Aşıkpaşazade Tarihi’nde Sultan Mehmed ve Sitti Mükrime Hatun’un Evlenmeleri
Güncelleme: 22 Nisan 2026
Aşıkpaşazade
Hayatına dair bildiklerimiz eserinde kendi anlattıklarıyla sınırlıdır. Asıl adı Derviş Ahmed’tir. 1400 yılı civarında bugün Çorum’a bağlı olan Mecitözü ilçesi Elvan Çelebi köyünde doğmuştur. “Aşıkpaşazade” lakabını, büyük dedesi olan ünlü mutasavvıf Âşık Paşa’dan (Garibnâme müellifi) alır ve Baba İlyas’ın soyundan gelir. Gençliğinden itibaren Geyve, Konya, Mısır ve Üsküp gibi pek çok yerde bulunmuş; II. Murad ve Fatih Sultan Mehmed dönemlerinde İstanbul’un Fethi de dahil olmak üzere birçok sefere katılmıştır. Hayatının sonlarında İstanbul’da bir tekke kurmuş, meşhur tarihini 85 yaşlarındayken (1484 civarı) tamamlamıştır. Yaklaşık 100 yaşında İstanbul’da vefat ettiği ve kendi yaptırdığı Aşık Paşa Camii’nin haziresine defnedildiği kabul edilir.
Aşıkpaşazade Tarihi
Tam adı Menakıb-i Tevârîh-i Âl-i Osman olan bu eser, aynı isimle başka müelliflere ait eserlerle karıştırılmaması için günümüzde Aşıkpaşazade Tarihi olarak anılmaktadır. Âşıkpaşazâde’nin yaşlılık döneminde kaleme aldığı ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan II. Bayezid devrinin başlarına kadar olan olayları anlatan tarih kitabıdır. Dönemin konuşma diline yakın, sade bir Türkçe ile yazılmıştır. Yazar, eserin Yıldırım Bayezid devrine kadar olan ilk kısımları için günümüze ulaşmamış olan Yahşi Fakih’in menakıbnamesinden yararlanmış, sonraki dönemleri ise bizzat şahit olduğu olaylara dayanarak kendi gözünden yazmıştır. Günümüze ulaşan Osmanlı Tarihi çalışmalarının derli toplu ilk ağızdan anlatılan en eski örneğidir. Neşri gibi yerli ve Hammer gibi batılı sonraki Osmanlı tarihçilerine de ana kaynak olmuştur.
Aşıkpaşazade’de Sultan Mehmed Han’ın Evlenmesi Bölümü
Aşıkpaşazade Tarihi’nde Sultan Murad Han’ın oğlu Sultan Mehmed Han’a Elbistan’dan kız istenmesi ayrı bab olarak yer almaktadır. Eserin 1914 yılındaki Ali Bey tarafından ilk neşrini kullandım. Önce bu neşrin aslını, sonra Arap harflerinden Latin harflerine kendi yaptığım çeviri yazıyı (transkripsiyonu) ve günümüz diline çevirisini sırasıyla aşağıda bulabilirsiniz.
1914 Ali Bey Neşri’nden

Latin Harfleriyle
Anı beyân ider kim Sultân Murâd Gâzi oglı Sultân Muhammed Han Gâzi ne sûretle everdi ve kimün kızın alıvirdi.
Sultan Murad Han Gazi Kosova gazasından geldi, Edrene’de veziri Halil Paşa’ya eydür: “Halil! Kızımı cihazladım, çıkardım. İmdi dilerim ki oğlum Sultan Muhammed’i everem. İlla dilerim ki Dulgadiroğlu Süleyman’ın kızın alam dirin. Ve hem Türkmen bizüm ile togrilik ider.” dir. Halil eydür: “N’ola Sultanum layıkdır.”.
Amasya’dan Hızır Aga’nın hatunını gönderdiler. Vardı Elbistan’a Süleyman Beg’e vardı. Süleyman Beg’in dahi beş kızı vardı. Beşini dahi getirdi, begendigi kızın eline yapışdı. Andan geldi Hünkar’a haber virdi. Süleyman’ın itaatını ve kızın eline yapışdığını ve hüsnini hulgını didi. Sultan Murad dahi kabul itdi. Yine tekrar Hızır Beg’in hatunını ve Rumun ayanlarının hatunını gönderdiler. Ve Rumdan maayan Begler bile vardılar kızı almaga. Süleyman Beg kendü karşu geldi. Azim hürmetle dükürleri kondurdı. Gaadaları neyse tertiblerince törelerini iddiler. Ahir kızın elini Hızır Beg hatununun eline virdi.
Aldılar togrı Edrene’ye geldiler. Hünkâr gelininin cihazını gördi: “Benüm töremde bu degildir.” didi. Hünkar kendisi cihâz itdi ve nice nesneler dahi zam itdi ve camia padişahlara layık cihaz itdi. Dügün itdi. Etrafun padişahların okudı. Allameye fukaraya atâları bi-had bi-kıyas itdi. Ve bu düğünün tarihi hicretin sekiz yüz elli üçünde vakıa oldi Edrene’de.
Nazm
Padişahda gerek atâ ve kerem
Meskeni dahi olsa bag-ı İrem
Harc ola mülk mal ve hazineler
Sormaya kimesneye noldı direm
Bu hisâl cümle Âl-i 'Osmân'da
Mahsûsdur bu âle sana direm
Ve bu ‘âlemde maksûd birkaç nesnedir: Oğul evermek ve kız çıkarmak ve dünyâdan âhirete imanla gitmek. İmdi bu Sultân Murâd’a hasıl oldı. Kız kardaşların dahi çıkardı. Âlî düğünler itdi. Anları pâdişâh oğlanlarına virdi. Âhir oglı kendüden sonra eyü azametlü pâdişâh oldı.

Günümüz Diliyle
Gazi Sultan Murad’ın, oğlu Gazi Sultan Mehmed Han’ı nasıl evlendirdiğini ve kimin kızını aldığını anlatır.
Gazi Sultan Murad Han, Kosova Savaşı’ndan gelince Edirne’de veziri Halil Paşa’ya “Kızımı çeyizledim, gelin ettim. Şimdi oğlum Sultan Mehmed’i de evlendirmek ve özellikle Dulkadiroğlu Süleyman’ın kızını almak isterim. Hem o Türkmen bizimle iyi geçinir.” der. Halil Paşa da: “Sultanım, ne güzel olur, layıktır.” dedi.
Amasya’dan Hızır Ağa’nın hatununu gönderdiler. Elbistan’a, Süleyman Bey’e vardı. Süleyman Bey’in beş kızı vardı. Beşini de getirdi, beğendiği kızın eline yapıştı. Sonra geldi, Hünkâr’a haber verdi. Süleyman Bey’in itaatini, kızının eline yapıştığını, güzelliğini ve ahlakını anlattı. Sultan Murad da kabul etti. Yine tekrar Hızır Bey’in hanımını ve Rum’un (Anadolu’nun) ileri gelenlerinin hatunlarını gönderdiler. Rum’un ileri gelen beyleri bile kızı almaya gittiler. Süleyman Bey gelenleri bizzat kendi karşıladı. Büyük bir hürmetle düğürleri misafir etti. Adetlerini törelerini sırasıyla yerine getirdi. Sonunda kızın elini Hızır Bey’in hatununun eline verdi.
Kızı alıp doğruca Edirne’ye geldiler. Hünkâr gelininin çeyizini görünce: “Benim törem bu değildir.” dedi. Hünkâr kıza çeyiz düzdü. Eşyalar ekledi. Padişahlara layık bir çeyiz hazırlattı. Düğün yaptı. Etraftaki hükümdarları düğüne davet etti. Âlimlere ve yoksullara sınırsız ve eşsiz hediyeler verildi. Bu düğün hicretin 853’ünde Edirne’de yapıldı.
Şiir
Padişaha yaraşır cömertçe vermek,
Meskeni bile olsa İrem Bağı.
Mal mülk ve hazineler harcansa da,
Ne olduğunu kimseye sormamalı derim.
Bu hasletlerin tüm Osman ailesine,
Mahsus olduğunu sana derim.
Bu dünyada insanın birkaç hedefi vardır: Oğlan evlendirmek, kız gelin etmek ve dünyadan ahirete imanla gitmek. İşte bunlar Sultan Murad’a nasip oldu. Kız kardeşlerini bile gelin etti. Büyük düğünler yaptı. Onları padişah oğullarına verdi. Nihayetinde oğlu da kendisinden sonra iyi ve güçlü bir padişah oldu.

Aynı hikayeyi yaklaşık sekiz sene sonra tamamlanan Neşri’nin Kitabı Cihannüma’sından da okuyabilirsiniz.
