Alman Misyonerlerin 1903 Yılında Zeytun’da Gizlice Açtıkları Yetimhane
Güncelleme: 16 Mart 2026
Aşağıda1905 yılında Alman Misyon Dergisi Gündoğumu’nda yayınlanmış iki mektubun tarafımca yapılan çevirileri yer almaktadır. İki mektup da hem anlatıdan hem de görsellerden açık bir şekilde Zeytun olduğu anlaşılan ancak “Z” olarak kodlanan yerde gizlice açılan ve işletilen Alman Yetimhanesi hakkındadır.
Metinlerin ikincisinde yetimhanenin gizlice açıldığı belirtilmiş ama bunun sebebine ilişkin herhangi bir bilgi verilmemiştir. Metinlerde yer isminin kodlanması ile 1903-1904 kışına denk gelen kurulma sürecinin ancak 1905 kışının sonunda misyon bültenine konu olması bu gizlilikle uyum göstermektedir.
Devlet arşivlerinde 1898 yılında Amerikalı misyonelerin Zeytun’da yetimhane kurmak üzere yardım yapmalarına müsaade edilmediğine dair bir belge (DH.TMIK.M.. 57-71) mevcut. Maraş ve çevresinde Amerikan, İngiliz ve Latinlerin o dönem yetimhaneleri bir bir açılırken Zeytun’un isyanlarla geçen son yıllarına ilişkin özel durumundan dolayı devlet refleksi hassasiyet gösteriyor olmalıydı. Ama bu kez de akla şu soru geliyor? Gerçekten Osmanlı Devleti’nden gizli bir şekilde burada yetimhane açabilmişler miydi Alman misyonerler? Hem de Zeytun’un bir zamanlar kaymakam konutu olarak kullanılan en iyi binalarından birinde bu mümkün müydü? Değildi elbette.
O zaman kimden gizleniyordu burası? Yoksa Osmanlı Devleti, uzun süredir stratejik işbirliği içerisinde bulunduğu Almanlar’a Zeytun’da bir ayrıcalık mı tanımıştı? Maraş’ta faaliyetleri bulunan diğer misyonerlerden mi gizli yürütülüyordu bu yetimhane çalışmaları? Hem egemen bir devletin verdiği iznin gizli tutulmasını istemesinin anlamsız oluşu hem de yerin bile kulağı varken bu kadar görünür bir yerde açılacak yetimhaneyi Sağır Sultan’ın bile duyacağı gerçeğinden hareketle bu da mümkün değildi.
Belki de Alman misyonerler vatanlarındaki destekçilerinin ilgisini ve bağışlarını artırmak için bugünün yardım kuruluşlarının da başvurduğu yöntemle gizem katmak istiyorlardı faaliyetlerine? Gizliliğe dair bütün sorular anlamsızlaşırken yetimhaneye ilişkin derginin sonraki sayılarında en küçük bir bilgi dahi yer almaması bambaşka soruları birlikte getirmekteydi? Yetimhaneye ne olmuştu? Almanların ülkedeki diğer yetimhanelerinden onlarca fotoğraf ve haber gelirken Zeytun’daki yetimhaneden haberler neden kesilmişti? Tüm bu sorulara yetimhanenin neden gizlice kurulduğuna ilişkin sorularla birlikte şimdilik yanıt veremiyorum. Derginin çok ender bulunan ve henüz erişemediğim sayılarında, devlet arşivlerinde veya başka mecralarda yeni bilgiler bulursam bu yazıyı güncelleyeceğim.
Çeviride asıl metne sadık kalmaya özen gösterdim. Eklemelerimi ve görüşlerimi parantez içindeki açıklamalar ve dipnotlarla sundum. Fotoğraf altı yazılarında “Z” ifadesi geçen görseller asıl metinlerde de yer almaktadır. Diğer görselleri anlatımı zenginleştirmek için ilave ettim. Lütfen yazıyı daha önce başka herhangi bağımsız ya da akademik çalışmaya konu olmamış 1903-1905 yıllarına ait bir misyonerlik faaliyetinin kendi ağızlarından ortaya konulması olduğunu unutmadan okuyunuz. Yazıyı beğenirseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın. Ayrıca bana destek olarak bu yazıların artarak devam etmesini sağlayabilirsiniz.
Çeviri bölüm burada başlamaktadır.
Kayalık Bir Yuva
Toros Dağları’ndan harika bir hikaye
“Z” istasyonumuzun küçük yetimhanesinin kendine özgü bir tarihi vardır. Kuruluşu bulunduğu yer kadar benzersizdir. Sakinleri Tanrı’nın kutsadığı için “Z” ‘nin kurulduğu o daracık tepenin yok edilemeyeceğine inanıyorlar. Bu yüzden de bu dar sınırların dışına yerleşmekten korkuyorlar. Düşman onlara dışarda ulaşırsa, Tanrı hiçbir koruma sunmuyormuş! Ama bu “kutsal” topraklar, ne kadar sefil, ne kadar kirli ve acınası bir durumda. Ekim ayında bile havası dayanılmayacak kadar kötüydü. Her yıl salgın hastalıklardan dolayı yüzlerce çocuk ölüyor. Buna rağmen “Z” halkı, eski vatanlarından kopup, çevredeki görkemli ve havadar dağ ve tepelere kulübelerini inşa etmeye çekiniyorlar.
Bu birbiri üstüne yığılmış kulübeler ve kaya yuvalarının ortasında, 30 küçük “Z” kızı da nihayet kendilerine bir sığınak buldular. Hem de “Z” ‘nin en güzel evlerinden birinde, daha önce Kaymakamın yaşadığı kiralık bir evde. Ancak, zemin katta tamamen üst katta da kısmen arka duvar görevini çıplak bir kaya yapıyor. Yukarıda, kaya yüzüne yaslanmış birkaç küçük ev daha vardı. Bunlar ne manzarayı güzelleştiriyor ne de hava ve su koşullarını iyileştiriyordu. Ama “Z” dostları ve yetimler “evlerine” sevgi dolu bir gururla bakıyorlardı.
“Z” istasyonuna ilk gittiğim dönemlerde, Bethel çocuklarına paçavralar içinde, fakir, küçük bir bacı “hediye” getirmeden asla geri dönmezdim. Sonunda Bethel doldu. Tanrımız duaları işitti. Mucizevi bir şekilde, “Z” ‘deki çocukların da bir yuva sahibi olmasını isteyen kalpleri arzulu hale getirdi. 1903 baharında, bu çocukların bir kısmını istekli ailelere yerleştirmek için oraya gittim. Henüz bir evimiz yoktu. Daha da önemlisi küçük bir evi bağımsız olarak yönetebilecek bir görevliye ihtiyacımız vardı. Kalbim “Z” ‘yi ne kadar istese de, Maraş’ta bana açıkça verilmiş görevimi bırakmayı düşünemezdim.

Bir gün Maraş’ta anaokulunu yöneten ve ayrıca Bethel’de bize yardım eden Feride Agopyan bizi evine götürdü. . Kısa sürede onun “Z” için uygun bir görevli olduğunu anladım. Ama buradaki güzel işini bırakıp, bir kaya yuvasına taşınarak birkaç küçük yetim çocuğa bakmaya razı olacak mıydı? Feride Rabbini tanıyordu ve O’nun isteğini hemen anladı. Ancak bizim için bu kadar kolay olan bu kararın Feride’nin içindeki tüm direnişleri yıkması kolay olmadı. Gerçekten emin olmak için, ona Maraş’ta aldığından daha az maaş teklif ettim ve hiçbir baskı uygulamadım. O, ne pahasına olursa olsun gitmeye karar verdi. Bethel’den, hayatlarını tamamen Rabbin hizmetine adamaya hazır olan iki kız da ona eşlik edecekti.
Ayrılış tarihi 1903 Ekim ortasına belirlendi ve üç sevgili öncümle birlikte yola çıkacağım günü sevinçle bekledik. Ama Rabbin planı farklıydı. Beni hastane odasına ve ölümün eşiğine götürdü. Bu, Feride için ciddi bir iman sınavıydı. İstemişti bir kere. İşinden büyük bir zevk alıyordu. Haftalarca süren endişeli bekleyişin ardından yola koyulabildiler. Feride ve iki kadın arkadaşı yalnız seyahat etmek zorundaydı. Cesaret ve sarsılmaz bir inançla, sevdikleri Bethel’in koruyucu duvarlarını terk ederek, korkulan ve hor görülen “Z” ‘de henüz açılmamış bir yolda yürüdüler. Orada da inançları ve sabırları ciddi şekilde sınandı. Engeller aşılmaz dağlar gibi üst üste yığıldı.
Üçlü, yaşlı bir çiftçinin misafirperver hanesine sıcak bir şekilde kabul edildi. Bir ev satın almak veya kiralamak için her şey seferber edildi ama uygun bir ev bulmak imkansızdı! 8 ila 10 hafta dikiş işleriyle uğraşarak ve bekleyerek geçti. Çocuklar isteklilere ait ayrı evlere yerleştirildi. Ancak insanlar, ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, sadece kendi küçük çocuklarını yetiştirdikleri gibi yetimleri yetiştiriyorlardı. Bu gerçekten yeterli değildi. Temizlik, dakiklik, terbiye ve disiplin “Z” ‘de hala bilinmeyen kavramlardı. Değişim mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmeliydi.
Sonunda, iyi kalpli yaşlı bir çiftçi, iki oda, bir veranda ve mutfak olarak kullanılacak küçük bir alandan oluşan evinin yarısını geçici olarak kullanabileceğimizi teklif etti. Teklifi memnuniyetle kabul ettik. Ayrı evlere dağıtılmış çocuklar bir araya toplandı. Böylece “Z” istasyonunda Küçük Bethel kuruldu. Küçük bir yerdi. Takip eden soğuk kış ayları birçok zorluk ve rahatsızlık getirdi. Özellikle bahar aylarında, kızamık salgını sırasında işler daha da kötüleşti. Daracık odalarda hastalar beslenirken, sağlıklı olanlara ayrı bir yerde bakılıyordu. Yazla birlikte artan sıcaklarla hava daha da dayanılmaz bir hal aldı.

İki küçük kız kızamıktan öldü. Diğerleri de oldukça solgun ve zayıf düşmüştü. Ama iyi kalpli çiftçi hepsini yazlık evine davet etti. Berit Dağı yamaçlarındaki Ala Çayır’ın muhteşem havasında hepsi hızla iyileşti. Nihayetinde sonbahara doğru, yukarıda bahsi geçen daha geniş evi kiralayabildik. Şimdi otuz küçük çocuk “Z” şartlarında mümkün olan en iyi şekilde bakılıyor. Şimdiye kadar bu çalışmayı nazikçe yönlendiren Rabbin yardıma devam edeceğine ve gerekirse bize yeni bir ev vereceğine inanıyoruz. Aklı başında birisi için bunu düşünmek anlamsız gelebilir ama “Z” ‘de bir yetimhane kurmanın mümkün olabileceği kimin aklına gelirdi ki?!
18 Ekim 1904’te, beklediğimden bir yıl sonra, nihayet o sevgili küçük aileyi ziyaret edebildim. Orada geçirdiğim günler harikaydı. Çocuklar çoktan sefaletlerini unutmuşlardı. Evin içindeki sıcak güneş ışığı tüm kasvetli bulutları dağıtmıştı. Şımarık Avrupalı gözlere mütevazı görünen evleri, onlar için adeta bir kraliyet sarayı gibiydi. Anaokulu ve ilkokul onlar için günlük bir kutlamaydı. “Z” standartlarına göre, “zengin” çocuklardı.
Gerçekten de çok iyi durumdalar, çünkü öğretmen ve yardımcıları onlara özverili bir şekilde hizmet ediyorlar. Bir çocuğun kalbini incitebilecek hiçbir şey duymuyorlar. Rabbimiz bu küçük evde yaşamaya ve çalışmaya devam etsin!
Beatris Rohner.

Bir Lütuf Mucizesi
Maraş yakınlarındaki “Z” şubemizin tarihinden.
Bacılar Gertrud Brunnemann ve Beatris Rohner, 24 Nisan – 5 Mayıs tarihleri arasında “Z” ‘yi ziyaret edip şu raporu verdiler:
“Z” ’deki yetimhane çalışması, nasıl sessizce kurulmuşsa aynı şekilde sessizce yürütülmektedir. Yetimhanemiz her açıdan karanlık olan “Z” için gerçek bir ışık ve tuz kaynağı1 oluyor. Çocuklar sağlıklı, canlı ve iyi eğitiliyorlar. Önceden M.K. 812 olan Sekia, artık işe o kadar aşina oldu ki, gelecek sonbaharda Feride’nin liderliğinde anaokulunu ona emanet edebiliriz. Muhtemelen önceden M.K. 71 olan Meryem ile birlikte çalışırlar. Bir başka Bethel kızı, M.K. 38, gelecek yıl “Z” ‘deki ikinci öğretmen olacak.

Cemaat yeni vaizi sabırsızlıkla bekliyor. Son zamanlarda çeşitli zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldılar. Kiliseye yakın bir evin satın alınması tamamlanmışken, elimizden zorla geri alındı. Kimse orada kendi yetimhanemizi kurabilme olasılığını düşünmemişti. Şu anda yaşadığımız küçük kiralık ev her açıdan yetersiz. Yaklaşık 40 ailenin yaşadığı, kayalıkların üzerine inşa edilmiş yüksek bir eve bitişik. Arka duvarı kayalık. Arkasındaki dar sokak, tüm bu aileler için “atık kanalı” görevi görüyor, bu nedenle özellikle sıcak havalarda koku dayanılmaz hale geliyor. Ancak bu ev şimdiye kadar hep üst düzey Türk memurlarının konutu olarak kullanılmış ve “Z” şehrinin aristokrat mahallesinde yer almaktadır. Ev sahibi borçlu olduğu için kaymakam, memurların tekrar bir konuta sahip olabilmesi için evi elinden almakla tehdit etmektedir.
Burada bir ev satın almak, hele ki inşa etmek neredeyse imkansız görünüyordu. Sonra, hiç beklemediğimiz bir şekilde, ayrılışımızdan bir gün önce, yaklaşık 90 yaşında yaşlı bir adam bize yaklaştı. Ağa’sının mahallesinde bir arsayı veya hazır evi bize satabileceğini belirtti. Mahalle “Yeni Dünya” olarak adlandırılıyor ve “Z” ‘nin en yüksek noktasında bulunuyor. Ağalar hem “Z” halkının hem de hükümet cenahının genel olarak çekindiği bir topluluktur. Bu mahalle aynı zamanda şu ana kadar İncil’e en erişilemez mahalle olarak kabul ediliyor.

Mahalleyi ziyaret etmeye gittiğimizde, insanların son derece dost canlısı olduğunu gördük. Tüm topluluk—çocuklar, kadınlar, erkekler ve Ağalar—her adımda bize eşlik etti ve bizi evlerine davet etti. Önce, çevresindeki bazı evlerle birlikte yanmış bir alanı gösterdiler ardından Ağalar bizi yüksek bir kayaya yaslanmış, iki katlı, çok geniş evlerine götürdüler.
Doğuştan gelen özgüvenleriyle, sözlerini tutacaklarına ve acil durumlarda bizi “Z” halkına ve hükümete karşı savunacaklarına dair güvence verdiler. En çok istedikleri şey, satın alma işlemini hemen tamamlamaktı. Tabii ki biz bunu kabul etmedik, sadece tekliflerini Almanya’daki yönetim kurulumuza sunacağımızı ve gerekirse daha fazla ayrıntı talep edeceğimizi belirttik.
Şimdi şunun aydınlanmasını bekliyoruz: Bu son derece tuhaf ve mucizevi olay, bize uzun zamandır dua ederek istediğimiz “Z” ‘deki kendi evimizi vermek için Rabbin bir lütfu mu?
Dipnotlar
- Matta 5:13-14’te İsa’nın öğrencilerini “Yerin Tuzu ve Dünyanın Işığı” olarak tanımlamasına gönderme yapmaktadır ↩︎
- Metinde geçen M.K. kısaltması misyon kızları anlamına gelmekte olup bahsedilen kişilerin bir zamanlar Maraş’taki yetimhanede eğitim aldıkları dönemdeki kayıt numaralarını göstermektedir. ↩︎
