Aksu Köprüsü: Fransıza Geçit Vermedi

Fransız İşgalciler Geçmesin Diye İmha Edilen Köprü

Atatürk Araştırma Merkezi dergisinin 31. sayısında Aksu üzerindeki bir köprüden şöyle bahsedilir. “Maraş’ın işgal altında olduğu dönemde 19 Ocak 1920’de Antep’ten Maraş’a ilerleyen Fransız iaşe kolu önce Arslanbey’in direnişiyle karşılaşmış ardından Karayılan tarafından bozguna uğratılmıştır. Karayılan’ın birlikleri daha sonra bölgedeki Aksu Köprüsü’nü ve telgraf hatlarını imha etmiştir.

Köprünün imha edilmesi Maraş’ın kurtuluşunda önemli bir yere sahiptir. Bu olaydan iki gün sonra şehir içinde başlayıp 21 gün süren Maraş Kurtuluş Harbi Fransızların 12 Şubat’ta şehri terketmesiyle sonuçlanmıştır.

12 Şubat 1920’de kurtuluşun hemen ardından şehrin ulaşımını sağlamak için bu köprünün yerine Nafia Nezareti (Bayındırlık Bakanlığı) tarafından çok acele  yeni bir köprü yapılarak 2 Mart 1920’de açılışı yapılmıştır.

Maraş hakkında çok kıymetli bilgilerin paylaşıldığı Birzamanlar Maraş sayfasında yayınlanan fotoğrafa göre 1920’de yapılan yeni köprü en az 11 gözlü ve 80-100 m uzunluğunda olduğu anlaşılıyor. Dikdörtgen prizma formundaki ayakları kesme taştan, üst yapısı ağaçtan inşa edilmiş. Şehirdeki son büyük Osmanlı dönemi eseri olduğunu düşündüğüm bu köprü de günümüze ulaşamamış.

Hangi Aksu Köprüsü

Aksu Pazarcık, Türkoğlu ve Maraş ovalarının arasında kıvrılarak akmaktadır. Günümüzde Aksu Köprüsü denilince Adana Yolu’ndaki karayolu köprüsü anlaşılmaktadır. Bu nedenle kurtuluş harbi döneminde yıkılan köprünün Adana yolunda bulunan eski bir köprü olduğu gibi yanlış bir kanaat kimi zaman oluşabilmektedir. Bu kanaate Altun Köprü yazımı yazarken ben de kapılmıştım. Zira tam da o dönemlere denk geliyordu Altun Köprü’nün bilinmeyen yokoluşu.

İlgili yazımı yayınladıktan sonraki okumalarımda özellikle Maraş’tan geçen oryantalistlerin notları ve haritalarındaki bilgileri bir araya getirince kurtuluş harbi döneminde halk tarafından taktik amaçlı yıkılan köprünün yine Aksu çayı üzerinde, aynı isme sahip, Narlı yakınlarında bulunan bir başka köprü olduğunu anladım.

Osten’in Maraş Haritası

Tarihi kaynakları ve seyyahların rotaları incelendiğinde Antep’ten gelen yol Karabıyıklı ve Çöçelli arasındaki vadiden geçerek Aşağı Pazarcık Ovası’na inmekteydi. O bölgeden iki şekilde Maraş’a ulaşmak mümkündü. Birincisi  Aksu Çayı’nın sol sahilini izleyerek Emiroğlu, Pınarhüyük, Çobantepe’yi takip edip yolda uygun bir sığlıkta Aksu’yu geçerek. Bu yolda eğer Aksu’yu geçmek mümkün değilse Çobanhüyük’ten sonra Çakallı’ya oradan da kuzeye yönelip Altun Köprü üzerinden Aksu’yu geçip Maraş’a ulaşmak mümkündü. Bu yol o dönemler daha da geniş bir alana yayılan Gavur Gölü’nün etkisi altındaydı. Çoğu bölümü bataklıktı. Özellikle kervanların ve sonraki dönemde Maraş’ta kullanılan ilk motorlu ve askeri araçlar için ilerlemesi mümkün olmayan bir yoldu. Dahası diğer yola göre uzundu. Genellikle göçebe yaylacıların, bölgeyi çok iyi bilen köylülerin bu yola alışık yük hayvanlarıyla kullandığı yoldu. Maraş’ın en eski yerleşimlerinin bulunduğu bu güzergahı, arkeolojik araştırma yapan seyyahların da kullandığını biliyoruz.

Aşağı Pazarcık Ovası’ndan sonra Maraş’a uzanan diğer tarihi yol bugünkü Narlı-Maraş yoluyla çok benzer güzergaha sahipti. Hem güneydeki bataklıklardan uzaktı hem de çok fazla engebe bulunmayan kısa bir yoldu. Birçok seyyahın çizmiş olduğu haritada bu yol net bir şekilde görülmektedir.

Geçilmeye Korkulan Harabe Köprü

Bu yolu kullanarak 1929 yılında Maraş’a ulaşan Alman arkeolog Von der Osten anılarında köprünün akıbetiyle ilgili ipuçları vermektedir. Antep’ten gelirken kayalıklı bir vadiden inip ovaya ulaştıktan kısa bir süre sonra üzerinden geçtikleri köprüyü şu şekilde tarif etmektedir. “Aksu’yu çürümeye yüz tutmuş uzun tahta bir köprüyü kullanarak geçtik. Köprünün ortasına geldiğimizde bütün trafiğin hatta eşek katarlarının bile nehrin aşağısındaki sığ yerden geçtiklerini gördük.

Bu köprünün tarifi 1920’de açılışı esnasında fotoğrafını gördüğümüz köprüye çok benziyordu. Hem uzun hem de tahta idi. Belli ki savaş sonrası şehrin ulaşımını sağlamak için çok acele bir şekilde taş ve agaçtan yapılan bu köprü uzun süre Aksu’nun gücüne ve belki de motorlu araçlara dayanamadı. Açıldıktan sadece dokuz yıl sonra köprüyü bilenlerin üstünden geçmeye cesaret edemeyecekleri ölçüde yıprandı. Çok sürmeden de yıkıldı. Kim bilir taşları Aksu’nun çoştuğu dönemlerde nerelere sürüklendi?

Fransızlar geçmesin diye Karayılan önderliğinde halk tarafından imha edilen Aksu Köprüsü’nden günümüze kahramanlık öyküleri, 1920’de yerine inşa edilen Aksu Köprüsü’nden ise yazının başlığında yer alan açılış fotoğrafından başka şey ulaşmadı.

Yusuf

Bilal'in babası... Mühendis, Elbistan, Bisiklet, Doğa, Tarih

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir