Maraş’ta Alman Misyon Okullarının 1914 Yılında Durumu Hakkında Mektup

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Son Güncelleme:

Aşağıdaki yazı, 19. yy’dan itibaren Anadolu’da azınlıklara yönelik faaliyet sürdüren Alman Yardım Kuruluşu‘nun Gündoğumu isimli dergisinin 1915 Nisan sayısında yayınlanmış olan “Bethel Okul Raporu, 1914 Kasım” başlıklı makalenin tarafımca yapılan tercümesini içermektedir.

Dergide makale arasında yer alan “Maraş’ta marul satıcısı” alt başlıklı fotoğraf ve dipnota iliştirilen “Marul çiğ bir salata türüdür” açıklaması ilgimi çekmişti. Belli ki 1915 yılında Almanya’da marul genel olarak bilinen bir tür değildi. Maraş’ta mutfak kültürüne ilişkin detaylı bilgiler bulma umuduyla yazıyı çevirmeye başlamıştım. Yazıda maruldan hiç bahsedilmiyordu. Fotoğrafın makaleyle bütünlüğünü de muhtemelen marul satıcısının etrafını saran talebeler sağlıyordu.

Yazı özetle Birinci dünya Savaşı’nın tüm şiddetiyle sökün ettiği yıllarda Maraş’ta Alman Misyon Okulları’nın durumu hakkında bilgiler vermektedir.

Bethel Okul Raporu, 1914 Kasım

Bethel (Kız Yetimhanesi)¹ okulumuzun yeni binasında iki güzel yılı geride bıraktık. Haziran’da okulu tatil edip gelecek sene için hazırlıklara başladığımızda bu yıl her şeyin bambaşka olacağını anladık. Savaş (Birinci Dünya Savaşı) şehirde ve faaliyetlerimizde birçok değişikliğe sebep oldu. Bize karşı çok olumsuz bir ortam olduğu için, okulların açılışına 3-4 hafta kalıncaya kadar bile okulu faaliyete sokacağımıza dair endişelerimiz vardı.

Şehrin bu uzak köşesinde hiç öğrencimiz olmadığı için Bethel’i, Beytşalom‘a (Erkek Yetimhanesi)¹ taşıma kararı aldık. Beytşalom’da hiç Alman öğretmen olmaması da bu kararı destekledi. Şehirdeki tüm Alman eğitim kurumlarını bir araya getirmenin iyi olacağını düşündük.

Okullar açılalı 5 hafta olmasına rağmen aramıza peyderpey katılan öğrenciler oluyor hala. Bağlarda üzüm hasadı için ailelerine yardım ediyor bu çocukların birçoğu. Her halükarda 7 sınıfı tamamen doldurduk ve çok mutluyuz.

Fazla sayıda minik öğrencimiz olduğu için 1a ve 1b olarak ilk sınıfı her birinde 22 öğrenci olan 2 şubeye ayırdık. En yetenekli olanları bir sınıfa daha az yetenekli olanları da diğer sınıfa yerleştirerek her bir grubu daha iyi şekilde eğitmeyi arzuluyoruz.

Erkeklerin en alt sınıfında öğretmen yetersizliğimiz devam ediyor. İkinci sınıfta okulun ilk günü sadece 4 öğrenci vardı. Şu anda altıncı haftada bu sayı 20’ye yükseldi. Üst sınıflar çok dolu değil. Bu durumun çok da kötü olmadığını belirtmeliyim zira sınıflarımız çok küçük.

Bethel’de 14 kişilik birinci sınıfımız var. Görüştüğümüz komşularımız 6 yaşındaki küçük çocuklarını, çok uzakta kaldığını düşündükleri Beytşalom’a gönderemeyeceklerini söylüyorlar.

Görevli bacılarımızın herhangi bir ücret beklentisi olmadan öğretmeye hevesli olduklarını gururla söylemem lazım. Aksi takdirde eğitim hizmetlerimizi bu aşamaya taşımak mümkün olmazdı. Çocukların sayısı çok olsa da hepsi okula gitmiyor çünkü. Okul ücretini yıllık 40 kuruş olarak belirledik. Çok az aile bu ücreti karşılayabiliyor. Bu yıl daha da zorlaştı. Savaş nedeniyle babaların pek çoğu askerde.

Her sabah 8:30’da okula gidiyor ve sabaha karşı 4:00’te eve dönüyoruz. Bu günlük yürüyüş bize çok iyi geliyor. Bir kadın görevli bize, 10 öğretmene, okulun hemen altındaki yerde öğle yemeği hazırlıyor. Bu konuda çok iyi bakılıyoruz.

Bu vazifeyi yerine getirmek bizler için büyük bir mutluluk. Bazen zaman tüm işleri yapmak için yetersiz kalsa da, yine de dua ve şükür için pek çok sebep var.

Alman öğretmenler olarak temel işimiz buradaki yerli öğretmenleri yetiştirmek ve stajlarını yaptırmaktır. Yakın zamanda birinci sınıfların din dersine girdiğimde “Tanrımız gökyüzünde, ne isterse yapabilir!” sözünü öğreniyorlardı. Türkler “Ne dilerse, öyle olur!” diyorlar bu söze. Bazı öğrenciler de “Ne dilersek, öyle olur!” diyorlardı. Öğretmenlerin tüm çabalarına rağmen bu alışkanlıklarını değiştirmediler. Kendilerine göre gayet doğaldı bu. İstekleri kanun gibidir. Çok erken yaşlardan itibaren ne istiyorlarsa karşılanıyor. Kendilerine zarar verecek olsa bile pek çok talepleri oluyor ailelerinden. Şimdi okullu oldular ve ilk defa kendi istekleri dışında işlerle karşılaşıyorlar. Doğunun disiplin anlayışı karşısında birinci sınıf öğretmenlerini zorlu bir süreç bekliyor.

Maraş’ta marul satıcısı

Yakın zamanda birinci sınıfta küçük bir devrim bile yaşandı. Öğrencilerden evlerinde öğretmenleri hakkında konuşmaları bekleniyordu ama kendileri mumlu kil ile heykel yapmayı tercih etmişler. Sebebi sorulduğunda şarkı söylemeye, sınıf içerisinde koşuşturmaya, ellerindekini sağa sola savurmaya başlamışlar. İşin içinden çıkamayan öğretmen, yardımcı iki öğretmen gelince sınıfı kontrol edebilmiş. Şüphesiz bu çocuklar bazı şeyleri yanlış yaptıklarının farkında değiller, sadece istedikleri şeyi yapmak istiyorlar. Bizle birlikte öğretmenlerine itaat etmeyi de öğrenecekler.

Çocukların çoğu öğrenmeye hevesli ve okullarını pek seviyorlar. Öğretmenlerimizden bir tanesi bizi derinden etkileyen örnek bir olay anlattı. Birinci ve ikinci sınıfı bizle okuyan ama bu yıl okula gelemeyen Siranuş isminde küçük bir talebemiz vardı. Çok iyi bir öğrenci idi. Okulun açılışından dört hafta sonra bacılarımızdan bir tanesi bir gün Siranuş’la birlikte çıkageldi. Ailesi Beytşalom çok uzak olduğu için Üçüncü Kilise’nin okuluna yollamış bu yıl. Kilisedeki okul yolunda her gün ağlamış Siranuş. Eski okuluna dönmek istiyor ama ailesi izin vermiyormuş. Bir gün Bacı Hedwig ile kilisede karşılaşmış ve durumu anlatmış. Bacı Hedwig ailesiyle görüşmüş ve Siranuş’u eski okuluna bu şekilde tekrar kavuşturmuş.

Öğretmenler vazifelerini tüm kalpleriyle yapıyorlar. Öğrencilerin ruhları onlara emanet. Pazar sabahı öğrencilerin küçük arkadaşlarını ve akrabalarını getirebildikleri Pazar Okulumuz var. Tanrı bu küçük işlerimize yardım etsin bizlere de inanç versin!

Hem yetimhanede kalanlar hem de şehirde akrabalarıyla yaşayanlar dahil öğrencilerin tamamının okul dışında da takip edilmesi artık çok önemli. Ailelerle sürekli temas halindeyiz.

Sonuç olarak şu buhranlı zamanlarda, her gün, inançla Rabbimizin izinde yol alıyoruz. Vazifemizi yapmak istiyoruz. Erişebildiğimiz her yere tohumlar ekiyor ve O’na bu tohumları meydana getirmesi için güveniyoruz.

Bacı Helene Stockmann

Dipnotlar

¹ Alman Misyonu, Türkiye’de kuruluşlarına özel isimler vermiştir. Maraş’taki hastanesine İncil’de geçen bir yer adı olan Salem ismini vermişler. Aynı şekilde ilk baslarda Pınarbaşı tarafında kurdukları kız yetimhanesine İbranice’de kutsal yer anlamına gelen Bethel ismini, Kümbet’te kurdukları erkek yetimhanesine de yine İbranice kökenli Kutsal Ev anlamı taşıyan Beytşalom ismini vermişlerdir.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir