Fütuhu’l Buldan Eserinde Hades Şehri

Güncelleme: 17 Aralık 2021

Çok İsimli Bir Şehir Hades

Hades, Bizans ve erken dönem İslam tarihi kaynaklarında sıkça bahsedilen Arapların Rum fetihleri döneminde oluşturduğu garnizon kentlerinden bir tanesidir. Kentin ismi Bizans kaynaklarında Adata, Arap kaynaklarında ise Hades olarak geçmektedir. Şehri kurup imar eden halife ve komutanların ismiyle de anıldığı olmuştur. Kayıtlardaki yerinin açık şekilde tarif edilmesinden dolayı Çağlayancerit ilçesi Bozlar mahallesine konumlandırılmaktadır. Bozlar mahallesinde bulunan sur, sarnıç gibi antik dönem kalıntılar da bu durumu desteklemektedir. Halk arasında antik dönem kalıntılar üzerine kurulu olduğu için Saray ismiyle de anılmaktadır.

Ahmet B. Yahya B. Cabir El Belazuri

9. yy İslam tarihçisi. 820 yılında Bağdat’ta doğdu. Döneminin en seçkin tarihçilerinden biri olan Belazuri, eserlerini oluşturmak için Suriye ve Mezopotamya’ya geziler düzenledi. İslam Devleti’nin Peygamber’den kendi çağına kadar uzanan fetihlerini anlattığı Fütuhu’l Buldan (Beldelerin Fethi) en bilinen eseridir. 892 yılında Bağdat’ta vefat etti.

Fütuhu’l Buldan (Beldelerin Fethi)

Belazuri’nin en bilinen eseri olan Fütuhu’l Buldan, Hicret ile Medine’de doğan İslam Devleti’nin 9. yy’a kadar Arap Yarımadası’ndan Mezopotamya, Anadolu, Kuzey Afrika ve İspanya’ya kadar uzanan yayılışının anlatıldığı döneminin günümüze ulaşan en kapsamlı tarih kitabıdır. Belazuri eserini ortaya koymak için Suriye ve Mezopotamya’ya uzun seyahatler gerçekleştirmiş olmasına rağmen Arap geleneğindeki tarih anlatıcılığının rivayete dayalı yapısından tam olarak kurtulamamıştır. Oryantalist bilim insanlarının ilgisini çeken eser tarihin tozlu raflarında keşfedilerek 1870’de Latince yayınlanmıştır. 1916’da İngilizce’ye, 1917’de Almanca’ya çevrilmiştir. Türkçe’ye ise ancak 1987 yılında tam olarak çevrilmiştir.

Hades’in 8. yy’da Bizans’a ulaşımı sağlayan önemli bir geçit üzerinde Araplar tarafından kurulmasını ve sonrasında sürekli el degiştirmesinin anlatıldığı erken dönem tek doğulu kaynaktır. Sonrasında ortaya koyulan tüm eserler de kendisine dayanmaktadır. Bu nedenle her ne kadar daha önce Türkçe’ye çevrilmiş olsa da, her araştırmacı için daha kolay erişilebilir olması adına kitabın Hades’in fethine ilişkin uzun anlatımlarının olduğu bölümlerini çevirmeye karar verdim.

Aşağıda okuyacağınız metni, Lübnan asıllı Amerikalı İslam, Ortadoğu ve Sami dilleri uzmanı Profesör Filip Huri Hatti’nin çevirisiyle, 1916 yılında Columbia Üniversitesi tarafından yayınlanan İngilizce metni kullanarak Türkçe’ye aktardım.

Parantez içi düz notlar Hatti’ye, eğik notlar ise bana aittir. Metinde belirtilen yılların hicri olduğunu da belirtmek isterim.


Aşağıdan itibaren çeviri bölüm baslamaktadır. Metne dair görüş ve önerilerinizi yorum olarak ekleyerek, bu sayfayı ilgili kişilerle ve sosyal medya üzerinden paylaşarak bana destek olabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.


Mezopotamya Sınırları

Hades Kalesi ve Hades Geçidi

Hades Kalesi, Ömer döneminde İyaz bin Ganm’a bağlı kumandanlardan Habib bin Mesleme tarafından düşürülen yerlerden biridir. Muaviye tarafından çok önem verilen bu yere uğursuzluğundan hareketle Emeviler “Selamet” yani “güvenlik” ismini de layık görmüşlerdir. Emeviler’in büyük belalı olaylar atlattığı Hades’de (olay demektir) rivayetlere göre Müslümanlar, arkadaşlarıyla bir olup kendileriyle çatışan bir genç ile karşılaşmışlardır. Bu nedenle Hades Geçidi (Gençlik Geçidi) diye de adlandırıldığı söylenir.

Mervan bin Muhammed’in ayaklandığı dönemde Rumlar, tıpkı Malatya’da olduğu gibi Hades’i kuşatmış, şehir sakinlerini uzaklaştırıp, şehri yerle bir etmişlerdir.

161 senesinde Mihail, Amak Maraş’a (Maraş Ovası), Hasan Bin Kahtabah da Mehdi’nin talimatıyla Bizans topraklarına sefere çıktı. Hasan’ın bu topraklardaki kudreti, resmini kiliselere nakşettirecek kadar etkili olmuştu. Rum topraklarına (Küçük Asya) girdiği Hades Geçidi’nde, Mihail tarafından boşaltıldığını öğrendiği Hades şehrini inceleyip kendi şehri olarak seçen Hasan, buradan ayrıldıktan sonra Mehdi ile görüşüp Hades ile Tarsus’un yeniden imar edilmesini istemiştir. Mehdi ilk önce Hades’in imar edilmesini emretmiştir. Hasan’a bu seferinde eşlik edenler arasında Kufeli Hadisçi Mandal El-Anazi (Ez-Zehebi) ile Mutamir Bin Süleyman El-Beşri de vardı.

Hades, Mezopotamya ve Kinnesrin Valisi Ali b. Süleyman b. Ali tarafından yeniden imar edildikten sonra Muhammediye olarak anılmaya başlandı. Mehdi’nin ölümüyle şehrin imarının tamamlanması 169 yılına denk geldiğinden şehre Mehdiye de denilmiştir. Şehirde ana yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmıştır.

Mehdi’nin yerine geçen oğlu Musa el-Hadi, Ali b. Süleyman’ı görevden alıp Mezopotamya ve Kinnesrin valiliğini Muhammed b. İbrahim b. Muhammed b. Ali’ye verdi. Muhammed, Ali b. Süleyman zamanında imarı tamamlanan Hades şehrine Suriye, Mezopotamya ve Horasan’dan birlikler atadı ve asker maaşlarını kırk dinara sabitledi. Askerlere tımar olarak evler tahsis etti ve her birine üç yüz dirhem verdi. Şehir 169’da tamamlandı.

Ebu’l Hattab’a göre, Ali b. Süleyman 4.000 paralı asker görevlendirip Hades’e yerleştirdi ve 2.000 adamı da Malatya, Şimşat (Arsamosata isimli Palu ve Harput arasında bulunan günümüzde dahi tam lokalize edilmemiş antik yerleşim), Samsat, Kaysum (?), Dülük ve Araban‘dan getirtip burada iskan etti.

Vakidi’ye göre Hades’in imarı tamamlandığında kış gelip çatmış, aşırı miktarda yağmur ve kar yağmıştı. Sağlam şekilde yapılmayan ve gerekli önlemlerin alınmadığı şehirdeki evlerin duvarları çatlaklarla kaplanmış, parçalanıp dökülmüştü. Neticesinde Bizanslıların tekrar işgal ettiği şehirde birlikler ve sakinler dağıtılmıştır. Bunu duyan Musa, El-Musaiyab (El-Musaiyib değil), İbn Züheyr, Rauh b. Hatim ve Hamza b. Malik tarafından yönetilen birlikleri askere çağırdı. Ancak Musa, (birlikler Hades’e) gönderilmeden önce öldü.

Bundan sonra Reşid halife oldu ve şehrin yeniden imar edilip güçlendirilmesi, şehirde bir garnizon kurulup mücahitlerine tımar olarak meskenler ve topraklar tahsis edilmesi talimatını verdi.

Vakidi dışındakiler, Hades inşa edildiğinde, Bizanslıların büyük soylularından birinin kalabalık bir grupla şehrin üstüne çöktüğünü ifade etmişlerdir. Birbiri üstüne harçsız tuğlalarla inşa edilen evler karla birlikte zarar görmüş, tüm şehir sakinleri çareyi şehri terketmekte bulmuştur. Şehre giren düşman camiyi ateşe verip etrafı yakıp yıkmış, taşınabilir değerli mallara da el koymuştur. Reşid halife olduğunda şehri yeniden imar etmiştir.

Menbiç’te birisinden öğrendiğime göre Reşid, Muhammed b. İbrahim’e mektup yazarak Hades’in imarının ve iskanının kendi adına yürütüldüğünü teyit etmiştir. Daha sonra Muhammed, Reşid tarafından görevden alınmıştır.

Rahvat Malik: 46 yılında, Malik es-Savaif (yaz seferleri) lakabıyla bilinen Filistinli Malik b. Abdullah el-Hatami, Bizans topraklarına sefer yaptı ve büyük ganimetler elde etti. Geri dönerken Hades Geçidi’nin on beş mil uzağındaki Rahvat adlı yerde durdu. Ganimeti satıp paylarını dağıtmak için üç gün geçirdiği bu yere Rahvat Malik dendi.

Merc Abdülvahid: Merc (Çayırlık) Abdülvahid, müslüman süvarilerinin özel kullanımına ayrılmış bir otlak araziydi. Hades ve Zibatra’nın (Sürgü/Malatya) kurulmasından sonra önemini yitirmiş ve ekili bir araziye dönüşmüştü.


Çeviri bölüm burada bitti. Yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşarak destek olabilirsiniz.


Fütühu’l Buldan’da Maraş’ın o dönemler Bizans ve Araplar arasında sürekli el değiştirmesi de anlatılıyor. Okumak isterseniz tıklayınız.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf Köleli

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir