Maraşça: Maraş Sözlüğü, Kelimeleri, Şivesi ve Deyişleri

Kahramanmaraş ve ilçelerine has kelimeleri, bize özgü söyleyişlerini, örnek kullanımları ile birlikte kolay erişilebilecek şekilde burada derlemeye çalışacağım.

Dilbilimci değilim ama her köyün, her mahallenin kendine has kelimeleri, deyişleri olduğunu biliyorum. Bu şehirde yaşamış toplumların  ortak hafızasının bir ürünü olarak belki de binlerce yıllık süreçte ortaya çıkan bu kelimelerin her biri kullanılmaya değer, korunmaya muhtaçtır.

Siz de Maraş’a ait burada sıralanmamış kelimeler biliyorsanız; anlamı, kullanıldığı bölgesi ve örnek cümle ile birlikte bu yazıya yorum olarak yollayabilirsiniz.

A, B, C, Ç, D, E, F, G, H, I, İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, U, Ü, V, Y, Z

A

Adı batasıca: Eti haram olan domuza, adını anmayı da haram sayanlar tarafından layık görülen isim. Hınzır.

Alambaç: Yüksek odun, çalı, ot alevi. Kamp ateşi.

Arısili: Tertemiz.

Arıstak: Tavan. Tavan arası.

Azıtmak: Genellikle evcil hayvanı geri dönmesini engelleyecek şekilde doğaya salmak, özgür bırakmak, azıtlamak, kalıcı seyiplemek.

B

Bakraç: Bakır ya da alüminyumdan yapılma kulplu kova. Satır.

Bartıl: Rüşvet.

Bayak: Biraz önce. Debiyak.
-Ali nerde?
-Bayaktan çıktı.

Bıldır: Geçen sene bu zamanlar.
-Bıldır, Binboğa‘ya tırmanmıştık.

Bider: Tohum.

Bünet: Su birikintisi. Gölcük. Doğal bent. İlk kez Çokran‘da duydum.

C

Cahan: Ceyhan Nehri doğduğu Elbistan’da bu isimle anılır.

Cangama: Karşılıklı boş ve gürültülü konuşması. Ağız dalaşı.

Cırcır: Fermuar.

Cıvıklama: Gendime ve yeşil mercimekle yapılan bir tür koyu çorba.

Cızzan: Gıcırmaca Andırın’da verilen isim.

Cibelmek: Şımarmak. Yerli yersiz hareket etmek.

Cingan: Çingene.

Cor: Kuzey ilçelerde laf, söz, konuşma. Cor etmek. Şor.

Ç

Çağ: İmkanların kısıtlı olduğu zamanlarda eski köy evlerinde münferit küçük banyolar bulunmazdı. Münasip bir odanın köşesinde güğümlerle taşınan sularla banyo yapılırdı. Câ denilen bu bölüm odanın normal zemininden 15-20 cm yüksek olur, banyo suyu uzunca bir boru ile duvardan dışarı tahliye edilirdi.

Çaman: Elbistan, Afşin, Ekinözü ve Nurhak’ta çemene verilen isim.

Çele: Kurutulmuş yeşil fasulye, mercimek, nohut vb demeti.

Çıkla: Ekmeksiz yemek. Sade, katıksız, tek başına.
-Anne doymadım. -Çıkla yersen doymazsın. Ekmeğe dür.

Çimmek: Yüzmek. Banyo yapmak. Suya girmek.
-Ceyhan’ın şehri tam ortadan ikiye böldüğü Elbistan’da çocuklar çimmeyi bisiklet sürmekten önce öğrenirdi.

Çomça: 1. Kepçe. 2. Henüz başkalaşıma uğramamış kurbağa yavrusu(Kocabaş), çomça balığı.

Çor: Öksürük.

Çöğdürmek: İşemek. Küçük abdestini yapmak.

Çöğdürük: İdrar. Küçük abdest.

Çütlemek: Sulanıp yumuşatılan açık ekmeği sofraya getirmeden önce katlamak.

D

Dahra: Et doğramada kullanılan büyük bıçak. Satır.

Daraba: İşyeri ve garaj kapılarında bulunan kendi içine dürülen metal kepenk.

Debiyak: Az önce, biraz önce. Bayak.
-Ökkeş’i gördün mü?
-Debiyak burdan geçti.

Deprengi: Çiğdem, çiriş, orkide gibi soğanlı bitkileri sökmeye yarayan alet. Depreşmek fiilinden türemiş olmalı. Bir örneğini Arıtaş Suçıkan Mağarası gezimizde kullanmıştık.

Dinelmek: Genellikle boş ve amaçsız bir şekilde ayakta durmak. Dikilmek.

Döl: Kaba tabirle erkek çocuk. Kuzey ilçelerde kullanılır.
-Bizim mahallenin dölleri iyi yüzer.

Dümbüldek: Yayla ve köylerde tereyağı yapımında kullanılan ahşap yayık.

E

Ede: Kahramanmaraş merkezde abi, erkek kardeş. Zamanla erkeklerin birbirine seslenme hitabı olmuştur.
-Edem! Nötin?
-Sagol ede. Sen nasılsın?

Elleham: Allahu alem. Allah bilir. Herhalde. Galiba.

Elöpen: Yavru ve küçük kertenkele. İnsanlar ellerine aldıklarında diliyle eli yaladığından bu isim verilmiştir. Kellenkeste.

Evrâç: Açık ekmeği sacın üstünde dönderip hareket ettirerek pişirmeye yarayan kılıca benzer yassı uzun tahta. Evirecek.

F

Firik: Arapça’dan geçmiş dilimize. Taze, olgunlaşmamış demektir. Tarhananın tam kurumamış, dondurmanın tam sertleşmemiş, buğdayın olgunlaşmamış olanına firik denir. Civcivin büyüğü tavuğun küçüğüne de annemin köyü Elbistan Akveren’de firik derler.

G

Gane: Musluk. Kuzey ilçelerde kullanılır.

Gendime: Dövülmüş buğday. Yarma.

Gıcırmaç: Uçları inip kalkarken merkezi etrafında da dönebilen ağaçtan yapılma tahterevalli. Dönerken ağaçların birbirine sürterek çıkardığı sesten almış ismini. Gıcırtmaç, Gıcırgaç şeklinde de kullanıldığı yerler var. Andırın’da cızzan denir.

Gildik: Afşin’de miskete verilen ad. Misket boyutunda yapılan gildik köfte isimli bir de yemek vardır.

Gişi: Evlilikte koca. Er kişi.

Gulle: Elbistan’da miskete verilen isim.

H

Habbap: Islak zeminde giyilen altı tahta üstü lastik açık terlik. Nalın. Takunya.

Hamur Yoğuran: Peygamber devesi. Böceğin ön kollarının duruşu teşt üstünde kollarını uzatıp hamur yoğuran kişilere benzediği için böyle adlandırılmış. Maraş’ta Kozludere Mahallesi’nde Alicikli bağlarında duydum.

Hayat: Köy evlerinin girişinde bulunan balkona benzeyen üstü kapalı yanları açık genellikle süllümle çıkılan bölüm. Örtme. Sundurma.

Hazın Damı: Eski evlerde genellikle mutfakla bağlantılı olan güneş görmeyen, erzak saklanan oda. Kiler. Hazine odasından evrilmiş olmalı.

Heri: Şaşırma ünlemi. Yav!
Gavur Gölü’ne bir metre kar yağmış.
-Yok heri!

Hele: İfadeyi pekiştirme için kullanılan ünlem.
Ömür boyu serçe bile vurmamış.
Beni vuracakmış bak ite hele.
(Mahzuni Şerif, Bana Dönek Demiş)

Horanta: Aile fertleri. Hane halkı.
-Yedi baş horanta yıkık hânede…
(Abdurrahim Karakoç, Doktor Bey)

Humsuluk Etmek: Meraklandırmak. Beklenti içine sokmak.Kuzey ilçelere kullanılır.
-Sana bir sır vereceğim. Biraz beklemen lazım.
-Humsuluk etme. Hemen söylesene.

I

İ

İntasi: En kötü durumda. Elbistan, Afşin ve Ekinözü’nde  kullanılır.
-Hadi acele et. Dolmuşu kaçıracağız.
-Kaçarsa kaçsın. İntasi taksiyle gideriz.

İrişgit: Et sucuğu.

J

K

Kaypancak: Oyun parklarında, toprak ya da kaya gibi doğada çocukların siyptiği yer. Kaydırak.

Karamet: İftira. Karamet etmek. İftira atmak, kara çalmak.

Karsamba: Gereksiz, fazla ve dağınıklığı sebep olan eşya.

Kelermek: Güneşte yanmak, sokmak. Kelerik: Güneş yanığı.

Kellenkeste: Kertenkele. Elöpen.

Keme: Mantar. Arapça’dan.

Keş: Genellikle yaylalarda yapılan ve dayanıklı olması için yoğun tuz içeren sert bir peynir türü. Kahramanmaraş’ta bu isimle bir yaylamız da vardır.

Kızan: 1. Ergenliğe ulaşmış erkek çocuk. 2. Çiftleşme dönemindeki kızgın hayvan.

Kösnü: Köstebek. Afşin Arıtaş‘da duydum ilk kez.

Kuzlacı: Gebe çiftlik hayvanı. Kuzulayıcı.

L

Lömlöm:
Elbistan’da iştahlı şekilde yemek yemeye verilen isim. İştahlı kişiye lömlömcü denir. Maraş merkezde lomlom şeklinde kullanılır.
-Lömlöm yuttun köfteleri.

M

Mahasiz: Patavatsız. Yerli yersiz konuşan kişi. Kendini beğenmiş.

Makat: Eski evlerde oturmak için tahtadan yapılan genellikle pencere önüne veya odanın kapıyı gören duvarına boydan boya yapılan sabit somya.

Malamat Olmak: Rezil olmak. Milletin diline düşmek.
-Sokak ortasında çöğdürülür mü? Bizi malamat edecek.
-Sorun olmaz. O daha çocuk. Altına mı yapsın.

N

Nötin: Nasilsin. Ne yapiyorsun. Kahramanmaraş merkezde kullanılır.
-Edem! Nötin?
-Sagol ede. Sen nasılsın?

O

Omusilli: Çok iyi. Çok güzel.

Ö

Ötaçe: Suyun karşı kıyısı. Öte geçe. Ceyhan’ın ikiye ayırdığı Elbistan’da kullanılır.

Ötean: Geçenlerde. Geçen gün. Nurhak, Elbistan ve kuzey ilçelerde kullanılır. Ötân.
-Ötean İcmeler‘de Ali’yle karşılaştım.

Ötürük: İshal. Amel.

P

R

S

Satır: Elbistan ve Afşin’de metal kovaya verilen ad. Bakraç.

Seyiplemek: Hayvanı veya insanı geçici süreliğine özgür bırakmak.
-Mehmet Emmi davarları seyiplemiş. Bizim lahana tarlasına girmişler.

Sırınsı: Güneşte ipe serilerek kurutulmuş et. Afşin Mehre köyünde duydum bu kelimeyi. Günümüzde eti muhafaza etmede bu yöntem kullanılmasa da kelime bazı deyimlerde yaşıyor. Örneğin, iştah açıcı kokular için kullanılan: “sırınsı gibi kokmak”

Siflenmek: Gözden uzakta, kuytu yerlerde gizli saklı iş çevirmek. Sifli.
-Çetin’i bulamıyorum. Yine nerede sifleniyor acaba?

Sitil: Küçük bakraç.

Siypmek: Karda veya kaypancakda kaymak. Bazı yörelerde siipmek, sıypmak formalarında da kullanılır.
-Kış gelince haftasonu herkes Yedikuyular’a siypmeye gider.

Su iti: Nehirlerin şehirlere yakın bölümlerinde yaşayan büyük fare. Cardın. (Elbistan)

Süllüm: Merdiven.

Ş

Şor: Merkez ve güney ilçelerde konuşma, muhabbet, laf, söz. Şor vermek. Cor.
Ede hele şor verin.

T

Tama: Hani, Hani ya.
-Tama vatandaşdık, gardaşdık tama. (Abdurrahim Karakoç, Doktor Bey)

Teleme: Yaban inciri ve taze sağılmış keçi sütüyle yapılan çoban yiyeceği.

Teşt: Genellikle hamur yoğurmak için kullanılan geniş fazla derin olmayan madeni kap.

Tummak: Tüm vücutla suyun içine dalmak.

U

Ü

V

Vızırdak: 3-4 cm boylarında beyaz benekleri olan siyah kanatlı bir böcek. Alaus Oculatus. Takla böceği. Çocukluğumu geçirdiğim Elbistan’da Vızırdakla ilgili birçok anım var.

Y

Z

Yusuf

Bilal'in babası... Mühendis, Elbistan, Bisiklet, Doğa, Tarih

Maraşça: Maraş Sözlüğü, Kelimeleri, Şivesi ve Deyişleri” için 2 yorum

  • 8 Haziran 2017 tarihinde, saat 11:25
    Permalink

    Tama değil de taman olmayacak mı ❓

    Yanıtla
    • 8 Haziran 2017 tarihinde, saat 16:56
      Permalink

      Örnekteki Karakoç şiirinde olduğu gibi Elbistan, Ekinözü, Afşin, Nurhak taraflarında “tama” kullanılır. “Taman” şeklinde kullanımını Kayseri’de duymuştum. Siz hangi bölgede bu haliyle kullanıyorsunuz?

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir