maraş) — Gündemde Maraş ilinin adının değiştirilmesi var efendim. Kısadır, bugün çıkarmamız faydalı olacaktır.

BAŞKAN — Maraş ilinin adının değiştirilmesi protokolde sırada değil ki. Bunlardan görüşme yapılmazsa onu sıraya alacağım efendim. O Başkanın takdirine kalıyor, diğerleri protokole tabi. Başkanlık Divanında oturuyoruz. O hususu arz edeyim şimdi; Üç gün evvel Başkanlık Divanı toplantısı yapıldı. O protokoldeki konuların müzakeresi yapılacaktır.

Aradaki tartışılan diğer konular

14 — Maraş Milletvekili M. Zekeriya Kürşad’ın ve Maraş Milletvekili İbrahim Öztürk’ün, Maraş ilinin adının Kahraman Maraş olarak değiştirilmesine dair kanun teklifleri ve İçişleri Komisyonu raporu (2/162, 2/163) (8. Sayısı : 192 ve 192 ye 1 nci, 2 nci ek) (1)

BAŞKAN — 12 nci sırayı işgal eden konunun görüşmesine geçiyoruz.

                İlgili Komisyon?.. Burada. Hükümet?.. Burada.

Protokolde yazılı olmayanlar var. Bir itiraz vâki olmazsa bitiririz. Bir takrir vardır, okutuyorum.

Sayın Başkanlığa;

Gündemin 12’inci sıra numarasında bulunan Maraş ili adının Kahraman Maraş olarak değiştirilmesine dair teklif ve içişleri Komisyonu raporunun ivedilik ve öncelikle görüşülmesini saygılarımla arz ederim.

Eskişehir
Şevket Asbuzoğlu

BAŞKAN — Öncelikle ve ivedilikle görüşülmesi talep edilmektedir.

Bütün işlere takdimen görüşülmesi hususunu oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

Komisyon raporunun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir. Raporun okunmaması kararlaştırılmıştır.

Tümü üzerinde görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok.

(1) 192 S. Sayılı basma yazı tutanağın sonuna eklidir.

Maddelere geçilmesi hususunu oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

İvedilikle görüşülmesi hususunu oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

Birinci maddeyi okutuyorum.

Maraş ili adının «Kahraman Maraş» olarak değiştirilmesi hakkında Kanun

Madde 1. — Maraş ili adı “Kahraman Maraş” ili olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN — Madde üzerinde görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok. Maddeyi oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

İkinci maddeyi okutuyorum.

Madde 2. — Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN — Madde üzerinde görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok. Maddeyi oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

Üçüncü maddeyi okutuyorum. Tümü üzerinde görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok.

Madde 3. — Bu kanunu İçişleri Bakanı yürütür.

BAŞKAN —Madde üzerinde görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok. Maddeyi oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

Kanunun tümü üzerinde Zekeriya Kürşad, buyurunuz efendim.

ZEKERİYA KÜRŞAD (Maraş) — Sayın Başkan, muhterem arkadaşlar;

Maraş Türkiye’nin son derecede önemli coğrafî bir bölgesinde bulunmaktadır. İstiklâl Savaşından önce Birinci Cihan Harbinin müstevli devletleri memleketimizi işgal etmişler ve bu arada Çukurova, Gaziantep, Urfa ve civarı da Fransız ve İngilizler tarafından işgal edilmişti.

Memleketimizin Garbında İstiklâl Savaşı için yeni yeni hazırlıklar başlamıştı. Şark bölgemizde de Kâzım Karabekir komutasındaki büyük harekâtı devam ediyordu.

Fransız ve İngilizler Anadolu’yu ikiye bölebilmek İçin evvelâ Gaziantep’e yerleşmişler ve sonradan son derecede sevkülceyşi önem taşıyan, Orta – Anadolu’ya açılan kilit mevkiindeki Maraş’ı işgale teşebbüs etmişlerdi.

Maraş, bu haliyle İstiklâl Savaşımızda son derecede önemli bir mücadelenin önünde bulunuyordu. Eğer Maraş, diğer vilâyet merkezlerimiz gibi düşmana teslim olmuş olsa idi, yahut düşman buraya rahat rahat yerleşebilse idi ve buradan Sivas istikametine, oradan da Samsun’a çıksa idi, Anadolu’da istiklâl için mücadele eden Garp ve Şark kuvvetlerimiz ikiye ayrılmış olacaklar ve istiklâl Savaşımız daha başlamadan, memlekette, maalesef sönmüş olacaktı.

İşte böyle bir durumdaki Anadolu her haliyle gayriaskerî bir duruma düşürülmüş, şehirlerde hiçbir asker bulunmamakta iken Fransızlar memleketi işgale teşebbüs etmişler ve fakat Maraşlılar öncelikle yedisinden yetmişine kadar bütün fertleriyle bu düşmana karşı koymuşlardır. 115 gün devam eden muharebelerin 22 günü geceli gündüzlü, sokak sokak, ev ev yapılmak suretiyle Fransızlar mağlûp edilmiş ve büyük zayiatlarla yüzgeri edilerek, arzu ettikleri istikametlerde ilerlemelerine mâni olunmuş, Ayıntap ve İslâhiye istikametinde kaçmışlardır.

Şu haliyle Maraş, Anadolu’nun kurtarılmasında ilk sancak, ilk kilit taşı olmuş oluyor. Bu bakımdan Maraş’m istiklâl Savaşımızda İlk örnek, düşmana karşı koyan ilk şehir olması yönünden (bir gaziliği, bir kahramanlığı bundan elli iki yıl önce kabul edilmesi gereken bir husus idi. Esasen Genelkurmayın 1966 yılında neşrettiği, Güney savaşlarımızla ilgili bir eserde de aynen şöyle denilmektedir; Genelkurmay Başkanlığı Harb Tarihi Dairesinin resmî yayınlarından olan ve Genelkurmay Basımevinde 1966 yılında bastırılan (Türk istiklâl Harbi, Güney Cephesi) isimli kitabın 98’inci sayfasından aynen okuyorum.

Maraş’taki tarihî Maraş arslan heykeli bir taş parçası değil, bu kahramanlığın sembolüdür. Binlerce arslanlarla dolu Maraş şehri, ancak “Kahraman Maraş” unvanıyla anılabilir. Maraşlılar bu mücadelede Elbistan, Afşin, Göksün, Pazarcık ve diğer kazalarının önemli yardımlarını görmüşlerdir.

Yani, Genelkurmay, sizlerin şimdi kabul ettiğiniz karara 1906 yılında varmış bulunmaktadır. Gerek kitaplarda, gerek filimlerde; her yerde ve halkın dilinde de “Kahraman Maraş” deyimi zaten ayrılmaz bir birleşik isim olarak kullanılmaktadır.

Bu haliyle de, memleketimizin her taşı toprağı bir kahramanlık, bir celâdet yeri olmasına rağmen, Maraş’ın istiklâl Savaşımızda böylesine önemli bir durumunun bulunması ve öteden beri de buraya Kahraman Maraş denilegelmiş bulunması, Maraş’a bu sıfatın tescil edilmesinin Yüce Meclise tarihî bir şeref payesi de getireceğinden ve gelecek nesillerimize de örnek olacağından, bunun kabul edilmiş olmasından dolayı Yüce Meclisi bütün Maraşlılar adına ve şahsım adına saygıyla selâmlıyor ve teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum.

Saygılarımla. (Alkışlar)

BAŞKAN — Buyurun, Sayın Asutay.

BURHANETTIN ASUTAY (İzmir) — Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri;

Her yönüyle istiklâle, her yönüyle bütünlüğe, her yönüyle bayrak sevgisine kucak açan Maraş’ın “Kahraman Maraş” adiyle anılmasının Yüce Meslisçe tesbit ve tescil edilmesi beni büyük memnuniyete garketmiş ve o yola sevk etmiştir. Ama bir noktaya işaret etmek istiyorum.

Hatay’ından Çanakkale’sine kadar; Antalya’sı, Mersin’i, İzmir’i, Aydın’ı, Türkiye’nin 67 vilâyeti müstevlilere karşı göğsünü germiş; kanıyla, sopayla, her türlü teçhiz edilmiş düşman ordularına karşı (cihat) açmıştır ve bu memleketi tüm istiklâle kavuşturmuştur. Şimdi 67 vilâyet içinden bir tek vilâyeti bir noktada kahramanlıkla tavsif edeceğiz, öbürlerine bunu aktarmayacağız. Tabiî ne kanunu teklif edenler, ne Yüce Meclis böyle bir düşünce içinde değil. Ama ben şunu tescil ettirmek istiyorum.

Misakı Millî hududunda köyünden kasabasına, erkeğinden kadınına, bu vatanın her köşesindeki evlâdı kahramandır ve her yer kahramandır ve her şehir kahraman vasfını almaya lâyıktır.

Şimdi biz Yüce Mecliste bu kanunu kabul ederek Maraş’a bir vasıf vermekle, ona haklı bir sıfat eklemekle Türkiye’nin 67 vilâyetini aynı* kahramanlık çevresi içinde mütalâa ediyoruz. Ben öyle oy veriyorum bu kanuna. Bundan sonra başka bir vilâyet artık, “Ben de kahramanim, ben de kahramanlar kahramanıyım.” diye yeni bir kanunla gelmemelidir; Maraş tüm Türkiye’nin başkahraman şehri olmak suretiyle, bütün köyleri, kazaları kapsayacak kahramanlıkların tek âbidesi olmalıdır. Bu âbide her yere serpilmemelidir. Fazlalaştığı zaman hem rengini, hem ağırlığını, hem kokusunu kaybeder. Binaenaleyh, bu noktada kalmalıyız. Ama kanunu teklif eden arkadaşlar ve Yüce Meclisin de bu noktada ittifak halinde olduğunu zannediyorum. Kahramanlık, köyünden kasabasından ve bütün şehirlerine kadar kül halindedir. Bunu ben böyle anlayarak bu kanuna oy veriyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN — Tümü üzerinde başkaca görüşmek isteyen sayın milletvekili..? Yok. Tümünü oylarınıza arz ediyorum. Kabul edenler..? Etmeyenler..? Kabul edilmiştir.

Hayırlı uğurlu olmasını temenni ederim.

Gündemimizde görüşülecek başka bir teklif ve tasarı bulunmadığı cihetle 12 Ocak 1972 Çarşamba günü saat 15:00’te toplanılmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma saati : 18:55

KANUN TEKLİFİ ve EKLERİ

Maraş Milletvekili M. Zekeriya Kürşad’ın ve Maraş Milletvekili İbrahim Öztürk’ün, Maraş ilinin adının Kahraman Maraş olarak değiştirilmesine dair kanun teklifleri ve İçişleri Komisyonu raporu (2/162, 2/163)

Maraş Milletvekili Zekeriya Kürşad’ın Teklifi

Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına

4 Aralık 1969

Maraş İli adının “Kahraman Maraş’a” tahvilini sağlamak üzere hazırladığım kanun teklifi gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereken işlemin yapılmasını delâletlerinize arz ederim. Saygılarımla.

M. Zekeriya Kürşad

Maraş Milletvekili

Gerekçe

Osmanlı imparatorluğu yüzlerce yıl Balkanlar meselesi, Boğazlar meselesi, Şark meselesi ve hasta adam deyimleri ile dünya devletlerinin iştah ve rekabetlerini tahrik etmiştir.

İmparatorluğun kalbgâhı durumunda olan öz yurt Anadolu’nun yiğit delikanlıları, Yemen çöllerinde, Kuzey – Afrika memleketlerinde ve Balkan yarımadasının kışkırtılan komiteci devletçikleri arasında erimiştir.

Bu vatan çocukları, Birinci Cihan Savaşının birbirinden binlerce kilometre uzaklıklarda bulunan Galiçya, Filistin, Irak, Kafkas ve Çanakkale cephelerinde her türlü yokluk içinde tarihe şan ve şeref sayfaları yazarak şehitlik mertebesine yükselmişlerdir.

Bu savaşlar sonucunda, büyük imparatorluk yenik devletler listesinde yer almıştır.

Galipler, 900 yıllık Anadolu Türk egemenliğine, Mondros Mütareikenamesr ve bilâhara da Sevr Muahedesiyle son verici bir darbe indirmek istemişler ve Anadolu’yu taksim etmişlerdir.

Suriye ve Irakta bulunan İngiliz ve Fransız orduları, Osmanlı ordularının d ağılma siyi e serbest kalmış, Güneyden Kuzeye doğru Şam ve Haleb’i alarak, Anadolu’da Ermenistan ve Küristan devletleri kurma hayal ve entrikasiyle özbeöz Türk yurdu Anadolu’yu istilâya başlamışlardır. Teşkil ettikleri Ermeni alayları ile birlikte Kilis, Antep, Urfa ve Adanayı işgal etmişlerdir.

Milletten doğan büyük kuvvet ve o milletin igüven ve sevgisine ulaşmış büyük insan Mustafa Kemal Sivas ve Erzurum kongrelerini henüz yapmaktadır. Anadolu karanlık günler yaşamaktadır.

Her şehrimiz ve kasabamız gibi Maraş da yokluk ve sefaletin kucağındadır. Hemen bütün erkeklerini çeşitli cephelerde bırakmıştır. Dul analar, yetim yavrular, solgun yüzlü ihtiyarlar meşakkatli ve mütevekkil bir yaşantı içindedir.

Maraş, Maraş – Afşin – Sivas, Maraş – Elbistan – Malatya, Maraş – Göksün – Kayseri yollarıyla Suriye ve Mezopotamya’yı Anadolu üzerinden Karadeniz kıyılarına ve bu havzaları da Güney illerine bağlamaktadır. Bu yollara geçit veren aşılamaz Antitoros kütlevi bölgesi, Anadolu hükümranlığında olağanüstü bir durum taşır. Bu nedenlerle Maraş, tarihin her devresinde en önemli yeri tutmaktadır.

Bu bölgeyi elde edebilmek amacıyla Kilis ve Antep’te yerleşen Fransız kuvvetleri; Anadolu’ya açılan yolların kilit mevkiindeki Maraş’ı almak ve bu suretle Doğu Anadolu ile Batı Anadolu’yu ikiye bölmek ve Kurtuluş Savaşımızı başlamadan söndürmek hedefini gütmüşlerdir.

Maraşlılar, kurtuluş uğruna, 22 gün, geceli gündüzlü şehir içi sokak çarpışmaları halinde geçen aralıksız olarak 115 gün devam eden ölüm kalım savaşı vermişlerdir. Tarihin bu büyük destanı yazılırken manzara şudur;

Düşmanın tank, top ve uçaklarına, aç ve perişan durumlarına bakmaksızın ellerindeki en ilkel silâhlarla karşı koyan kahramanların tek güvençleri imanlı inançları, vatan sevgileri ve bağımsızlığa olan sönmez aşklarıdır.

Böylece, Maraş, yalnız kendisini değil, bütün Anadolu’yu kurtaran şehir olmuştur. Urfa, Antep, Adana ve bütün yurt, düşmanlara karşı koyabilmenin ulvi güven ve sevincini biraz da, bu mücadele ve zaferi gördükten sonra ruhlarında alev alev duymuş ve coşmuşlardır. Bu demektir ki, o, Türk dünyasının göklerinde parlayan ilk zafer müjdecisi, ilk kurtuluş güneşi olmuştur.

Nitekim, İstiklâl Savaşımızdan önce ismi sadece Antep olan ve 1337 (1921) yılında Yüce Meclisçe (Gaziantep) şeklinde adlandırılan Gaziantep’in kurtuluşu ile ilgili olarak Gaziantepli Levhanizade Mustafa Nurettin tarafından 1340’ta yayınlanan (Gaziantep Müdafaası) isimli kitabın 14’üncü sayfasında (Harekâtı Milliye kahramanlarına) hitabeden bir manzume vardır. Bunun ilk beş mısrası;

"En evvel Maraş çekti kılıcı,
Bu şanlı düğünde çıktı birinci,
Kalbleri doldurdu zafer sevinci,
Yürü Türk oğlu aferin sana,
En büyük şeref budur insana."

şeklinde ifadesini bulmuştur.

Her Türk gibi, her Maraşlı da asaletin mânevi güçte saklı olduğunu bilir. Maddenin insana şeref getirmeyeceğinin idraki içindedir.

Cumhuriyet devrinin nimetlerinden hemen hemen hiç nasibedar olamamış bulunan bu gazi ve kahraman belde halkı, uzun süreden beri halk dilinde, şiir, türkü ve hattâ filmlerde ayrılmaz bir bütün halinde söylenegelmekte olan (Kahraman Maraş) birleşik adının Yüce Meclisçe tescil edilmesini sabırsızlıkla beklemektedirler.

Ayrıca, kendisine izafesi istenilen sıfat, Devlet Hazinesine her hangi malî bir külfet de yüklememektedir.

Talep: Sadece kazanılan ve kullanılmakta olan mânevi bir değerin tesliminden ibarettir.

Maraş Milletvekili İbrahim Öztürk’ün Teklifi

Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına

3 Aralık 1969

Maraş ilinin adının “Kahraman Maraş” olarak değiştirilmesine dair hazırlamış olduğum kanun teklifi ve gerekçesi ilişik olarak sunulmuştur.

Gereğine müsaadelerinizi rica ederim.

Maraş Milletvekili

İbrahim Öztürk

Gerekçe

67 ilimizden birisi olan ve bugün nüfusu 500.000’e yükselen Maraş ilinin dünya ve Türk tarihi içinde özel ve önemli bir yeri vardır. Milâttan önce, (Etiler zamanında kurulan ve bu devletin önemli merkezlerinden biri olan Maraş 1180 yılında yıkılan Eti Devletinden sonra da teşekkül eden (Gurgum) Prensliğinin merkezi olmuş ve (Marak’si) adımı taşımıştır. Daha sonra, Urartu Krallığı ve Asuri Devletinin sınırlan içinde yaşamıştır.

Asurlardan sonra, bu bölgeden bir çok milletler gelip geçtiler. Maraş, Keyhusrev zamanında İranlılar, Büyük İskender zamanında; Makedonyalılar  ve bilahare ‘Selekuşların elinde kaldı. M. Ö. 17’inci yüzyılda Romalılar şehre hakim oldu. 7’inci yüzyılda güneyden Anadolu’ya İslam akınları başlayınca Maraş savaşma kalesi olarak büyük önem kazandı ve (Harun Reşit) zamanında çok imar edildi.

Selçuk Türkleri Anadolu’ya girdikleri sırada Fırat nehrini takip ederek Maraş dolaylarına kadar geldiler. Alpaslan, bir emrini de Maraş’a hâkim olmak üzere gönderdiyse de (Emir Çovuldur)’un Maraş’a hâkim olup olmadığı meçhuldür.

Van, bir aralık Van bölgesinde hüküm süren Ermeni prenslerinden (Pilârdos)’un hükmü altına girdi. Antakya 1085 yılında Süleyman Şah tarafından zapt edildikten sonra, Türkler kuzeye doğru çıktılar ve Ceyhan havzası ile Maraş, Elbistan ve Huni‘yi de aldılar.

13’üncü yüzyıldan sonra, Maraş Anadolu Selçuk Sultanlığına bağlandı. Bir ara Maraş, Moğolların ve İlhanlılarm elinde de kaldı. 1337 yıllarında da Türkmen aşireti reisi Dulkadiroğlu (Karacabey) Maraş ve Elbistan bölgesinde bir imaret kurdu. Maraş uzun yıllar Mısırlılarla Dulkadiroğulları arasında bir savaş alanı oldu.

1401 yılında da, Timur orduları gelip Maraş’ı tahrip ettiler. Fakat Dulkadiroğulları Maraş’ta 183 yıl hüküm sürdüler. Şehri imar ettiler ve önemli bir merkez haline getirdiler. Dulkadiroğulları’nın ortadan kalkmasıyla, Maraş tamamen Osmanlı ülkesine katıldı. Burada bir (Beylerbeyilik) kuruldu. Daha sonra, Osmanlı Devletinde yeni vilâyetler kuruldu. Halep ve Adana vilayetleriyle Kozan, Maraş, Urfa ve Zor sancakları birleştirilerek yeni Halep vilâyeti teşkil edildi ve vali olarak da ünlü Ahmet Cevdet Paşa tâyin olundu. Birinci Dünya Savaşı sonunda Maraş yeni bir istilâ felâketine uğradı. Çıkan savaşlardan yenilerek çıkmış ve Mondros Mütarekesini imzalamış bulunuyorduk. Bu mütareke hükümlerine göre, Güney vilâyetlerimiz, her hangi bir kargaşalık anında Fransız ve İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edilebilecekti. Bu hükmü kendi lehine yorumlayan İngilizler önce Antep’e daha sonra da (23 Şubat 1918) Maraş’a girdiler, kısa bir zaman sonra, İngilizler Fransızlarla anlaşarak, Musul ve çevresi İngilizlerde kalmak şartıyla, Maraş ve bütün Güney vilâyetlerini Fransızlara bıraktılar.

Bu defa da Fransızlar 30 Ekim 1919 da Maraş’a girdiler. Önce şehrin din, mukaddesat, namus ve geleneklerine dokunmayacaklarını vadettiler. Girişleri hâdisesiz oldu. Fakat Maraşlılar (Su uyur, düşman uyumaz) düsturunca, müstevlinin en küçük hareketini dahi takip ediyorlardı. Maraş’ın aydın vatanseverleri her ihtimali dikkate alarak bir mukavemet komitesi kurmuşlardı. Devrin Padişahı, Maraş’taki mutasarrıfı vasıtasıyla halkın mukavemet etmemesi telkininde bulunmaktaydı.

İşgal kuvvetlerinin kumandanı yerli ve hain Ermenilerin tesiri altında kalarak tarihî Maraş kalesindeki Türk Bayrağını indirmek ihtiyatsızlığında bulundu. Ertesi gün Cuma idi. Halk Ulu Camide toplandı, “Bayraksız namaz kılınmaz” fetvası ile birlikte halk âdeta İkinci Bozkurt Destanı sayılabilecek olan bir hareketle kaleye tırmandı ve silâh gücüyle indirilen sancağını iman gücüyle tekrar dalgalandırdı. Birkaç gün sonra, Uzunoluk hamamından çıkan Türk kadınlarına tecavüze yeltenen Fransızlar Sütçü İmam’ın kurşunlarıyla yere serildi. Vaatlerinde durmayan, bayrağa ve namusa tecavüz eden Fransızlarla yerli hain Ermenilere karşı amansız bir şehir savaşı başladı. 22 gün ve gece devam eden bu korkunç savaşın sonunda bir sabah koca bir devletin ordusu şehri terk edip kaçtı. Böylece bir şehir, bir devleti yenmiş ve kurtuluş savaşının yollarını açmıştı.

Maraş’ın kurtuluşu tamamlandıktan sonra, mücahitler Antep, Kurtuluş savaşlarına katılmışlar ve Antepli kardeşleriyle birlikte savaşarak orada da yüzlerce şehit vermişlerdir.

Sonuç;

Yukarda kısaca izaha çalıştığımız bu ihtişamlı tarih ve mücadele pek az şehre nasip olmuştur. Nitekim Maraş’ın, bu kahramanlığı T.B.M.M’nin kararıyla verilen bir adet İstiklâl Madalyasıyla de taltif edilmiştir.

Komşu şehir Antep, Gazilik unvanıyla şereflendirilmişken, mücadeleye önce başlayan ve bayrağı ulusu ve namusu uğruna kendi elleriyle şehrini, evini yakan ve kurtuluş savaşının öncülüğünü yapan bu kahraman beldemizin ve ilimizin de (Kahraman) unvanıyla taltifi tarihe karşı bir vecibe ve kutsal bir mükellefiyettir.

Maraş’a böyle bir unvanın verilmesini diğer şehir ve illerimiz asla çok görmiyecekler ve şimdiye kadar gecikmiş bir hakkın yerine getirilişi olarak alkışlıyacaklardır.

Kahraman Maraş şanlı tarihimizin bir parçası olup, kahramanlığın şahikasına çıkmış halkının temiz gönlünde gizli gizli yanan ve fakat tevazu sebebiyle açığa vurulmayan bir büyük arzudur. Bu kahraman halkın bir mümessili olarak, onun bu gizli arzusunu bir kanun tasarısı halinde Yüce Meclise intikal ettirmeye karar vermiş bulunuyorum.

Saygılarımla.

İçişleri Komisyonu Raporu

Millet Meclisi İçişleri Komisyonu Esas No: 2/163, 162 Karar No: 44

10 Haziran 1970

Yüksek Başkanlığa

Maraş Milletvekili M. Zekeriya Kürşad’ın, Maraş adının Kahraman Maraş’a tahviline dair olan kamun teklifi ve Maraş Milletvekili İbrahim Öztürk’ün, Maraş ilinin adının Kahraman Maraş olarak değiştirilmesine dair olan kanun teklifi, teklif sahibi ve ilgili bakanlık temsilcilerinin iştirakiyle Komisyonumuzda görüşüldü.

Kanun tekliflerinin gerekçelerinde de sarahaten ifade edilmiş olduğu veçhile; Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımız esnasında göstermiş bulunduğu kahramanlık sebebiyle, T.B.M.M. karariyle bir aded İstiklâl Madalyası ile taltif edilen Maraş’ın, “Kahraman Maraş” unvaniyle tesmiye edilmesini temin maksadına matuf olarak hazırlanmış bulunan, prensip itibariyle uygun mütalâa edilen ve aynı mahiyette olan her iki teklifin tevhiden görüşülmesi Komisyonumuzca karara bağlandıktan sonra, maddelerim müzakeresine geçilmiştir.

Tertip, tanzim ve ifade bakımından kifayetsiz görülen teklif metinleri, başlık ve maddeleri itibariyle komisyonumuzca redaksiyona tabi tutulmak suretiyle yeniden bir metin tanzim olunmuştur.

Yapılan bu değişiklikle kanun teklifleri kabul edilmiştir.

Genel Kurula arz edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.

İçişleri Komisyonu Başkanı
Yozgat
İsmail Hakkı Akdoğan

Çanakkale
Mustafa Çalıkoğlu
İmzada bulunamadı

Kars
İ.Hakkı Alaca

Sözcü
Kütahya
A. Fuat Azmioğlu

Diyarbakır
Abdullatif Ensarioğlu

Kars
Turgut Aytaç

Katip
Giresun
Hidayet İpek

İçel
Muhalifim
Turhan Özgüner

Maraş
İbrahim Öztürk


Maraş Milletvekili Zekeriya Kürşad’ın kanun teklifi

Maraş adının “Kahraman Maraş”‘a tahviline dair kanun teklifi

MADDE 1. — Maraş ili adı “Kahraman Maraş”a tahvil olunmuştur.

MADDE 2. — Bu kanunu İçişleri Bakanı yürütür.

MADDE 3. — Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Maraş Milletvekili İbrahim Öztürk’ün kanun teklifi

Maraş ili adının “Kahraman Maraş” olarak değiştirilmesine dair kanun teklifi

MADDE 1. — Maraş ilinin adı “Kalhraman Maraş” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2. — Bu kanun, yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

İçişleri Komisyonunun değiştirişi

Maraş ili adının “Kahraman Maraş” olarak değiştirilmesi hakkında Kanun

MADDE 1. — Maraş ili adı “Kahraman Maraş ili” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2. — Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3. — Bu kanunu İçişleri Bakanı yürütür.

Millet Meclisinde kabul edilen kanun metni o dönem iki meclisli yapı gereğince Cumhuriyet Senatosu onayına sunulacaktır. 17 Mart 1972 tarihli Cumhuriyet Senatosu görüşmeleri için bu yazımıza bakabilirsiniz.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Mahmut Alperen

Kahramanmaraş'ın en yücesinde, Nurhak Dağı'nın eteklerinde doğdu. Sevdalı olduğu zirvelere üniversite eğitimi için veda etti. Tarih okudu. Bedeni İstanbul'da çalışıyor, gönlü hala Nurhak'ta...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir