Çukurhisar Bisiklet Turu
Güncelleme: 30 Aralık 2019
Rota: Bu turda Kahramanmaraş merkezden yola çıkarak sırasıyla Kayseri Yolu, Kürtül, Fırnız Vadisini takip ederek Çukurhisar düzlüklerine ulaştım ve aynı yoldan tekrar Kahramanmaraş’a döndüm.

Tarih | 15 Mayıs 2016 |
Bisiklet seçimi | Dağ Bisikleti |
Toplam Yol | 100,8 km |
Sürüş Süresi | 6 saat 13 dakika |
Toplam Süre | 12 saat 41 dakika |
Ortalama Hız | 16,0 km/s |
En Düşük İrtifa | 427 m |
En Yüksek İrtifa | 1162 m |
Toplam Yükseliş | 2456 m |

Yine Tek Başıma

Nisan ayında gerçekleştirdiğim Fırnız Vadisi turunun ardından, rotamı vadinin üst kısımlarına kadar uzatmaya karar vermiştim. Daha önce araçla dahi hiç gitmediğim, benim için bilinmeyenlerle dolu Çukurhisar’a 15 Mayıs 2016 tarihinde pedalladım. Sosyal medyada tanıştığım iki bisiklet sevdalısı arkadaşım da bu zorlu rotada bana eşlik edeceklerdi. Son anda planlarındaki değişiklikler nedeniyle yine tek başıma yollara düştüm.

Aynı güzergahtan gidiş dönüş yaklaşık 100 km uzunluğundaki rotaya sabah 7’de başladım. Fırnız turunda zorlanarak çıktığım Kürtül ve Bozdoğan yokuşları bu kez daha düz görünüyor gözüme. Fırnız Alabalık tesislerine saat 11’de varıyorum.
Tanıdık arkadaşlarla karşılaşıyor, sohbet ediyoruz. Çukurhisar’a gittiğimi duyanlar “bisikletinle o yokuşları nasıl çıkacaksın?” diye tepki veriyor. Kürtül yokuşunu benzemediğini söylüyorlar. Buradan öteye daha önce hiç gitmemiştim. Haritaya göre 6 km boyunca ortalama %7 eğime sahip bir tırmanış önümde duruyordu. Sonrasında Çukurhisar ovasının düzlüğü beni bekliyor. Planladığım zamanda geri dönemezsem, günlerini Fırnız Alabalık’ta geçirecek olan arkadaşların aracıyla Kahramanmaraş’a dönmek üzere sözleşiyor ve yola koyuluyorum.
Fırnız Vadisi
İki tarafımı kaplayan ormanların arasında en küçük viteslerde zincirleri değiştirerek tırmanıyorum. Yükseldikçe suyun sesi kayboluyor. Vadinin aşağı kısımlarındaki yoğun trafik burada yok. 6-7 dakika da bir arkamdan araç geliyor. Hafif bir inişle Fırnız çayının daha önce fotoğraflarda bile görmediğim çağlayarak aktığı bölümüne iniyorum. Buralarda da piknikçiler için suyun hemen kenarında kamelyalar yapılmış. Daha çok Gaziantep’ten gelen piknikçileri görüyorum. Liseli bir grup bağlama çalıyor, türküler söylüyor. Kamelyalar için 15 TL – 30 TL arasında gidip gelen pazarlığa şahit oluyorum.

Zorlu Yokuşlar
Gençlerin ikram ettiği börekleri yedikten sonra suyumu doldurup yola koyuluyorum. Çukurhisar Ovasına kadar tırmanış boyunca su kaynağı ya da çeşme yokmuş. Köprüden vadinin karşısına geçer geçmez, herkesin bahsettiği meşhur tırmanış kucağını açmış beni bekliyor. Dedikleri kadar var. Yolun solundaki derin vadide Fırnız çayı, sağında ise sarp kayalıklar uzanıyor. Bazı bölümlerinde dev kayalar yarılarak yol açılmış. Yolun üzerine doğru uzanan kayalar avına son hamlesini yapan bir kartal pençesi gibi görünüyor.

Bir yarışta değilim. Sadece hava kararmadan tekrar evde olmam lazım. Yeni yerler keşfetme arzusuyla yola koyulduğum için bir yandan da mutluluk veriyor bu yokuş bana. Bol bol fotoğraf çekerek 2 km’lik son yokuşta 910 m’den 1100 m’ye yükseliyorum.
Yokuşun ardından dört tarafı yüksek tepelerle çevrili yemyeşil Çukurhisar düzlükleri uzanıyor önümde. Kahramanmaraş il merkezinden 600 metre daha yüksek bu ova. Sık sık çobanlarla ve hayvan sürüleriyle karşılaşıyorum. Çoban dediysem geneli ortaokul çağındaki öğrenciler. Onlar bana bölgeyi ben de onlara bisikleti ve seyahati anlatıyorum. Fotoğrafa özellikle ilgili gösteriyorlar. Duran Amca, Yiğit abi ve Durdu Mehmet benden özellikle fotoğraflarını çekmemi istiyorlar. İnternet kullanmıyorlarmış. Bir sonraki sefere fotoğrafları bastırıp kendilerine ulaştıracağım.

Her Taş Tarih Kokuyor
Ovada oda büyüklüğünde kaya parçaları görüyorum. Binlerce yıl önce tepelerden kopup düzlüğe gelmişler. Penaltı noktasına bırakılmış futbol topunu andırıyorlar. Neredeyse her kaya parçasının üzerinde bir insan izi var. Kimisinde tamamlanamamış bir kaya mezarı, kimisinde birkaç basamak oyulmuş. Bunlar bana daha önce fotoğraflarını gördüğüm Çukurhisar’ın blok kayalara oyulmuş kaya mezarlarına yaklaştığımı hissettiriyor.
Çukurhisar Köyü’nün girişinde eski bir mezarlığın yanında bir çoban köpeği yolumu kesiyor havlayarak. Çoban yetişip köpeği sakinleştiriyor. Kaya mezarlarının 250 metre ilerdeki kayalıklarda olduğunu öğreniyorum çobandan. Tek başıma gitmemde bir sakınca olmadığını da söylüyor. Yolun hemen sağında yaklaşık 20 metre yüksekliğe sahip kayalıkların içinde bir adet kaya mezarını görünce bisikletimi durduruyorum. Kayalığın arkasına yürüyerek ulaşıyorum. Büyük çoğunluğu arka yüzünde olan kaya mezarlarını fotoğraflıyorum. Saydığım kadarıyla 8’e yakın mezar görüyorum. Neredeyse tamamı tahrip edilmiş. Bazıları tamamen yok edilmiş, yığıntı halindeki taş parçaları kalmış sadece. Kaya mezarı diyorum ama tam olarak hangi amaçlar için kullanıldığını bilmiyorum. Belki ileriki tarihlerde başka bir yazıda işlerim bu konuyu.

Saat çoktan 16:00’yı geçmiş. Yol kenarında bıraktığım bisikletimin başına dönüyor ve çantamdaki çerez ve şekerlemelerden atıştırıyorum. Telefondaki uygulamam tam 51 km yol geldiğimi gösteriyor. Lastikleri, frenleri ve vites tertibatını kontrol edip yola koyuluyorum. Gelirken konuştuğum çobanlara el sallıyor ve hiç durmadan ilerliyorum. Çukurhisar düzlüğünden sonra 15 dakikada Fırnız Alabalık Tesislerine ulaşıyorum. 70 km hıza ulaştığım o dik yokuşlarda ısınan fren diskleri ben çayımı içerken soğuyor. Birkaç saat sonra yola çıkacak olan arkadaşların ısrarına rağmen bisikletle yola devam ediyorum:“Hava kararmadan eve ulaşamazsam yolda kenara çeker sizi beklerim”

Bisikletimle İlk Kaza
Piknikçi trafiğinin arasında dikkatli şekilde eve doğru pedallıyorum. Hava tam kararmak üzereyken trafiğin neredeyse durmuş olduğu Kürtül tepesine çıkıyorum. Bölgede her Pazar bu saatlerde piknikçilerin oluşturduğu trafiği duyardım. İlk defa gözümle şahit oluyorum.
Led ışıklarımı çakar modunda yakıyor ve çok yavaş hareket eden trafikte en sağdan hızlı bir şekilde Kürtül yokuşunu iniyorum. Tam kazasız bir şekilde yoğun trafikten kurtuluyorum derken Gökçemağara(Menzelet Barajı yol ayrımı) mevkiinde Kürtül yokuşunun bittiği yolun o virajlı bölümünde emniyet şeridinde park etmiş farları yanmayan bir araç önüme çıkıyor. Frenlere asılsam da duramayacağımı anlıyor ve o anda direksiyonu sola doğru kırıp yavaş akan trafikteki araçların önüne düşmektense önümdeki araca kontrollü şekilde çarpmaya karar veriyorum. Çarpmanın etkisiyle bisikletimle birlikte yere düşüyorum. Çarptığım aracın sahibi geliyor yanıma. Kendimi ve bisikleti kontrol ediyorum. Bir sorun görünmüyor. Çarptığım aracın arka stop lambası kırılmış. Araç sahibi “Biz zaten bir kaza geçirdik. Tutanak yazıyoruz şu anda. Sen yoluna devam et” diyor. Helalleşiyor ve yoluma devam ediyorum.

Bisikletimle geçirdiğim bu ilk kazanın ardından yolun son bölümlerini daha temkinli bir şekilde pedallayarak ve 100 km ile günübirlik en uzun sürüşümü gerçekleştirerek eve ulaşıyorum.
Bu turu bir yıl sonra 16 nisan 2017’de 4 arkadaşla birlikte tekrar gerçekleştirdik. Yandaki görüntüler bu ikinci tura aittir.
Siz de Kahramanmaraş’ta bisiklet kullanmak istiyorsunuz ama kafanızda cevaplarını bulamadığınız sorular varsa, Kahramanmaraş Bisiklet Rehberi yazımız yardımcı olabilir.