Kırım Savaşı’na 300 Atlısıyla Katılan Maraşlı Kadın: Kara Fatma

Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Son Güncelleme:

The Illustrated London News

Resimli Londra Haberleri gazetesi, Dünya’nın haftalık olarak resimli yayın yapan ilk gazetesidir. Herberd Ingram tarafından kurulmuştur. İlk sayısını 14 Mayıs 1842 yılında çıkarmıştır. Ressamların dönemin önemli olaylarını ve dünyanın farklı yerlerinden manzaraları içeren çizimlerini, ahşap oyma ustaları ağaç kalıplara aktarıyor ve oradan seri şekilde tekrar kağıtlara ahşap oyma baskı yapılıyordu. Bu zor şartlarda üretilen gazetenin ilk sayısı 26.000 adet satılmıştı. Yirmi yıl içerisinde satışları 300.000 adete ulaşacak olan gazeteye pek çok rakip de çıkmıştı. 1971’e kadar haftalık yayınına devam eden gazete, bu tarihten sonra daha seyrek yayınlanmaya başladı. 2003 yılında yayın hayatına son verdi.

Resimli Londra Haberleri, yayın hayatının ilk yıllarında önemli savaşları yakından takip etmiş ve okuyucularına savaş alanından resimli haberler ulaştırmıştır. Bu savaşlardan bir tanesi de 1853-1856 arasında Osmanlı-Rusya arasında gerçekleşen Kırım Savaşı’dır. 

Kara Fatma

Gazetenin sıradışı bir portreye, Kırım Savaşı’na 300 başıbozuk süvarisi ile katılan Maraşlı kadın reis Kara Fatma’ya iki sayısında yer verdiğini görüyoruz. Tam sayfa resim ve bir sütun metin ile ilk kez 22 Nisan 1854 tarihinde okuyuculara tanıtılan Kara Fatma, 1 Temmuz 1854 tarihli sayıda kısa bir parağrafla savaş meydanındaki yiğitliğiyle tekrar okuyuculara hatırlatılmıştır. Bu yazıda gazetenin Kara Fatma hakkında yazdıklarını asıl metne sadık kalarak çevirip meraklıların istifadesine sunuyorum.

Kara Fatma, Kürt Prensesi – Le Tour Du Monde / 1867

Bugüne kadar Kara Fatma hakkında çok şey yazılmış. Burada çevirdiğim esas metin pek çok kişinin dikkatini çekmiş, Türkiye’de kitaplara ve tezlere konu olmuş. O dönem neredeyse tüm dünyadaki gazetelerde ve savaşta yer alan subayların anı kitaplarında Kara Fatma kendine yer bulmuş. Avrupa basınında gelmiş geçmiş en çok konuşulan Osmanlı Kadını bile deniyor Kara Fatma için. Diğer yayınlarda yer alan gravürleri bu yazıya ekliyorum. Vakit buldukça oradaki metinleri de çevirip yazıyı güncelleyeceğim. 

Maraşlı Kara Fatma’nın gazetede belirtildiği gibi Kürt aşiretine mensup olduğunu söyleyen de var, Türkmen aşiretine mensup olduğunu söyleyen de. Bu konuda kaynaklarda çelişkili bilgiler olmasına rağmen, Maraşlı olduğuna dair herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.

Kara Fatma’ya ait olduğu belirtilen Andırın Yeşilova’daki kabir

Aşiretinin yayıldığı Anadolu’nun güney ve doğu bölgelerinden gelen emrindeki atlı başıbozuklarla 1839’da Nizip Savaşı’na da katıldığı da rivayet edilir. Nizip Savaşı’nda danışman olarak yer alan, Maraş ve Elbistan’ı da o dönemler ziyaret eden Von Moltke’nin notlarında bu sıradışı aşiret reisine rastlamadım.

Kara Fatma İstanbul’da – 22 Nisan 1854

Sultan’ın ordusuna geçen ay içerisinde gerçekleşen yeni katılımlar İstanbul’da büyük ilgili, alaka ve coşkuya sebep oldu. Sultan’ın yeni müttefiki Kara Fatma Hatun‘u, 300 Kürt atlısıyla birlikte İstanbul sokaklarında ilerlerken gören sanatçımız resmetti.

Bu durumun önemini tam olarak anlamak için geldikleri bölgeye göz atmak lazım. Küçük Asya’nın doğu ve güneyi, şevkli müslüman ruh ile bağımsızlığına düşkün, gerçek bir tehlike içinde olmadığı müddetçe Sultan’ın otoritesini her zaman sarsmaya hazır, babalarından miras kalan topraklarda hayat süren göçebe kabilelerin hakimiyeti altındadır. 

Sinop’tan İzmir’e çizilen bir hat, çok eskiden beri düzenli milis hukukuyla  Başıbozuk Birliklerini idare eden Paşaların tam hakimiyeti altında olan bölgelerin sınırlarını oluşturacaktır. Bu hattın güneydoğusunda kalan yarımadadan ne kadar adam (asker) çıkacağı pek belli olmaz. Sadece şu anda olduğu gibi Peygamber veya ganimet aşkı, ovalarını ve dağlarını bıraktırıp, bu insanların medeniyete karışmalarını sağlayabilir. 

Bu kabilelerden bir tanesinin 4000 atlıya sahip olduğu ve yukarıda bahsedilen ismi Fatma olan kadın tarafından yönetildiği belirtiliyor. Kilikya’nın dağlarından gelen bu insanların antik dönemlerdeki korsanlarla bir bağları olup olmadığı belli değilse de onlarla töre konusunda büyük benzerlikler taşıdıkları kesindir. Mıntıkalarını terkedip İstanbul’a gelen 300 tanesinin, Üsküdar’daki görüntülerinin ortaya çıkardığı heyecanı ve coşkuyu sanatçımız maharetle resmetti.

Kara Fatıma Hatun Kürt Süvarileriyle İstanbul’da – The Illustrated London News / 1854

Kendisine bahşedilen olağanüstü özellikler nedeniyle Kraliçe veya Kadın Peygamber diyebileceğimiz Kara Fatma, hafif esmer ve 60’lı yaşlarda. Her ne kadar erkekler için tasarlanmış kıyafetleri giymiş ve birliğindeki diğer savaşçılar gibi atını büyük maharetle sürüyor olsa da görünüşünde Amazon’lara ait herhangi bir belirti bulunmamakta. Kendisi gibi erkek kıyafetleri giymiş iki hizmetçisi ve seçilmiş taraftarları ile birlikte boğazdan geçirilerek İstanbul’da bir barakaya yerleştirildiler. Karaman’ın vahşi bölgelerinden gelen, sayıları ve hallerini ildeki paşanın dahi bilmediği bu göçebelerle kıyaslandığında, Başbozukların daha ince zekaya sahip oldukları söylenebilir. 

Muhtelif silahları vardı. Harp halindeymiş gibi her biri daha önce ganimet olarak kazandığı silahı taşıyordu. Bazıları tabanca ve Arnavut yatağanı taşıyordu. Birmingham’dan gelmiş olabilecek tüfekler ve Suriye’de dövüldüğü anlaşılan oyma işli palalar da arada seçiliyordu. Bir tanesi dişlerini sıkıp vahşi bir tavırla başının etrafında ahşaptan bir topuz sallıyor, silahlarının zayıflığını gaddarlıkla örtmeye çalışıyordu. Uzun fitilli Afgan tüfeği pek itibar görmüyordu. Atalarından miraz kalan ok ve yay geleneğini ise devam ettiriyorlardı.

Herşey Kocasını Kurtarmak İçin

Bir rivayete göre bu kahraman kadını, böyle tehlikeli bir maceraya sürükleyen sebep kocasına olan sevdası imiş. Birkaç kabahatinin cezasını Girit zindanlarında çeken kocasının bağışlanması için Sultan’a sadakatini gösterecektir bu yolla. Kara Fatma, geçtikleri her köyde yemek ve atların bakımlarının yanında, her biri için aylık 80 kuruş ücret ödeyeceği en iyi adamlarından 300 kişiyi alarak Sultan’ın yanında Moskofla savaşmak üzere bu yola koyulmuştur.

Fatma’nın Kürdistan’ın Maraş şehrinden geldiğini anlıyoruz. Üsküdar’a girdiğinde Sultan’la tanıştırılıyor. Peşindeki Kürt atlıları ve birliğine ödeyeceği paraların yüklü olduğu söylenen deve ve katırlardan oluşan kafilesinin görüntüsü, yol güzergahındaki kalabalıkları, özellikle kadınları cezbetmiş. Gazetemizin çizeri, süvarilerin Savunma Bakanı tarafından teftiş edildiği Seraskeriye’de kafile ile karşılaşmış. Resimde Seraskeriye’nin dışı ve kapısı görünmekte. Bu geniş meydan, İstanbul’un en işlek ve geniş caddesine açılıyor. Her zaman kalabalık olan ve neşeli şekilde boyanmış mağazaların yer aldığı bu cadde, Türk hanımefendiler için bir nevi Regent Caddesi (Londra’da meşhur bir cadde) olarak değerlendirilebilir. Sağda Avrupalıların Güvercinli Cami olarak bildikleri Sultan Beyazıt Camii görülüyor. Müslümanların kutsal saydıkları güvercinlerin on binlercesi caminin avlusunda görülebilir. Çizerimiz, Fatma ve süvarilerini Serasker Kapısı’ndan (Bugünkü İstanbul Üniversitesi Girişi) geçişlerinde resmetmiş. Duvarın üstünde büyük kulenin (Beyazıt Kulesi) bir bölümü görünüyor. Mavi boyalı duvar, amfitiyatrodaymış gibi Kara Fatma’nın etrafını saran Türk kadınlarının hayranlığını daha da belirginleştiriyor. 

Fatma, üzerinde geniş kollu kirlenmiş kürkü, beyaz şalvarı ve sarı çizmeleri, kemerinde uzun tabanca ve yatağan kılıcı, elinde ise üzerinde siyah bir paçavranın flama olarak asıldığı bir mızrak varken görülüyor. Uzun beyaz keten başörtüsü ile boynunu ve tüm başını sarmışsa da yüzünün tamamını görünecek şekilde açık bırakmış. Mücevher takmamış. Diğer süvarilerin atları gibi Fatma’nın atı da bakımsız, cılız, düşük soylu bir at. Uzun dalgalı yelesi, kemikli kafası, kavisli boynu ve kuyruk yapısıyla Kürdistan atlarının özelliklerine sahip. (Gazetenin sadece üç ay sonra savaş meydanından vereceği notlarda Kara Fatma’nın yaşı ve atı hakkında buradakine zıt bilgiler verilecektir.)

Kürdistan kahramanı Kara Fatma İstanbul’da – L’Illustration Journal Universel / 1854

Fatma’nın yanındaki atı, başına sarık üstüne devasa bir fes, üzerine de diğer süvariler gibi eski bir fistan giyen erkek kardeşi sürüyor. Biraz önlerinde, iki jandarmanın arkasındaki atın üstündeki tuhaf görünümlü kişi, eyerin önüne bağlanmış küçük davulunu çalıp, yüzünü ekşiterek genzinden söylediği marşlarla kafileye yol açıyor. Davulcunun kafasındaki külah, kralların soytarılarının kullandıkları gibi kürkten yapılmış, tepeden sarkan bir tilki kuyruğunu andırıyor. Çizerimiz sonradan, bu kişinin Fatma’nın soytarısı ve baş çalgıcısı olduğunu öğrenmiş. Etrafta, kafilenin gerisinde ve önünde yolu açık tutmakla görevli kişiler bulunmakta.

Her yerde yüzlerce Türk kadını toplanmış. İşte Sultan’ın ayaklarına hizmetlerini henüz sermiş Kara Fatma ve süvarileri.

Tuna Üstünde Savaş – 1 Temmuz 1854

Savaşın en sıradışı öyküsü, Başıbozukların kadın lideri Fatma Hatun, namı diğer Kara Güzel. 400 süvariye reislik yapan 78 yaşındaki bu ihtiyar Kürt Kadını, müthiş Arap atını üstün maharetle kullanıyor. Kirli görünüşü ve tabanca atışında ustalığı görenleri hayrete düşürüyor. Çok kudretli ve cesur. Yüzünü Osmanlı geleneğinin aksine örtmüyor ve bunun ülkesindeki kadınların sekiz yaşından beri uymak zorunda oldukları köhne bir adet olduğunu söylüyor. Tıpkı Ruslara karşı verilen büyük mücadelede kocalarının peşinden gelmedikleri gibi abes bir adet.


Kara Fatma’nın öyküsü ilginizi çektiyse benzer şekilde Almanca yayın yapan resimli bir dergiye 1896 yılında konuk olan efsanevi bir kuvvete sahip Maraşlı Ali Bey yazısına da göz atabilirsiniz.

Bize Destek Olun

Maraş hakkında bilgi çoğalsın için uzun uğraşlar sonucunda hiçbir beklenti içinde olmadan bu eserleri sizlere sunuyorum. Yazımızın giriş kısmı ya da kısa özeti alınıp, tamamı için bu sayfaya bağlantı verilerek kullanılabilir. Yazının tamamının referans verilse dahi başka sitelerde kullanılması hem bizim yeni eserler ortaya koyma şevkimizi kıracak hem de fikri haklarımızı ihlal edecektir.

Beğendiğiniz yazıları paylaşarak, tanıdıklarınıza önererek ve Maraş Avucumda’yı sosyal medyada takip ederek bize destek olabilirsiniz. Metinde geçen yer ve olaylarla ilgili varsa malumatlarınızı yazının altına yorum olarak eklemeniz içeriği daha da zenginleştirecektir.

Yazılanları savunmak ya da eleştirmek için yapmıyorum çevirileri. Maraş’ın doğal ve kültürel hazinelerine ilişkin detaylı tasvirler içeren bu kitaplardaki bilgileri kitaba erişemeyen, yabancı dilde okuyamayan meraklılara ve araştırmacılara sunmak öncelikli amacım. Bir diğer amacım da haklarında çok az bilgi bulunan  birkaç yüzyıl önce bilinmeyen sebeplerle ortadan kaybolan bazı tarihi eserlerin akıbetlerine ilişkin ipuçları bulmak.

Osmanlı’nın son dönemlerinde çoğu zaman ferman ve izinlerle ellerini kollarını sallayarak gezen seyyahların hakkımızda o dönemler iyi yada kötü ne yazdıklarının bilinmesi de faydalı olacaktır. Unutmayalım ki biz bu kitapları okumasak bile dünyanın birçok kütüphanesinde bu kitaplar okunuyor. Hatta telif hakkı ortadan kalkan birçok eser internet ortamında serbest şekilde paylaşılıyor.

Her zaman olduğu gibi kendi görüşlerimi dipnotlarda ya da parantez içerisinde eğik harflerle belirttim. Elimden geldiğince anlamda kaymaya sebep olmadan düz bir çeviri yapmaya çalıştım.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Kırım Savaşı’na 300 Atlısıyla Katılan Maraşlı Kadın: Kara Fatma” için bir yorum

  • 17 Aralık 2018 tarihinde, saat 10:37
    Permalink

    helal olsun 🙂 eliinize sağlık

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir