Tarih

Kitab-ı Cihannüma’da II. Murat’ın Oğlu Mehmet’e Elbistan’dan Kız İstemesi

Güncelleme: 22 Nisan 2026

Neşri Tarihi (Kitab-ı Cihannüma)

İkinci Bayezid devri ilim adamlarından Müderris Mevlana Mehmed Neşri tarafından Kitab-ı Cihannüma adı altında telif edilmiştir. Hicri 898 ( M. 1492) yılında tamamlanarak padişaha sunulduğu tahmin ediliyor. “Neşri Tarihi” adı altında tanınan eser, 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı tarihi olayları hakkında, çağdaşı diğer yazma Osmanlı tarihlerine nazaran daha detaylı ve çeşitli bilgiler vermektedir.

Sitti Mükrime Hatun (1435 – 1484) 

Dulkadir topraklarından Osmanlı Sarayına gelin giden dördüncü Hanım Sultandır. Dulkadır hükümdarlarından Süleyman Bey’in güzellikleriyle ün salmış beş kızından biridir. 15 Aralık 1449’da görkemli bir düğünle Padişah II. Murat’ın oğlu Veliaht Mehmet (Fatih Sultan) ile evlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in yedi eşinden üçüncüsüdür.

Bilinen bütün erken dönem Osmanlı tarihi kitaplarında evliliğin hikayesi anlatılmakta olup tamamı birbirine benzemektedir. Neşri Tarihi kitabındaki versiyonun Arap harfli tıpkı basımı ve latin harfli transkripsiyonunu Türk Tarih Kurumu tarafından 1949 yılında yayınlanan Faik Reşit Ünat ve Mehmet A. Köymen tarafından hazırlanan neşirden aldım. Günümüz Türkçe halini ise kendim hazırladım.

Düğünde Fatih’e hediye edilen Yunanca el yazmasında Sitti Hatun fil üzerinde gelin giderken.

Neşri Tarihinde Fatih Sultan Mehmed ve Sitti Hatun’un Evlenmesi

Arap Harfleriye

Latin Harfleriyle

Hikayet-i Tezvic-i İbnuhu Mehmed bi binti Süleyman bin Dulkadir

Rivayettir ki, Sultan Murad Kosova gazasından dönüp, Edirne’ye geldi. Halil Paşa’ya eyitti: “Dilerim ki, oğlum Mehmed’i everem. Şol Dulkadir oğlu Süleyman Bey bir hoş Türkmendir. Bizimle hayli sadakat ve dostluk eder, Anın kızını almak isterim.” dedi. Halil Paşa, “Nola Sultanım, layıktır.” dedi.

Derhal Amasya’dan Hızır Ağa’nın hatununu gönderdiler. Elbistan’a Süleyman Bey’e vardı, kız dileyu. Süleyman Bey’in ol vakit beş kızı var idi. Cümlesini bu hatunun önüne getirdiler. Hatun birini beğenip, eline yapışıp, iki gözlerinden öpüp, parmağına iklim haracı değer hatem-i cevheri geçirip, andan Hünkar’a gelip, Süleyman Bey’in keremini ve ita’atını ve kızının hüsnünü ve hulkunu haber verdi.

Andan Sultan Murad kabul edip, tekrar Hızır Ağa’nın hatuniyle Rum ayanlarının hatunlarını ayan Beyleriyle koşup, gönderdi. Ve Süleyman Bey dahi bunlara karşı gelip, azim hürmetler edip, dünürleri izazla kondurup, lütufla törelerince ağırladı. Ve kızı, Hızır Bey’in hatununa teslim edip, gönderdi. Hatun dahi gelini alıp, Edirne’ye getirdi.

Hünkar geline bi-kıyas cihaz ita etti. Şöyle ki, getirdiği cihaz anın katında muzmahil oldu. Andan düğün etmeğe etraf beylerini davet ettiler. Andan cemi beyler ve kadılar ve alimler, fakirler ve hass ü âm anda cem olup, Hünkar’ın inamatiyle fakirler bay olup, nimete müstağrak oldu.

Düğünde Fatih’e hediye edilen Yunanca el yazmasında Sitti Hatun’un kardeşi Melik Arslan

Günümüz Türkçesi

Oğul Mehmed’in, Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızıyla evlendirilmesinin hikâyesi

Rivayet edilir ki; Sultan Murat Han’ın Kosova Savaşı’ndan dönüp Edirne’ye geldiğinde Halil Paşa’ya “Oğlum Mehmet’i evlendirmek isterim. Dulkadiroğlu Süleyman Bey iyi bir Türkmendir. Bizimle iyi arkadaşlık ve dostluk eder. Onun kızını almak isterim.” dedi. Halil Paşa’da “Layıktır Sultanım” dedi.

Amasya’dan Hızır Ağa’nın Hatununu Elbistan’a Süleyman Bey’den kız istemeye gönderdiler. O zaman Süleyman Bey’in beş kızı vardı. Hepsini bu Hatun’un önüne getirdiler. Hatun kızlardan birini beğendi, ellerine yapıştı, gözlerinden öptü, parmağına dünyalar değerinde yüzüğü geçirdi. Ordan Hünkar’a gelip Süleyman Bey’in ikramını ve itaatını, kızının güzelliğini ve ahlakını anlattı.

Sultan Murat kabul etti. Hızır Ağa’nın Hatunu’nun yanına Rum (Anadolu) Beyleri’ni ve beylerin hatunlarını da katıp gönderdi. Süleyman Bey dünürleri karşıladı, çok saygı gösterdi, töresince ağırladı. Kızı Hızır Bey’in Hatunu’na teslim etti. Hatun da kızı alıp Edirne’ye döndü.

Hünkar geline örneği görülmemiş bir çeyiz verdi. Kendi getirdiği çeyiz Hünkar’ın verdiğinin yanında yok sayılırdı. “Ondan sonra bütün beyler, kadılar, alimler, fakirler, seçkinler ve halkın tamamı orada toplandı. Hünkar’ın bahşettikleriyle fakirler zenginleşti, herkes nimete boğuldu.”


Aynı hikayeyi yaklaşık sekiz sene önce tamamlanan Aşıkpaşazade Tarihi’nde de okuyabilirsiniz.

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf Köleli

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir