Kültür-SanatTarih

Maraş Alman Hastanesi 1909-1910 Faaliyet Raporu

Güncelleme: 9 Mart 2026

Birazdan okuyacağınız metin, 20. yüzyılın başlarında Maraş Alman Hastanesi‘nin yıllık raporlardan biridir. Yazı, Alman misyonunun süreli yayını olan Gündoğumu dergisinde 1911 yılında yayımlanmıştır. Raporun kaleme alındığı dönem ise 1909–1910 yıllarını kapsamaktadır. Metnin yazarı kendisini yalnızca “Hekim R. M.” şeklinde tanıtan Doktor R. Müllerley‘dir. Yazıda Maraş’taki “Salem” Hastanesi’nde yürütülen sağlık faaliyetleri, tedavi edilen hastalar ve misyonun bölgedeki çalışmaları anlatılmaktadır.

Bu tür metinler yalnızca bir sağlık raporu olmanın ötesinde, dönemin Maraş’ına dair sosyal ve insani manzaraları da yansıtır. Hastaneye getirilen hastaların hikâyeleri, şehrin ve çevre köylerin yoksulluk koşulları, Müslüman ve Hristiyan halkın hastane ile kurduğu ilişki gibi ayrıntılar satır aralarında dikkat çekici biçimde yer almaktadır. Bu yönüyle metin, tıbbi bir faaliyet raporu olmanın yanı sıra erken 20. yüzyıl Maraş’ına dair küçük ama kıymetli kesitler sunan bir tanıklık niteliği taşımaktadır.

Metni Türkçeye aktarırken mümkün olduğunca orijinal anlatımı korumaya gayret ettim. Yer yer dönemin bakış açısını yansıtan ifadeler, bugün için farklı anlamlar çağrıştırabilecek değerlendirmeler veya misyoner literatürüne özgü dini vurgular bulunabilir. Bunları değiştirmeden aktarmayı tercih ettim. Parantez içindeki eğik açıklamalar bana aittir.

Orijinal metinde bulunmayan başlıkları daha okunaklı olması adına ben ilave ettim. İlgili raporda bir adet hastane fotoğrafı kullanılmıştı. Diğer raporları da yine aynı yayının farklı dönemlerinden bularak yazıyı görsel açıdan zenginleştirmeyi arzuladım. Dönemin Almanca yazım biçimleriyle verilen kişi ve yer isimlerini bugünkü genel genel kabul gören yazılışlarıyla sundum. Metni okurken Misyoner bakış açısını yansıtan bir rapor olduğunu göz önünde bulundurmanızı rica ederim. Benim amacım, Maraş’ın geçmişine dair kaynaklarda dağınık halde bulunan bu tür belgeleri gün yüzüne çıkararak meraklılarıyla paylaşmaktır.


Çeviri bölüm burada başlıyor.


Maraş’taki “Salem” Hastanesi’nden Rapor, 1909/10

Dönüp son bir yıldır verilen emeğe baktığımda, yüreğimde sayısız düşünce ve duygu uyanıyor. Öncelikle, bize bahşedilen yardım ve nimetler için Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Bilgi ve becerimizin sınırlarına ulaştığı anlarda o yanımızdaydı. Bu kişisel deneyimler toplumun ilgisini çekmeyebilir. Bununla birlikte, faaliyetlerimizi destekleyen tüm dostlara şunu temin edebilirim ki, bağışları sayesinde hem Hristiyan hem de Müslüman çok sayıda hastaya bedenen ve ruhen hizmet edebildik.

Maraş ve Çevresinde Sağlık Hizmetlerinin Durumu

Maraş ve çevresindeki yoksulluk o kadar yaygın ki, hastalarımızın çoğu tedavi masraflarını karşılayamıyor. Bir eğitim ilkesine göre tedavi ettiğimiz her hastadan az ya da çok bir miktar para almaya çalışıyoruz. Doğuda insanlar karşılığında bir şeyler vererek temin ettiklerini değerli görürler. Ayrıca dilenciliğe teşvik ederek karakterlerini de zedelemek istemiyoruz. Elbette, ailesini geçindirmek için zar zor para kazanan yoksul bir yevmiyeciyi ücretsiz tedavi ediyor, hatta ilaçlarını bile sağlıyoruz.

Hastane İstatistikleri

Geçen yıl hastanemizden birçok kişi hizmet aldı. Burada hasta bakımı her geçen yıl daha da artan bir ilgi görüyor. İşte geçen dönemden bazı rakamlar:

  • Poliklinik hizmeti: 6479’u Hristiyan, 1069’u Müslüman olmak üzere toplam 7548 kişi
  • Hastane hizmeti: 348’i Hristiyan, 74’ü Müslüman olmak üzere toplam 422 kişi
  • Doğum sayısı: 81
  • Ameliyat sayısı: 467
Eczane, Poliklinik ve Hastane

Uzun yıllardır bizimle çalışan Dr. Kalust’un yanı sıra, ikinci bir genç Ermeni doktor olan Dr. Karikin de geçen yıl Beyrut’ta eğitimini tamamlayarak aramıza katıldı. Hemşireler Ina ve Paula ile bakıcımız Şalk da hastanenin kadrosunu tamamladı. Dönemin başında hizmete giren yeni poliklinik ve eczane binası için çok minnettarız. Artık hastanenin dar koridorlarında sıkışıklık yaşanmıyorlar.

Hastalar hastanede ve haftada üç seansı bulunan poliklinikte hem fiziksel hem de ruhsal olarak kapsamlı tedavi gördüler. Bir diğer ifadeyle Tanrı’nın sözünü duyma fırsatı buldular. Bu alanda gözle görülür başarılardan bahsetmek şu aşamada elbette zor.

Veli, Avadis ve Makruhi

Şimdi bu satırları yazarken, geçen yıldan birçok hasta görümün önüne geliyor. O endişe ve sevinç dolu saatleri yeniden yaşıyorum.

Bir cumartesi akşamı, çevredeki bir köyden, omurgasında sıkışmış bir fıtığı olan yaklaşık 36 yaşında bir Müslüman olan Veli adında bir adam acı içinde getirildi. Acilen ameliyata alınması gerekiyordu. Tanrı’nın lütfuyla, yarı ölü olan bu adam hayata tutundu. 14 gün sonra mutlu ve minnettar bir şekilde hastanemizden ayrılıp ailesine kavuştu.

Sonra Zeytun’dan yaşlı bir taş ocağı işçisi olan Avedis aklıma geliyor. Kaya patlatırken dikkatsiz davranmış ve erken bir patlama sonucu iki eli de korkunç şekilde parçalanmıştı. Yapılabilecek pek bir şey kalmamıştı. Birkaç parmağını ampute etmek zorunda kaldık. Adam şimdi neredeyse çalışamaz durumda ve bu ülkede maluliyet aylığı yok. Engelli Alman işçilerimiz ne kadar şanslı!

Makruhi Manukyan Hastanede

10 yaşındaki sevimli çocuk Makruhi, yarı yetim olarak Zeytun’dan bize geldi. Babasını birkaç ay önce vurmuşlar (Babasının eşkıya olduğuna dair ayrı bir yazı var. En Kısa sürede yayınlayacağım). Küçük kız, uyluğunda şiddetli bir kemik enfeksiyonundan muzdaripti. Yaptığımız cerrahi müdahale başlangıçta durumunu o kadar kötüleştirdi ki, hayatını kurtarmanın bir yolu kalmadığını düşündük. Makruhi de Kurtarıcısına gitmeye tamamen hazırlandı. Ancak Tanrı son anda mucizevi bir şekilde müdahale etti ve küçük kız bugün hayati tehlikeyi atlattı, ancak henüz tamamen iyileşmedi. Makruhi için – ki kendisi çok zeki bir çocuktur – Almanya’da, Bethel kız yetimhanemizde kalmasını sağlayacak gönüllü koruyucu aileler bulunursa çok sevinirim.

Vahan, Ökkeş ve Ayşe

Ermeni Vahan ve Türk Ökkeş, şiddetli apandisit sancılarıyla hastanemize gelmişlerdi. Birkaç kez ölümün eşiğine gelen Vahan, hasta yatağında geçirdiği süre boyunca boşa harcanmış hayatı üzerine derin düşüncelere daldı. Ne yazık ki, dışarı çıktığında tekrar uyuşukluğa ve kayıtsızlığa düştü. İyi kalpli bir Türk olan Ökkeş ise her zaman büyük bir sabır ve minnettarlık gösterdi. Yanına giden herkese dilinden duasını eksik etmedi.

30 yaşında Müslüman bir kadın olan Ayşe, sık sık hastanemizin hizmetlerinden yararlanan komşuları tarafından bize getirildi. Kolu tüberkülozdan dolayı ciddi şekilde hasar görmüştü. Yıllardır var olan yaralar onu bitkin düşürmüştü. Kolunun ampute edilmesine rıza gösterdi. Operasyondan sonra kısa sürede iyileşip acılarından kurtuldu. Eski neşesine kavuşup taburcu olurken veda etmekte zorlandı.

Poliklinikte sırasını bekleyen bir hasta

Şehirden ve kırsaldan hastanemize gelen tüm hastalar, İsa’nın sevgisine dair bir izlenim ediniyorlar. Bu izlenimlerin kaçının nihayetinde yaşamda derin bir yenilenmeye yol açtığını şu anda değerlendirmemiz mümkün değil.

Alman Misyonlarında Sağlık Durumu

Yetimhanelerimizde sağlık durumu genel olarak bir önceki yıla göre daha iyiydi. Yine de bazı çocuklar dizanteri ve kızamık komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetti. Çocukları rahat bırakmayan deri döküntüleriyle mücadelemiz sürekli devam etti.

Maraş’taki görevlilerimiz de bu yıl hastalıklardan muzdaripti. Önce bu satırları yazan, ardından da Beatrice Rohner tifüse yakalandı. Eva Elvers uzun süre dizanteri ile mücadele etti. Ina atından düşerek sağ kolunu kırdı. Tanrıya şükürler olsun ki hepimiz şimdi iyiyiz.

Halep Valisi Fahri Bey Maraş Alman Hastanesinde. Doktor Müllerley Vali’nin sağında.

Üzülerek şu anda görevinden ayrıldığını söyleyeceğim Halep Valisi geçen yıl Maraş’ı ziyaret etmişti. Kendisini hastanemizde ağırlamıştık. Sağlık hizmetlerimizden memnun kaldığını dile getirmişti. Genel olarak, çalışmalarımız anlayış ve iyi niyetle karşılanıyor. Elbette, Ermeniler ve Türkler arasında kıskanç insanlar ve düşmanlar da az değil. Ama Rabbimiz bizim yanımızda ve üzerinde durduğumuz dava O’nun davasıdır! Tüm dostlarımızı, doğudaki sağlık çalışmalarımızı desteklemeye devam etmelerini içtenlikle arzuluyoruz. Kalplere ve ellere, yani hem duaya hem de memleketimizdeki kardeşlerimizin cömertliğine ihtiyacımız var. Rabbimiz “küçük kardeşlere ikram edilen her bir bardak soğuk suyu ödüllendireceğim” diyor.

Saygılarımla.

Hekim R. M.

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf Köleli

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir