Umuda Yolculuk – 1990

Sinemayla biraz ilgileniyorsanız bugüne kadar herhangi bir Türk filminin Oscar almadığını düşünüyorsunuzdur. Ama yanılıyorsunuz. Sinemayla fazlasıyla ilgilenenler 1991 yılında En İyi Yabancı Film Oscar’ını bir Türk filminin kazandığını bilirler.

Oscar Kazanmış Tek Türkçe Film

Maraşlı bir ailenin İsviçre’ye kaçak yollarla gidişlerinin anlatıldığı Umuda Yolculuk (Reise Der Hoffnung) İsviçreli Yönetmen Xavier Koller tarafından çekilmiştir. Ödüllü senarist Feride Çiçekoğlu’nun senaryosunu yazdığı, başrollerini ise Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu, Emin Sivas, Yaman Okay’ın paylaştığı, Türkçe orijinal dile sahip İsviçre-Türkiye ortak yapımı filmin Oscar’ı da ana yapımcısı İsviçre’ye verilmiştir.

Haydar ve Meryem çifti ekonomik zorluklar nedeniyle Maraş’taki köy yaşamında çocukları için gelecek göremezler ve akrabalarından gelen kartpostallardan tanıdıkları İsviçre’de kendilerine yeni bir hayat kurmaya karar verirler. Bir arada yaşadıkları babasının olanca itirazına, gurbet ellerin kartpostallarda anlatıldığı gibi olmadığını, çalışma şartlarının ağır olduğunu salık vermesine rağmen Haydar ve Meryem kararlarından vazgeçmezler. Sahip oldukları bilezik, davar ve atları satarlar, yedi çocuklarından sadece 11 yaşındaki Mehmet Ali’yi de yanlarına alarak zorlu yolculuğa koyulurlar.

İlk 20 dakikası Maraş’ta çekilen Umuda Yolculuk, Alevi kültürümüzdeki belki de o güne kadar sadece belgesellerde görebildiğimiz kurban ve cem sahnesi ile başlar. İlerleyen bölümlerde şehirde Kapalı Çarşı, Saraçhane Camii, Trabzon Caddesini köyde ise Maraş, Pazarcık ve Narlı ovaları ile Ahır Dağı’nı görürüz. Maraş kırsal hayatından önemli kesitlerin sunulduğu bu sahnelerinin hangi köyümüzde çekildiğine dair filmin künyesinde herhangi bir bilgi yer almıyor ve görüntülerden de tam olarak kestirilemiyor. Bu yöndeki araştırmalarımız devam ediyor. Bilenler ya da izleyip tahmin edenlerden yardımlarını da bekliyoruz ayrıca. Bu sahnelerinden bir tanesinde babası ile birlikte düven süren Mehmet Ali, İsviçre’ye yakın zamanda giden Cemal amcasından gelen kartpostalı yüksek sesle okumaktadır.

“…Cennet dedikleri kadar varmış. Keçileri sağsan tereyağı akacak. Maya çalsan yoğurdu bizim Maraş’ın dondurmasını aratmaz. Dağı aştın mı tamam. Allah Yardımcın olsun…”

İlk Yarısı Tam Bir Yol Filmi

Ailenin Maraş’tan İstanbul’a kadar otobüsle, oradan da bir konteynır içerisinde Napoli’ye kadar gemiyle ve Napoli’den Milano’ya kadar İsviçreli bir tır şoförüyle devam eden yalnız yolculuğunun anlatıldığı bölümler, tam bir yol filmi tadındadır. Yolculukları Milano Tren İstasyonu’nda, kaçak yollarla sınır geçenlere yardım eden Türk bir şebekeyle karşılaşmalarının ardından, her biri farklı gerekçelerle ülkesinden ayrılan ve İsviçre’ye kaçak girmeye çalışan diğer Türk ailelerle birlikte zorlu bir serüvene dönüşür.

Milano’dan sonra İsviçre’ye çok az kalmıştır. Ancak bir engel vardır. Kartpostalda belirtilen o dağ. Tüm kaçakçılar bu dağı kış şartlarında yürüyerek aşmak zorundadırlar. Haydar ve Meryem kartpostallardan kapıldığı bu yolculukta en büyük umutlarını İsviçre Dağları’nın soğuğuna teslim edeceklerdir. Trajik bir şekilde noktalanan filmde, Haydar ve Meryem’in tekrar Maraş’a dönüp dönmedikleri, ya da dağların ardında kendilerine yeni umutlar bulup bulmadıkları sorularının cevaplarını bulamıyoruz.

Ailecek İzleyin

1986 yılında benzer güzergahı takip ederek kaçak yollarla İsviçre’ye gidip, 1988’de yakalanmasıyla sınır dışı edilerek vatanına geri dönen babamla bu filmi arada izleriz. Neredeyse her aileden yurtdışına göçenlerin olduğu Maraş’ta herkes bu filmde kendinden bir şeyler bulacaktır.


Maraş’ta çekilen diğer filmler için bu yazımıza bakabilirsiniz.

Facebook Yorumları
Bilgi paylaştıkça güzel...

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal'in babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir