Maraş’ta Bir Roma Eseri: Altın Köprü

Maraş etrafı geçit vermeyen akarsularla çevrili bir şehir. Batısında Elbistan Ovasından itibaren antitorosların derin vadilerinden akan Ceyhan Nehri bulunur. Güneyi ise Pazarcık’tan  itibaren düz ovada geniş yatağında akan Aksu Çayı ile çevrilidir. Tarih boyunca Maraş’a ulaşım bu nehirlerin üstündeki köprülerle sağlanmış. Maraş’ta hüküm süren her devlet yeni köprüler inşa etmiş, kendilerinden önce inşa edilen köprülerin bakımını yapıp onarmış.

Günümüze ulaşan tarihi köprülerin tamamı Osmanlı ve Dulkadiroğlu dönemlerine ait. Tarihi çok daha eskilere dayanan Maraş’ta önceki dönemlerde akarsular nasıl geçiliyordu acaba? Maraş merkezli Geç Hitit devletlerinden olan Gurgum Krallığı zamanında da Ceyhan bu kadar derin ve hırçındı. Daha yakın tarihte Roma dönemindeki ismiyle Germanicia’nın ihtişamlı zamanlarında Aksu yine bu kadar geniş bir yatağa sahipti muhtemelen. Her iki nehri de yağışlı mevsimlerde köprüsüz geçmek hem çok zor hem de tehlikeliydi. Elbette Maraş’ta çok daha eski tarihli köprüler vardı. Olmalıydı.

Maraş’ta varlığı bilinen en eski köprü Aksu Çayı üzerinde bulunan bir Roma köprüsüydü. Altın Köprü adıyla tarihi kayıtlarda yer alan bu yapı, 100 yıl öncesine kadar ayakta ve kullanılır durumdaydı. Günümüzde kullanılan Aksu Köprüsü’nün yaklaşık 2500 metre güneyinde bulunmaktaydı. O dönem itibariyle Çukurova’dan Maraş’a uzanan iki alternatif yoldan çok daha kolay olanı üzerindeydi bu köprü.

Oryantalist Seyyahların Notlarında

1879 yılında kaleme aldığı ve yakında tamamını çevirip yayınlayacağım notlarında İngiliz seyyah E. J. Davis Çukurova’dan Maraş’a uzanan yolculuğunda köprüyle ilgili şu ifadeleri kullanır. “Gavur Dağı’nı inip, Eloğlu, Tecirli ve Çakallı köylerini geçtikten sonra Aksu isimli çamurlu ve kuvvetli akan bir nehre ulaştık. Nehir birbirine hiç benzemeyen altı kemerden oluşan ihtişamlı bir köprüyle geçiliyordu. Misis’teki köprüye çok benzeyen bu yapı şüphesiz Justinyen dönemine ait olmalıydı. Sonrasında pek çok kez onarım görmüşe benziyordu.”

Seyyah köprünün şeklinden çok etkilenmiş, Roma İmparatorluğu’nun altın çağlarını yaşadığı, Aya Sofya dahil birçok eserin günümüze ulaştığı I. Jüstinyen dönemine (5.yy) ilişkilendirmişti köprüyü.

Çobantepe steli ve bölge haritası

Yine bir başka İngiliz seyyah J. R. Metheny Hitit eserlerini araştırmak için 1906’da çıktığı seyahati esnasında tuttuğu, en kısa sürede tamamını çevireceğim, notlarında bu köprüden bahseder. Maraş şehir merkezinden Hitit stellerini incelemek için Gavur Gölü tarafında bulunan Çobantepe Höyüğü’ne yağışlı mevsimde ulaşmaya çalışır. Altın Köprü’nün güneyinde dört saatlik yürüme mesafesi boyunca çok büyük bataklıklar bulunduğunu, iyi bir rehber olmadan yağışlı mevsimde bu yola düşülmemesi gerektiğini belirtir. Çobantepe’ye ulaştıktan sonra bir av sahnesinin canlandırıldığı 1932 yılında Adana Arkeoloji Müzesi’ne nakledilene kadar başına çok iş gelecek steli bulur ve resmeder.

Osmanlı Kayıtlarında Altın Köprü

Osmanlıca okuyamadığım için yerli kaynaklardan doğrudan istifade edemiyorum şimdilik. Bu köprü Osmanlı arşivlerinde de yer alıyor. Kemalettin Koç, Kahramanmaraş’ta Sosyal Hayatın Fiziki Yapıya Etkisi isimli kitabında bu köprüden bahseder. Aksu üzerinde Altın Köprü isimli büyük bir köprü bulunduğunun 1906 tarihli 1324 sayılı Halep Vilayet Salnamesinde yazıldığını bizlere aktarır. Koç aynı eserinde köprünün tarihiyle ilgili çok fazla bilgi bulunmadığını ama 10. yy’a ait bir Roma Köprüsü olabileceğinin düşünüldüğünü, sonraki dönemlerde bakım ve restorasyona uğradığını belirtir. Köprü’nün yeriyle ilgili bilgiler verir. Bugünkü Köprünün aksine doğu-batı yönünde uzandığını, doğusunda büyük bir höyük bulunduğunu söyler.

Akıbetini Kimse Bilmiyor

100 yıl öncesine kadar yerli ve yabancı kaynaklarda varlığı bildirilen köprünün ne zaman ve ne şekilde yıkıldığına dair herhangi bir kayıt göremedim.

Yerel halk ve araştırmacılar da bu konuda malumat sahibi değil. Yaşı elverenler günümüzde kullanılan beton karayolu köprüsünün 800 m kadar güneydoğusunda 70’li yılların sonuna kadar su içinde eski bir köprü kalıntısı gördüklerini ifade ediyorlar. O bölgede güneyden kuzeye akan Aksu’nun üzerindeki köprü doğu-batı istikametinde olmalı. Ama etrafında Koç’un bahsettiği bir höyük yok. Koç’un belirttiği höyük günümüzde kullanılan köprünün 2500 m güneyinde ve tam da güney-kuzey doğrultusunda akan nehrin doğu kıyısında yer alıyor.

Koç’un anlattığı bölgedeki uydu görüntülerini incelediğimde kıyıda köprü ayaklarına benzeyen kalıntılar görülebiliyor. Ancak kum ocağı gibi farklı yapılara da ait de olabilir. İlk fırsatta gidip yerince inceleyerek bu yazıyı güncelleyeceğim.

Halkın malumat sahibi olmamasının yanında, sosyal medya ve internetin her eve girdiği bu dönemde  köprüye ait bir tek fotoğrafın bile ortaya çıkmaması muhtemelen köprünün 1906’dan çok kısa bir süre sonra yıkıldığına işaret ediyor.

Bu düşünceden yola çıkarak Altun Köprü’yü ilk araştırmaya başladığımda birçok Maraşlı tarafından bilinen kurtuluş harbi döneminde düşman kuvvetlerinin geçişini engellemek için 19 Ocak 1920’de imha edilen Aksu Köprüsü olduğunu düşünmüştüm. Gerçek ise çok farklıydı. Fransızların geçişini önlemek adına halk tarafından taktik amaçlı imha edilen köprünün hikayesine buradan ulaşabilirsiniz.

Yıkılışının gizemi hala çözülemeyen Altun Köprü’den günümüze görsel olarak sadece üstünden geçen seyyahların notları ve çizdikleri haritalar ulaşmıştır.


Yusuf

Bilal'in babası... Mühendis, Elbistan, Bisiklet, Doğa, Tarih

Maraş’ta Bir Roma Eseri: Altın Köprü” için 2 yorum

  • 17 Haziran 2017 tarihinde, saat 00:59
    Permalink

    Yusuf bey merhaba. Çevirinizi ilgiyle okudum. Bahsettiğiniz köprü sanırım uydu görüntüsünü koyduğunuz yer. Dikkatli bakarsanız işaretlediğiniz yerde Aksu nehrinin hemen doğusunda küçük bir tepe (hüyük) olduğunu görürsünüz. Köprünün ayakları 20-30 yıl önce Türkoğlu-Maraş arası yolculuğu sırasında her geçişimde görülürdü. Halende ayaklar görülmektedir, ama yıkık halde.
    Çevirinizde “köprünün doğu-batı yönünde, hemen doğusunda ise büyük bir hüyük olduğu” yazılı. Ayrıca şimdiki aksu köprüsüne 2,5 km mesafede olduğu. hepsi de uydu görüntüsünde işaretlediğiniz yerle bire bir uyuyor. Muhtemelen Karayılan tarafından 1920 de imha edilen köprü de bu. 2 Mart 1920 de acele açılan köprü ise şu anki aksu köprüsünün ilk halidir diye tahmin ediyorum. 9 yıl sonra alman arkeolog un korkarak geçtiği de 1920 de yapılan köprüdür diye tahmin ediyorum. Bu köprü şu an gidiş-geliş 2 adet ve kuzey-güney yönünde. Doğuda olanın ayakları taş mı, beton mu bilmiyorum. İlk fırsatta bakacağım.

    Yanıtla
    • 17 Haziran 2017 tarihinde, saat 01:22
      Permalink

      Mehmet Bey, doğu-batı istikametinde uzanması ve doğu ucunda höyük bulunması Kemalettin Koç’un eserinde belirtiliyordu. Yazar bu ifadeye kaynak göstermediği için kendi gözlemidir diye düşünmüştüm. Yabancı seyyahların notlarında yoktu. Ben de buna istinaden haritadaki höyüğü bulup işaretlemiştim. Siz de yeri teyit ettiniz teşekkürler.
      Karayılan’ın yıktığı köprünün Narlı taraflarında bulunan başka bir köprü olmadığına nasıl kanaat getirdiniz?

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir