Peçiç: Aile Boyu Strateji Oyunu

Artı şeklinde dikilmiş dört kollu bir bez üzerinde oynanan peçiç; tavla, okey, iskambil, vb masa oyunları gibi sayısal muhakemeyi geliştiren bir zeka ve strateji oyunudur.

Diğer masa oyunlarından en büyük farkı kahve köşelerinde erkeklerin değil evde tüm aile fertlerinin, dahası genellikle kadınların oynadığı bir oyun olmasıdır. Ben peçici, okuma-yazma bilmeyen rahmetli babaannemden öğrenmiştim.

Rana‘nın fotoğrafları ve ince ayrıntılarda verdiği destekle peçiç bu yazımızda sizlerle.

Hindistan’dan Anadolu’ya

Peçiç bize has bir oyun değil aslında. Hindistan’ın geleneksel oyunları arasında yer alıyor. Yıllar önce tüccarlar ya da gezginler vasıtasıyla dünyanın birçok yerine ulaşmış olmalı. Anadolu’da fazla yayılmamış. Kahramanmaraş-Gaziantep civarı dışında oynandığını hiç duymadım.

Hintliler oyundaki en büyük sayı olan 25 anlamında paçis diyorlar bu oyuna. Bize geçerken 25 denmemiş . Asıl ismi anlamı bilinmeden korunmuş; ancak dilimizi zorladığı için ufak değişikliklere uğramış. Maraş’ın farklı bölgelerinde pepiç, petiç gibi değişik isimlere  de rastlayabilirsiniz.

Peçiç Malzemeleri

Oyun alanının dört kollu bezden yapıldığını söylemiştim. Her kolu 3 sütuna bölünmüş, her sütun 8 kareye ayrılmıştır. Başlangıç kollarında 2, yan kollarda 3 tane bağ denilen kare, çarpı ile işaretlenmiştir. Kollar ortada bulunan ev denilen büyük karede birleşirler. Bizim peçiç bezinin beyaz olduğuna aldanmayin. Bez genellikle siyah olur, kareler beyaz iplikle dikilir.

Bez dışında iki malzememiz daha var.

İkinci malzememiz taşlardır. Her bir oyuncu için 4, toplamda 8 tane taş gerekiyor. Bu iki grup taşın farklı renk yada şekilde olması rakip taşların karışmaması için önemlidir. Evde bulunan düğmeler, tavla pulları veya karelere sığacak boyutta herhangi bir küçük nesne taş olarak kullanılabilir. Herşey usulüne uygun olsun istiyorsanız, bu devirde bulmak zor ama taş olarak tahta iplik makarası kullanmalısınız.

Son malzememiz ise masa oyunlarının klasiği olan küp zarlar yerine sayıları belirlemek için kullanılan boncuk adını verdiğimiz 6 adet deniz kabuğudur. Taş böceği (cypraea) olarak bilinen bir tür kabuklu deniz canlısından elde edilen boncukları Maraş’ta tuhafiyecilerde bulabilirsiniz.

Peçiçte Sayı Sistemi

6 boncuk avuç içine alınarak tek hamlede yere savrulur. Kabukların üstte kalan açık ve kapalı yüzlerine göre sayılar belirlenir. 7 farklı senaryo vardır. Boncukların tamamı açık gelmişse 8, birisi kapalı ise 12, ikisi kapalı ise 2, üçü kapalı ise 3, dördü kapalı ise 4, beşi kapalı ise 25, tamamı kapalı ise 10 demektir.

Peçiç Nasıl Oynanır

Peçiç 2 kişi veya 2 takımla oynanır. Takım oyunu fert oyunuyla aynıdır. Sadece katılım artmış olur. Her bir takım üyesi dönüşümlü boncuk savurur, hamle yapar.

Peçiç boncukların kaymadan rahat savrulması icin yerde halı üzerinde oynanır. Peçiç bezi yere serilir. Rakipler 2 bağ bulunan kolların gerisinde  karşılıklı otururlar.

Oyunda amaç, kendi tarafınızdan oyuna dahil ettiginiz 4 taşın tamamını, boncukları savurarak elde ettiğiniz sayılarla, rakibinizden önce, saat yönünün tersi istikamette, bezin dış kenarındaki karelerden dolaştırarak, kendi tarafınızdaki kolun orta sütunundan eve taşımaktır.

İlk hamleyi yapacak oyuncuyu belirlemek için boncuklar savrulur. Büyük sayıyı alan oyuna başlar. Her oyuncu sırayla boncukları savurur. Attığı sayıyla hamlesini yapar, rakibinin hamlesini bekler.

Her bir taş 12 veya 25 sayıları ile oyuna dahil olur. Her oyuncu 12 ile kendi tarafındaki sağ bağa(fotoğrafta yeşille işaretlenmiştir), 25 ile de sağındaki kolun köşesindeki bağa(fotoğrafta sarı ile işaretlenmiştir) taş diker.

Oyuncu dikilen taşlardan dilediğini bezin dış çeperindeki karelerden attığı sayı kadar saat yönünün tersinde ilerletir. Eğer dikilmemiş taş varsa 12 ve 25’leri taş dikmek için kullanmak zorunludur.

12, 25, 8 ve 10 atan oyuncu bir kez daha atma hakkına sahiptir. Eğer ard arda 3 kez bu sayılardan herhangi biri gelirse 3 atış da geçersiz sayılır. O nedenle bu dört sayıyı atan oyuncu hemen hamle yapmayıp, atış serisini tamamlar önce. Örnegin ard arda 12, 10, 25, 8, 2 atan oyuncunun ilk 3 atışı iptal olur. Sadece 8 ve 2 sayılarını kullanabilir. Her atışta kazanılan sayılar tek bir taş üzerinden oynanabilir. Bir önceki örnekte verilen 8 sayısı ikiye ayrılarak 2 taş üzerinde oynanamaz. Bir taş 8 kare ilerletilmek zorundadır. 2 ise yine aynı taş ile ya da faklı bir taş ile oynanabilir.

Peçiçte taş kırma vardır. Bunun için oynanan bir hamle sonunda taşın, rakip taşının bulunduğu kareye denk gelmesi gerekmektedir. Kırılan taş tekrar 12 veya 25 ile oyuna başlayana kadar bekleme alanına alınır. Peçiçte taş kırmanın da bir adabı vardır. Kırılacak rakip taş, kıran taş ile veya kıvrak parmak hareketleriyle vurularak bez dışına, uzaklara fırlatılır. Yapabiliyorsanız parmak vuruşuyla taşları uzay boşluğuna bile göndermek serbesttir.

Aynı kare üzerine gelen aynı oyuncu taşları yanyana veya mümkünse üst üste dizilebilir. Bir oyuncunun birden fazla taşının bulunduğu kareye rakip taş denk gelirse bütün taşları kırar. Bağlarda taşlar güvendedir, kırılamaz. Rakip taşlar sadece bağlarda aynı karede yer alabilir. 12 ve 25’in taş dikmekten farklı bir özelliği daha vardır. Bütün taşların dikili olduğu durumda, taş ilerletmek için kullanılan 12 ve 25 sayıları, oyuncuya penk denilen isteğe bağlı bir adım daha atma hakkı verir. Bu hak 25’in kullanıldığı taş ile oynanmak zorunda da degildir. İstenilen taş penk hakkı  ile 1 kare ilerletilebilir. İşe yaramıyorsa hiç kullanılmayabilir.

Taş kırdırmadan savunma ve rakip taşları kırarak saldırı stratejileri  ile bezin etrafını dolanan taşlar tam sayıyla eve girmek zorundadırlar. Örneğin eve 3 birim uzaklıkta olan taşı 4 ile eve girdiremezsiniz, 3 (penk ve 2 de olabilir) atmak zorundasınız. Oyunun heyecanlı anlarından biri taşın evin hemen gerisindeki kubur ya da gubuk denilen son karede kalmasıdır. Bu durumda penk eve girmek için son şansınızdır. Kubura düşen oyuncu nispeten gelme ihtimali düşük olan 25 veya 12 bekler bu da oyunda rakibin ilerleme süresini artırır ki kimse kubura düşmek istemez.

Biraz Matematik

Açıkçası bu oyunu ilk oynadığım ilkokul zamanlarında 12 ile 25’in neden bu kadar önemli olduğuna anlam veremiyordum. Nihayetinde 7 tane ihtimal vardı ve her sayının gelme olasılığı aynıdır (7 de 1) diye düşünüyordum. Lise ve üniversitede olasılık derslerinde işin aslının böyle olmadığını öğrenmiştim. O dersleri alırken acaba bunları hayatın neresinde kullanacağız diye her mühendislik öğrencisi düşünmüştür. Benim de hiç aklıma gelmezdi bir gün Maraş hakkında yazılar yayınladığım bloğum için peçiç yazısı hazırlarken büyük bir boşluğu dolduracak, peçiç tutkunlarının stratejilerini kolaylaştıracak olasılık tablosu hazırlamaya yarayacağı.

Kapalı boncuk Sayı değeri Olasılık
0 8 1/64
1 12 6/64
2 2 15/64
3 3 20/64
4 4 15/64
5 25 6/64
6 10 1/64

Boncukların benzer olduğu ve her iki yüzü üzerine düşme ihtimallerinin aynı olduğu varsayımı ile yapılmış kağıt üstünde bir hesaplamadır bu. Boncukların her birinin şekli, boyutu, ağırlığı farklıdır. Kimisinin yapısı açık, kimisinin yapısı kapalı gelme ihtimalini arttırır. Tecrübelerime dayanarak, açık gelme ihtimali yüksek olan boncukların çok az bir farkla fazla olduğunu söyleyebilirim. O nedenle en zor gelen sayılar genelde 10 ve 25, sonrasında  ise 12’dir. En fazla gelen sayı uygulamada da olasılık hesabındaki gibi 3’tür.

Oyuncular bütün bu olasılıkları değerlendirerek 4 taşı da gerekli uzaklıktan, rakibe yem olmadan eve almayı bilmeli, gelen sayıları heba etmemelidir. Bütün taşları rakibinden önce eve alan oyuncu eli kazanır.

Oyun 3-5 ya da 7 el tekrarlanabilir. Ellerin çoğunu kazanan galip gelir. Rakibi herhangi bir taşı henüz eve getirmeden eli kazanan oyuncu, rakibini mars ederek 2 el kazanmış sayılır.

Uzun kış gecelerini tüm aile, komşu ve arkadaşlar için eğlenceli ve zeka geliştirici bir hale getirmek istediniz değil mi?

Nerden  mi anladım? Yazıyı buraya kadar okuduysanız, peçiç ilginizi çekmiştir de ondan.

Bir ses duydum sanki! Uzun zamandır giymediğiniz eski kıyafetinizi keserken makasın iki bıçağının çıkardığı o keskin metalik sürtünme sesini.

Yusuf

Bilal'in babası... Mühendis, Elbistan, Bisiklet, Doğa, Tarih

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir