Kültür-Sanat

Umuda Yolculuk – 1990

Güncelleme: 26 Ekim 2026

Sinemayla biraz ilgileniyorsanız bugüne kadar herhangi bir Türkçe filmin Oscar almadığını düşünüyorsunuzdur. Ama yanılıyorsunuz. Sinemayla fazlasıyla ilgilenenler 1991 yılında En İyi Yabancı Film Akademi Ödülünü bir Türk filminin kazandığını bilirler.

Oscar Kazanmış Tek Türkçe Film

Yönetmen koltuğunda İsviçreli Xavier Koller’in bulunduğu, Feride Çiçekoğlu’nun kaleminden gerçek bir yaşam hikayesine dayanan senaryosuyla Umuda Yolculuk (Reise Der Hoffnung) Maraşlı bir ailenin İsviçre’de aradığı umudu anlatmaktadır. Başrolleri Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu ve dönemin önemli yapımlarında rol alan çocuk oyuncu Emin Sivas paylaşmaktadır. Umuda Yolculuk (Reise Der Hoffnung) İsviçreli Yönetmen Xavier Koller tarafından çekilmiştir. Türkçe orijinal dile sahip İsviçre-Türkiye ortak yapımı filmin Yabancı Dilde En İyi Film ödülü dili Türkçe olmasına rağmen ana yapımcısı İsviçre’ye verilmiştir.

Umuda Yolculuk

Haydar ve Meryem çifti ekonomik zorluklar nedeniyle Maraş’taki köy yaşamında çocukları için gelecek göremezler ve akrabalarından gelen kartpostallardan tanıdıkları İsviçre’de kendilerine yeni bir hayat kurmaya karar verirler. Birlikte yaşadıkları babasının gurbet ellerin kartpostallarda anlatıldığı gibi olmadığını, çalışma şartlarının ağır olduğunu salık vermesine ve olanca itirazına rağmen Haydar ve Meryem kararlarından vazgeçmezler. Sahip oldukları bilezik, davar ve atları satarlar, yedi çocuklarından sadece 11 yaşındaki Mehmet Ali’yi de yanlarına alarak zorlu yolculuğa koyulurlar.

Maraş’ta çekilen diğer filmler için bu yazımıza bakabilirsiniz.

İlk 20 dakikası Maraş’ta çekilen Umuda Yolculuk, Alevi kültürümüzdeki belki de o güne kadar sadece belgesellerde görebildiğimiz kurban ve cem sahnesi ile başlar. İlerleyen bölümlerde şehirde Kapalı Çarşı, Saraçhane, Trabzon Caddesini; kırsalda ise Sofuluuşağı köyünü, Pazarcık ve Narlı ovalarını, uzaktan Ahır Dağı’nı görürüz. Bu sahnelerinden bir tanesinde babası ile birlikte düven süren Mehmet Ali, İsviçre’ye yakın zamanda giden Cemal amcasından gelen kartpostalı yüksek sesle okumaktadır.

“…Cennet dedikleri kadar varmış. Keçileri sağsan tereyağı akacak. Maya çalsan yoğurdu bizim Maraş’ın dondurmasını aratmaz. Dağı aştın mı tamam. Allah Yardımcın olsun…”

Amisbühl. Mehmet Ali’nin kartpostalda gördüğü İsviçre dağları. Alperen yer tespitini yaptı.

İlk Yarısı Tam Bir Yol Filmi

Ailenin Maraş’tan İstanbul’a kadar otobüsle, oradan da bir konteynır içerisinde Napoli’ye kadar gemiyle ve Napoli’den Milano’ya kadar İsviçreli bir tır şoförüyle devam eden yalnız yolculuğunun anlatıldığı bölümler, tam bir yol filmi tadındadır. Yolculukları Milano Tren İstasyonu’nda, kaçak yollarla sınır geçenlere yardım eden Türk bir şebekeyle karşılaşmalarının ardından, her biri farklı gerekçelerle ülkesinden ayrılan ve İsviçre’ye kaçak girmeye çalışan diğer Türk ailelerle birlikte zorlu bir serüvene dönüşür.

Umuda Yolculuk

Ailenin bu yolculukta karşılaştığı tüm yabancıların iyilik timsali resmedilmesi, tek kötü yabancının göçmenlere yardım eden Türk şebeke içerisinde yer alan rüşvetçi bir memurun olması, filmin beni rahatsız eden tek yanı olduğunu söyleyebilirim. Yönetmen, göç edenlerin iç dramını seyirciye daha keskin yansıtmak için etnosentrik bir Avrupalı profilini zorlayarak filme oturtmuş gibi.

Milano’dan sonra İsviçre’ye çok az kalmıştır. Ancak bir engel vardır. Kartpostalda belirtilen o dağ. Tüm kaçak göçmenler bu dağı kış şartlarında yürüyerek aşmak zorundadırlar. Haydar ve Meryem kartpostallardan kapıldığı bu yolculukta en büyük umutlarını İsviçre Dağları’nın soğuğuna teslim edeceklerdir. 

Trajik bir şekilde noktalanan filmde, Haydar ve Meryem’in tekrar Maraş’a dönüp dönmedikleri, ya da dağların ardında kendilerine yeni umutlar bulup bulmadıkları sorularının cevaplarını bulamıyoruz.

Ailecek İzleyin

1986 yılında benzer güzergahı takip ederek kaçak yollarla İsviçre’ye gidip, 1988’de yakalanmasıyla sınır dışı edilerek vatanına geri dönen babamla bu filmi arada izleriz. Neredeyse her aileden yurtdışına göçenlerin olduğu Maraş’ta herkes bu filmde kendinden bir şeyler bulacaktır. Film Mehmet Ali Enhas‘ın ve ailesinin yaşadığı gerçek olaylara dayanmaktadır.

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf Köleli

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir