25 Ekim 1939 tarihli gazetede Maraş’ta Bir Yolculuk Haberi

Güncelleme: 11 Kasım 2020

25 Ekim 1939 tarihli Son Posta Gazetesi’nin onuncu sayfasında yayınlanan, Adana’dan Kayseri’ye ulaşan bir yolculuğun Maraş bölümlerine dair notlar içeren gezi yazısını sizlerle paylaşıyorum. Haberde Maraş’ın ormanları, Ali Kayası, yeni yapılan karayolları ve köprüleri ile Göksun’daki Çerkez düğünlerine dair anlatımlar yer almaktadır. Fevzipaşa-Diyarbakır demiryolunun, o günlerde Elbistan’a bağlı olup günümüzde Malatya Doğanşehir sınırlarında kalan, Kapıdere kısmına ait olduğunu düşündüğüm bir adet de fotoğrafa yer verilmiş. Metni kaleme alan isme dair herhangi bir not iliştirilmemiş. Metnin en sonunda yer alan “Tok” kelimesi bir hata mıdır yoksa bize bu tarihi geziyi aktaran yolcunun imzası mıdır şimdilik bilemiyorum. Haberin daha rahat okunması için yazım ve noktalamayı günümüzde kabul gören kurallara göre uyarladım. Varsa unutulmaya yüz tutmuş eski kelimelere parantez içinde yatık karakterlerle açıklamalar ekledim.

Yolcu Notları

Maraş’ın Çamlıkları, Ali Kaysı ve Çerkez Düğünleri

Maraş-Adana yolundan: Eski ismi Aziziye olan, Kayseri’nin bir kazasına gitmekteyiz. Maraş’tan itibaren bütün güzergah yemyeşil. Şehre yakın maruf bağ mıntıkasını geçtikten sonra çamlıklar başlıyor. Zaten bu havzada meşhur üç şeyden biri çamlıktır. Hesapsız çamlar, zümrüt renkli çamlar, memleketin yüzünü güldüren, yüzünü süsleyen, yüzünü ağartan çamlar… Bu servet ve bedayi (eşsiz güzellik) Pınarbaşı’na kadar uzayıp gidecektir.

Yolculuğumuz güneşin sıcağa yakın harareti altında devam ediyor. Otomobil bir kıvrımdan diğerine geçerken ayrı bir güzellikle karşılaşıyoruz. Tabiat bu havalide çeşitli dekorların en muhteşemini yaratmış. Vadi bir cennet, kaya bir ihtişam ve dağ bir azamet numunesi.

Şu Ali Kayası denen donmuş irtifa karşısında korkudan mütevellit olmayan (kaynaklanmayan) bir ürperişle nasıl kendimizi “hiç” görüyoruz. Arkasındaki muazzam ve mehib (heybetli) dağa destek olmanın nazarı gururunu pervasız ifşa eden bu yamaçlarda ne derin haz kaynakları var. Ve billur gibi kaynak suları, leziz terennümlerle çağlayıp akıyor.

Kayseri’den Maraş’a açılacak yeni yolu üzerine almış olan Nafıa Vekaleti (Bayındırlık Bakanlığı), güzergahtaki iki nehir üstüne iki köprü kurdurmuş. Sağlam, göz alıcı, gurur verici şeyler… Bir eşleri de Maraş-Eloğlu yolundaki Aksu’da…

Üçü de Türk zekasıyla, Türk fenni ve Türk işçisiyle yapılmış. Kayseri istikametindeki köprüler yapılınca yeni yola mal olacaklar. Şimdiki halde, Maraş’ın gayretli ve sevimli memurlarından nafıa müdür vekili Şefik Gedikoğlu‘nun açtığı yoldan ve üstündeki tahta köprülerden gidilip geliniyor.

25 Ekim 1939 tarihli Son Posta gazetesinde Maraş ormanları, Ali Kayası ve Çerkez düğünlerine ilişkin haber
Maraş’ın çamlıklarından bir görünüş

Biri ormanları olmak üzere üç şeyin bu havalide meşhur olduğunu kaydetmiştim. İkincisi Ali Kayası, üçüncüsü Çerkez düğünleri…

Ali Kayası, derin bir vadide, yüz metreden fazla yükseklik, üç yüz metreye yakın genişlik taşıyan heybetli bir granit parçası. Ne enini ne yüksekliğini bir fotoğraf camına sığdırmak mümkün olmuyor.

Sonra Çerkez düğünleri… Düğünler müretteb ve musammem (düzenlenmiş ve planlanmış) olmaz mı? Bunlar öyle değil. Arada ne gelin ne güvey yok. Bittabi tertip de yok. Göksun havalisinde sıkça rastlanan Çerkez köylerine konuk gittiğiniz zaman, isterseniz size hemen bir düğün hazırlanıveriyor. Temiz köylerinin temiz evlerine ait bir avluda köyün genç delikanlıları ve cici kızları toplanıyorlar. Çerkez müzikası, çeşidi üçü geçmeyen oyun havalarına başlıyor. Adetlerine göre erkek kızı bir baş işaretiyle oyuna davet edecek fakat sahada birden fazla çift bulunmayacaktır. Kızın, kim olursa olsun bir erkeğin müşterek oyun davetini reddetmemesi saygı icabıdır. Buna mukabil oyunu kafi görüp bırakmak da kıza aittir.

Doğrusunu söylemek lazım gelirse erkekler daha kıvrak daha jestli oynuyorlar. Kızlar filhakika bir su gibi akıyor fakat başka hiçbir hareketleri yok. Tempo değişen yerde ekseriya sağ kollarını ahenklice biraz öne atıyorlar o kadar. Pek az olarak bir elini alnı hizasına kaldıranları ve bu kadarla bir figür yaptığına inananları gördük.

Oyunlarını fotoğrafla tespit etmemiz düşüncelerine ve ananelerine uygun görülmedi.

Tok.


Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir