Aksu Köprüsü: Fransıza Geçit Vermedi

Güncelleme: 16 Kasım 2020

Üst Üste İmha Edilen Köprü

Amerikan Yakın Doğu Yardım Kuruluşu’nda görevli Stanley Kerr anılarında, Bayrak Hadisesi’nden hemen sonra, gerilimin artacağı anlaşılan Maraş’a, Dr. Wilson ile birlikte görevlendirildiğini ve Halep’ten otomobille 30 Kasım’da yola çıkıp o geceyi Antep’te geçirdiklerini anlatır. 1 Aralık 1919’da Maraş’a doğru yola devam ettiklerini, Karabıyıklı’dan Pazarcık Ovası’na inince Maraş’a 19 km mesafe kalan Aksu üzerindeki bir ahşap köprüden geçtiklerini belirtir. Bu ahşap köprünün, İngilizlerin 1919 Ocak ayında Antep’i işgal etmelerinin hemen ardından, Maraş’ın da işgal edileceğini anlayan Maraşlı çeteler tarafından yıkılan eski bir taş köprünün yerine, İngiliz birliklerinde yer alan Hintli mühendislerce yapıldığını da ekler.

Kazım Özalp Milli Mücadele isimli eserinde “9 Ocak 1920’de Antep’ten Maraş’a ilerleyen Fransız iaşe kolunun önce Arslan ve Polat Beylerin ilk direnişiyle karşılaştığını, ardından Karayılan tarafından bozguna uğratıldığını, Karayılan’ın birliklerinin daha sonra bölgedeki Aksu Köprüsü’nü ve telgraf hatlarını imha ettiğini” aktarır.

Köprünün imha edilmesi Maraş’ın kurtuluşunda önemli bir yere sahiptir. Bu olaydan iki gün sonra şehir içinde başlayıp 21 gün süren Maraş Kurtuluş Harbi Fransızların 12 Şubat’ta şehri terk etmesiyle sonuçlanmıştır.

12 Şubat 1920’de kurtuluşun hemen ardından şehrin ulaşımını sağlamak için bu köprünün yerine Nafia Nezareti (Bayındırlık Bakanlığı) tarafından çok acele  yeni bir köprü yapılarak 2 Mart 1920’de açılışı yapılmıştır.

Tesisat-ı nafiadan: Ahiren Maraş'ta inşa ve resm-i küşadı icra kılınan Aksu köprüsü
Tesisat-ı Nafiadan: Ahiren Maraş’ta inşa ve resm-i küşadı icra kılınan Aksu Köprüsü

Maraş hakkında çok kıymetli bilgilerin paylaşıldığı Birzamanlar Maraş sayfasında yayınlanan fotoğrafa göre 1920’de yapılan yeni köprü en az 11 gözlü ve 80-100 m uzunluğunda olduğu anlaşılıyor. Dikdörtgen prizma formundaki ayakları kesme taştan, üst yapısı ağaçtan inşa edilmiş. Şehirdeki son büyük Osmanlı dönemi eseri olduğunu düşündüğüm bu köprü de günümüze ulaşamamış.

Aksu Köprüsü’ne Ne Oldu

Peki ya ne olmuştu bizim 1920 Mart ayında açılışı yapılan üçüncü köprüye. Bu köprüyle ilgili insanların zihninde en küçük bir anı kalmamıştı. Kime sorsam hatırlamadıklarını söylüyorlardı. İlgili yazımı yayınladıktan sonraki okumalarımda özellikle Maraş’tan geçen oryantalistlerin notları ve haritalarındaki bilgileri bir araya getirip en azından köprünün tam yerini lokalize edip saha tespitlerini yapmaya karar vermiştim.

Osten’in Maraş Haritası

Tarihi kaynakları ve seyyahların rotaları incelendiğinde Antep’ten gelen yol Karabıyıklı ve Çöçelli arasındaki vadiden geçerek Aşağı Pazarcık Ovası’na inmekteydi. O bölgeden iki şekilde Maraş’a ulaşmak mümkündü. Birincisi  Aksu Çayı’nın sol sahilini izleyerek Emiroğlu, Pınarhüyük, Çobantepe’yi takip edip yolda uygun bir sığlıkta Aksu’yu geçerek. Bu yolda eğer Aksu’yu geçmek mümkün değilse Çobanhüyük’ten sonra Çakallı’ya oradan da kuzeye yönelip Altun Köprü üzerinden Aksu’yu geçip Maraş’a ulaşmak mümkündü. Bu yol o dönemler daha da geniş bir alana yayılan Gavur Gölü’nün etkisi altındaydı. Çoğu bölümü bataklıktı. Özellikle kervanların ve sonraki dönemde Maraş’ta kullanılan ilk motorlu ve askeri araçlar için ilerlemesi mümkün olmayan bir yoldu. Dahası diğer yola göre uzundu. Genellikle göçebe yaylacıların, bölgeyi çok iyi bilen köylülerin bu yola alışık yük hayvanlarıyla kullandığı yoldu. Maraş’ın en eski yerleşimlerinin bulunduğu bu güzergahı, arkeolojik araştırma yapan seyyahların da kullandığını biliyoruz.

Aşağı Pazarcık Ovası’ndan sonra Maraş’a uzanan diğer tarihi yol bugünkü Narlı-Maraş yoluyla çok benzer güzergaha sahipti. Hem güneydeki bataklıklardan uzaktı hem de çok fazla engebe bulunmayan kısa bir yoldu. Birçok seyyahın çizmiş olduğu haritada bu yol net bir şekilde görülmektedir.

Geçilmeye Korkulan Harabe Köprü

Bu yolu kullanarak 1929 yılında Maraş’a ulaşan Alman arkeolog Von der Osten anılarında köprünün akıbetiyle ilgili ipuçları vermektedir. Antep’ten gelirken kayalıklı bir vadiden inip ovaya ulaştıktan kısa bir süre sonra üzerinden geçtikleri köprüyü şu şekilde tarif etmektedir. “Aksu’yu çürümeye yüz tutmuş uzun tahta bir köprüyü kullanarak geçtik. Köprünün ortasına geldiğimizde bütün trafiğin hatta eşek katarlarının bile nehrin aşağısındaki sığ yerden geçtiklerini gördük.

Bu köprünün tarifi 1920’de açılışı esnasında fotoğrafını gördüğümüz köprüye çok benziyordu. Hem uzun hem de tahta idi. Belli ki savaş sonrası şehrin ulaşımını sağlamak için çok acele bir şekilde taş ve ağaçtan yapılan bu köprü uzun süre Aksu’nun gücüne ve belki de motorlu araçlara dayanamadı. Açıldıktan sadece dokuz yıl sonra köprüyü bilenlerin üstünden geçmeye cesaret edemeyecekleri ölçüde yıpranmıştı.

Sel Sularına Teslim Olan Köprü

24 Şubat 1936 tarihli bir haberde ise Maraş-Antep arasında Karabıyıklı civarlarındaki köprünün sel sularıyla yıkıldığı bildiriliyor ve köprünün bir de yıkık halde fotoğrafı veriliyordu. Haberde verilen fotoğraf ve tarif edilen konum, daha önce savaş sırasında iki kez yıkılan ve üçüncü kez aynı yerde yapılan, Osten’in yedi yıl önce geçmeye korktuğu köprüye çok benziyordu.

24 Şubat 1936 tarihli Akşam Postası gazetesinde selde zarar gören Karabıyıklı (Aksu) Köprüsü haberi
Karabıyıklı civarında selde yıkılan köprü – 24 Şubat 1936

Anlaşılan o ki, 1936 yılında yıkılan köprü, yeniden yapılmamış, yerini muhtemelen beton kirişli ve Aksu’nun farklı bir bölümünde inşa edilen yeni bir köprüye bırakmıştı. Zira bölgede yaptığım incelemelerde sele teslim olan köprünün ayaklarına ait en küçük bir ize dahi rastlamadım. Aksu’nun coşan suları kurtuluşun belki de en önemli müjdecisi olan bu köprünün her bir taşını sürüklerken, zihinlerden de hatırasını süpürmüş olmalı.

Önce İngilizler sonra da Fransızlar geçmesin diye iki kez imha edilen Aksu Köprüsü’nden günümüze kahramanlık öyküleri, 1920’de yerine inşa edilen Aksu Köprüsü’nden ise açılışında ve sel sularına teslim olduğunda çekilen fotoğraflarından başka şey ulaşmadı.

Son olarak, Antep’in İngilizler tarafından işgal edildiği 1919 Ocak ayında yıkıldığı belirtilen taş köprünün nasıl bir köprü olduğunu benden başka merak eden var mı? Altun Köprü gibi bir Roma eseri miydi? Ceyhan Köprüsü gibi Dulkadiroğlu emaneti miydi? Yoksa Avşar Köprüsü gibi bir Osmanlı yadigarı mıydı? Bu soruların cevabını şimdilik bilmiyorum. İpuçlarına ulaşınca haber vereceğim.

Facebook Yorumları
Tıkla. Paylaş. Destek Ol.

Yusuf

Şeyma'nın eşi, Bilal ve Barış'ın babasıyım. Endüstri Mühendisiyim. Küçük şehirleri severim. Tarih ve arkeolojiye meraklıyım. Maraş'ı yürüyerek, bisiklet üstünde, yamaç paraşütüyle ve yüzerek keşfetmeye çalışıyorum.

One thought on “Aksu Köprüsü: Fransıza Geçit Vermedi

  • 20 Ekim 2020 tarihinde, saat 01:27
    Permalink

    Selam,
    Emeklerinize sağlık, çok zevkli okunan bir blog.

    Maraş’ta 1937 lerde yapılan iki köprüyü arıyorum. Belki bana yardımcı olabilirsiniz diye duşundum.
    Size köprülerin eski bir fotoğrafını gönderebilirim.

    Saygilar,
    Kopriyet

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir